Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 5 > KILAVUZU "AKLI KARIŞIK" OLANIN ?! -1- 309

Aklı karışıklar ikiye ayrılır. Gerçekten aklı karışıklar ve aklı karışık görünümlü, akıl karıştıranlar.

Akıl karışıklığı, herhangi bir düşünce ve anlayışa, doğası dışında yaklaşmayla oluşur.

Fıtratı çerçevesinde yaklaşım; o şeyin varlık nedeninin ne olduğunu okuyup, anlamak mertebesinden başlar. Daha sonra, bu nedenin gerçekleştirilmesi için zorunlu olan; ilkeler, sınırlar, ölçüler, değerler, hukuk, kaynaklar, sistem vb. olgularla devam eden bir sistematiğe, ilişki, bağlam ve anlam bütünlüğüne sahip bir süreçle devam eder.

Bu nedenle, fıtratla özdeş yaklaşımda kafa karışıklığı olmaz.

Kafa karışıklığı, fıtratı oluşturan unsurlar arasındaki anlam ve ilişki bütünlüğünün bozulması ile başlar.

Her unsur, diğerlerinden bağımsız, müstakil olarak ele alınıp, yeniden bir anlam, bağlam ve ilişki tarifine tabi tutulur.

Artık sistem bütünlüğü bozulmuş ve düşünce de kaos başlamıştır.

Bunun iki nedeni olabilir.

Masum olan neden, düşünmenin doğasına uygun bir sistematiği ve usulleri bilmemektir.

İkincisi ise bilinçli bir kafa karışıklığı oluşturmak gayesidir.

Birincinin etkisi, sonunda; sahih, bütüncül ve etkili bir düşünce ve inanç elde edememektir. Bunun bedeli ise özgürlüğün kaybı, kula kulluk ve ahsenü amel işleyememektir.

İkincisinde de benzer sonuçlar oluşur. Fakat bu kere oluşan düşünce ve anlayış, kafa karıştırıcının oluşturmayı hedeflediği olacaktır.

Bunun istisnası yoktur. Hayat, din, Kuran, peygamberlik müessesi ve diğer tüm olgu, oluş, varlık ve ilişki için de durum budur.

Kuranı anlamak adına, büyük cerbezelerle ortaya koyulan ve bir tez olduğu ifadesiyle pazarlanan şeyin, son kertede, Kuranın kadük olduğu sonucuna ulaşması; Allah'ın vahyi ve kevni ayetlerinin birbirleriyle ilintisiz olduğu tezi, bir kafa karışıklığı örneğidir.

Ancak bu tezi ortaya atanın, savunup, yayanın, bunun peşinden gidenin, en azından tereddüte düşenin kafa karışıklıkları, hangi kafa karışıklığı kategorisine girer, üzerinde iyi düşünmek lazımdır.

Peygambere bağlılık eksenli bir epistemolojik yaklaşımla; Hz. Peygamberi ve Allah'ın hükümlerini fiilen devre dışı bırakan bir akıl karışıklığı ne yana düşer.

Sistemleri, "fıtri hükümlerle inşa etmek" niyet ve beyanıyla çalışırken; eldeki kutsalları, sistemde pozisyon alabilmek için kullanmak, ne menem bir akıl karışıklığına delalet eder.

Allah'a kulluk ve şeytana düşmanlık teziyle, tam tersi bir pozisyona sürüklenmek, nasıl bir akıl karışıklığını tarif eder.

Masum kafa karışıklığı, okumayı, kökten yani fıtri/dini bilgi üzerinden yap(a)mamaktan kaynaklanır.

Dini bilgiden başlayan ve fıtri sistematikle yapılacak okumalarda kafa karışmaz. Sadece sahihlik problemi söz konusu olabilir. Bu da, eğer dini bilgi, Allah'ın hükümleri yani fıtratın bilgisiyse, ortadan kalkar.

Bu nedenle en ağır saldırı ve en büyük kafa karışıklığı, din kavramı ve fonksiyonları üzerine gerçekleştirilmektedir.

Din kavramı üzerindeki kafa karışıklığı, temelden başlayan sistematik okumayı engellediği için; bundan sonraki bütün anlamak ve algılamak süreçlerinde kafa karışıklığını devam ettirebilmek etkisine sahiptir.

Bu, öyle büyük ve karmaşık bir kafa karışıklığı oluşturmaktadır ki; buna sahip olanlar asla bu ihtimali sorgulamamakta ve sorgulayanlara da düşman olmaktadırlar.

Din kavramı ve fonksiyonları üzerinde oluşturulan ve konsolide edilen kafa karışıklığı, şeytanın şah stratejilerinden birisidir.

Bunu gerçekleştirebilmesi için kullandığı en güçlü yöntem HAPÇILIKTIR.

Bu yöntem, Allah'ın vahyi, kevni ve akıl ayetlerini, fıtratı mucibince kullandırmamayı esas alır.

Yani insanlar, durumları değerlendirip, anlamlandırmak ve buna ilişkin bir tutum geliştirmek için, Allah'ın vahyi ve kevni ayetleri çerçevesinde, aklederek ve bir sistematik dahilinde bir netice almaya çalışmazlarsa, geriye; başkalarının geliştirip, oluşturduğu sonuçları, hap gibi almaktan başka bir şey kalmaz.

Hapçılık, böyle bir usul yoksunluğu ve akletmemek tembelliği ile başlar. Daha sonra bu ahlaka döner.

Artık kişinin, kendisini, durumu anlamaya ve anlamlandırmaya ilişkin bizatihi sorumlu ve muhatap olması gerektiği inancı ortadan kalkar.

Bundan sonrası yoksunluk safahatıdır. İşte uyuşturucu baronlarının ve torbacıların devreye girdiği nokta burasıdır.

Bu bir arz talep meselesidir. Eğer talep oluşmuşsa elbette arz gelecektir.

Hapçılığın psikopatolojisinde kaçış vardır. Kafası karışık, gönlü bulanıklar; sorumluluklarını yüklenip, mücadelerini vermek yerine, korkup-kaçmayı tercih ederler. Hap, onlara bu imkanı sağlar. Bunu da, düşünme ve akletme melekelerini geçici olarak dumura uğratarak yapar.

Sosyal hapçılık ta aynı nedenlere dayanır.

Sahih kaynaklardan, aklederek, anlayış geliştirerek, sorumluluk yüklenmeyi istemeyenler; başkalarının, kendilerine hap gibi sundukları anlam ve anlayışları alarak, hiçbir sorumluluk yüklenmeksizin hayata devam etmeyi tercih etmelerinden meydana gelir.

Bu nedenle, sahih bir amaca ve herhangi bir etkin fonksiyona matuf olmaksızın, başkalarının ürettiği bilgiyi elde etmek çabası içerisindedir. Bu talep te genellikle, bilginin, bir inşanın malzemesi olması niyetinin ve sahihliğinden emin olduracak filtrelerin olmaması ile gerçekleşir. Bu nedenle sınırsız tüketim, erdem olarak tarif edilir.

Oysaki altında yatan gizli neden, bizatihi muhatap ve sorumlu olduğu süreci, başkalarına havale edip, edilgen ve sorumsuz pozisyonu devam ettirebilmektir.

Bu da sosyal hapçılık düzenin devamına imkan sağlar.

Sosyal hapçılığın ortaya çıkarttığı birincil sonuçlar; kafa karışıklığı, güdül(en)me, nesneleşme, özgürlük ve irade kaybı türü hususlardır. Bunlardan da daha ağır neticeler doğar.

Akıl karışıklığını oluşturan nedenler, sonuçları ve kurtulma çareleri, halimizle ilgili öncelikli stratejik hususlar arasındadır. Bu nedenle, önemine özdeş bir ciddiyetle üzerinde durmak hayatidir.

Akıl karışıklığını oluşturan diğer önemli nedenlerden bir tanesi de
sahih bir bilgi teorisine sahip olmamaktır.

Bu hususu bir sonraki yazıda ele alalım inşallah.


Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr