Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 2 > ARİZONA KERTENKELELERİNE DİKKAT

ARİZONA KERTENKELELERİNE DİKKAT

Bir dik üçgenin, üç köşesindeki masalara oturmuştuk.

Hemen sağımdaki masada dört kişi oturuyordu. Hepsini bir yerlerden tanıyordum.

Takım elbiseli, kravatlı olan, iktidar partisinin milletvekillerinden birisi idi. Kaşkolu önce ikiye katlamış ve boynuna doladığı uçlardan birisini, diğerinin içinden geçirmiş, deri omuz çantası olansa yazardı. Diğer ikisi ise akademisyen. Bir tanesi ilahiyat, diğeri ise felsefe hocalığı yapıyordu.

Gelelim üçgenin diğer köşesindeki masaya. Bir erkek ve kız yeni oturuyorlardı. İkisi de toplumun, marjinal, aykırı diye tasnif ettikleri gruba giriyordu herhalde.

Erkek olanın saçları yanlardan çok kısa kesilmiş fakat ortası, önden arkaya doğru, kullana kullana aşınmış fırçaya benziyordu.

Kız ise siyah giyinmişti. Dudak boyası, göz kenarları bile siyahtı. Ayrıca dudakta, burunda, kulakta bolca piercing vardı.

Bunlar masaya oturunca, diğer masadakilerin dikkati otomatikman buraya yöneldi.

Bir tanesi alçak bir sesle; "bu tiplere Arizona kertenkelesi diyorlar" dedi.

Milletvekili olansa; "birader bunlar resmen besmelesiz. İmkan bulsam nikah sırasında besmele çekmenin ne kadar önemli olduğunu anlatacak bir şeyler yaptırırdım" diye konuştu.

Her ne kadar alçak sesle konuşmaya çalışsalar da, ben konuşulanları işittim, elbette diğer masadakiler de.

Bu arada Arizona kertenkelesi yerinden kalktı ve diğer masaya doğru yürüdü.

"Merhaba" dedi. "Ben bir imam çocuğuyum."

" Ulan madem imam çocuğusun, ne halt etmeye.." diye tepki gösterdi milletvekili.

Delikanlı umursamadı ve sözünü keserek oturmak için izin istedi. Masaya buyur ettiler.

Oturunca; "kız arkadaşımı da çağırabilir miyim? Muhtemelen siz ona da, şeytana tapan diyeceksiniz fakat belki size de tanışmak ilginç gelebilir."

Milletvekili; " nerelisin sen?" Diye sordu. "Karadeniz'liyim" dedi delikanlı. "Ula Karadeniz'den de böyle adam çıkmaz ya, sen nasıl oldun?"

"Ne iş yaparsın? Neyle uğraşırsın?" Diye sordu, diğerlerinden birisi.

Delikanlı; " Uluslararası İlişkileri bitirdim, psikolojide de yan dal yaptım. Bu yıl mastıra başlayacağım." " Neyle uğraştığıma gelince; tebliğ ve irşad çalışmaları yapıyorum, arkadaşım da öyle."

Yazar ve akademisyen kahkaha attılar. Diğer akademisyen ihtiyatlı bir sükunet içerisinde idi. Milletvekili ise; " s..... git, kalk şu masadan" diye tepki gösterdi. Diğerleri de ona tepki gösterip, "misafirimiz" dediler.

İlahiyat hocası istihza ile; " ne tebliğ ediyorsunuz?" Diye sordu.

"Masamıza oturduğumuz andan itibaren biz tebliğ etmeye başladık" dedi delikanlı.

Kafası biraz kırık herhalde düşüncesi ile tekrar sordu; "biz niye fark etmedik, bir şey anlamadık sizin tebliğinizden?"

"Ne yapabilirim? Allah'ın işittirmediği, işitemez, göstermediği göremez, inandırmadığı inanamaz" dedi, Arizona kertenkelesi.

Masanın ortasına taşı vurmuş, herşey darmadağınık olmuştu.

Bu kere daha ihtiyatlı ve saygılı bir dille sordu, yazar olan. "Siz ne dediniz de biz işitmedik? Anlamadık?"

"Saçımız, kıyafetimiz, halimiz size neyi anlatıyor?" Beklemeden cevabını kendisi verdi. "Hey görmediğiniz ben buradayım, varım, insanım, şahsiyetim ve hatta Allah'ın kuluyum."

Saç, kıyafet ya da bende size aykırı gelen herşey aslında bir "hişt" anlamı taşıyor. Sizce, normal görmediklerinize karşı tavrınız; yok saymak, eleştiri, suçlamak, yargılamak, ötekileştirmek olunca; buna karşı, kakafoni içerisinde; konuşmanın, yazmanın, tartışmanın bir etkisi kalmadı. Ben böyle "hişt" diyorum, başkaları da, başka biçimde.

"İyi de bunun tebliğ ve irşatla ne ilgisi var?"

"Ben diyorum ki; "koyduğun normlar belki de senin görmeni, duymanı engelliyordur. Siz beni, Allah'ın şerefli yarattığı insan olarak değil de, normlarınıza aykırı bir yaratık olarak gördünüz. O nedenle gıybet etmek, dalga geçmek, aşağılamak, saygısızlık etmekten imtina etmediniz. Biz de sizin kıyafetlerinizin ifade ettiği ruh hallerinizi ve kişilik durumlarınızı; bize karşı tutumlarınızı dikkate almadan; sizleri şerefli insanlar vasfı ile görüp, size yaklaştık ve iletişim geliştirmeye çalışıyoruz."

İlgi Arizona kertenkelesine odaklanmaya başlamıştı.

Şimdi soruyorum sizlere; "insanın varoluş nedenine ve özelliklerine daha yakın olan, benim halim mi? Yoksa sizin kendi çalışma alanlarınızda yaptıklarınız mı?"

Olay, zülfüyare dokunmaya başlamıştı. Kertenkelenin anlatmaya çalıştıklarından henüz bir şey anlamadılarsa da, bu son meydan okuyuş biraz can sıkıcı idi.

"Ne varmış bizim çalışmalarımız da?"

"Her hal bir lisandır ve dil lisanının anlatamadığının çok mislini anlatır."

"Mesela siz siyasi sürecinizin hal lisanı ile söylediklerini dinliyor musunuz? İşitiyor musunuz?

"Bu ne demek şimdi?"

"Birkaç örnek vereyim. Mesela başlangıcınızdan bu yana hakkınızda hüsnü zan besleyip, destek olan fakat sonra hayal kırıklığı ile uzaklaşan hangi gruplar vardı? Ne için yaklaştılar? Neden uzaklaştılar? Sizin, başlangıç noktanızdaki tezleriniz, duygularınız ve halinizle, bugün arasındaki açı farkı kaç derecedir?"

Milletvekili kızmaya başlamıştı fakat kertenkelenin susmaya niyeti yoktu.

"Bu açı farkının oluşması için hangi evrelerden geçtiniz? Belki bu sorulara karşı savunma niyetli propagandif cevaplar vermeye çalışacaksanız, o zaman son sorum; başlangıçta sizin gibi düşünüp, inanan yani sizin temelinizi oluşturan insanlardan, özellikle okuyup, düşünenlerin yarısından fazlasının desteğini kaybettiniz. Seçimlerdeki kayıp ve kaymalar size ne anlattı, siz ne anladınız? Daha, sizin mahallenin, sizin tercih ettiğiniz siyasetin anlam ve meşruiyeti üzerindeki tartışmalarını işitip, işitmediğinizi sormuyorum."

Hızını almıştı, derin bir nefes aldı ve devam etti.

Bu kere İlahiyat hocasına dönmüştü; "mesela, sizin okutup mezun ettiğiniz öğrencilerin; hayata ve insanlara; İslamın anlam ve inşa hükümleri ile önerdiği veya üretip sunduğu şeylerin toplandığı bir kitap olduğuna dair bir bilginiz var mı? Eğer yoksa bu halin size anlattıklarından ne anlıyorsunuz?"

"Bak biz halimizle birşeyler söylüyor ve bunu basamak yapıp, birşeyler de yapmaya çalışıyoruz. Siz bunu tebliğ gibi görmüyorsanız ya; o zaman size, hale değer verip, okumayı öğrenmek gerekir herhalde diyorum. Zira hal en güçlü tebliğ ve irşad aracıdır."

Tam gaz devam ediyordu. "Siz.."

Benim artık kalkmam gerekiyordu, bundan sonrasını dinleyemedim fakat anladım ki, Arizona kertenkelelerine dikkat etmek gerekiyor.


Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr