Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 1 > BEŞ SAHNE TERAPİSİ

BEŞ SAHNE TERAPİSİ

 
Psikolojik sıkıntı sınıra ulaşmıştı. Psikolog ve psikiyatrlara, tarif edemediği bir güvensizliğe sahip olduğu için gitmek istemiyordu.
 
Bir terapist önerdiler, ilginç yöntemleri olan.
 
Terapist, rahat bir koltuğa oturmasını ve gözlerini kapatmasını söylüyordu.
 
Daha sonra aklına gelen ilk üç basamaklı sayıyı içinden yirmi defa tekrarlayıp gözlerini açacak ve gözlerinin önüne gelen ilk sahneyi anlatacaktı.
 
Bu durum beş kez tekrarlanacaktı. Bu nedenle beş sahne terapisi adı verilmişti.
 
Sonunda terapist beş sahneyi analiz edip, yorumlayacak ve çözümler üzerinde konuşacaklardı.
 
Sıkıntılı adam bu durumu beş kez tekrarladı ve gözünde canlanan sahneleri anlattı.
 
Sahne 1.
 
Çocukluktan beri tanıdığı kadını yol kenarında görür, fahişelik yapıyordur. Bir ara kaybolmuş ve bir daha kimse ondan haber alamamıştır.
 
Merhamet duyguları uyanır. Arabayı durdurur ve kadına doğru yürür.
- "Hatice abla" der.
Kadın birden afallar ve şaşkınlıkla ona döner.
Gözü yaşlı genç adam;
- "Hadi abla bin arabaya, seni bu hayattan kurtarayım."
- "Yok be koçum, biz alıştık bu hayata, bize bundan başkası yok" der ve önünde duran arabaya biner "fahişeleşmiş" kadın.
 
Sahne 2.
 
Yer bir esir kampı. İnsanlar hayvan yerine kullanılıyorlar. Kadınlar sermeye olarak satılıyor. Elindekiler ise üstte bir dam, dört duvar, yemek.
 
Tel örgüyü bir biçimde delip, kampa giren bir adam, birkaç esirle kuytuda konuşuyor.
 
- "Bunlar o kadar güçlü değil. Sadece sizi korkutup, sindirmişler. Eğer söylediklerime kulak verip, bana destek olursanız buradan kurtulma imkanınız var."
 
- "Yok be kardeşim, bizim bir şey yapmaya gücümüz yok. Bu bizim kaderimiz, çekeceğiz" dedi "ruhu köleleşmiş" adam. O sırada kız kardeşi bir başkasının kulübesinden çıkıyordu, eteklerini düzelterek.
 
Sahne 3.
 
Yüz yıllık evlerini yıkıyor, ailesini dipçiklerle dövüyorlardı.
 
Birisi babasına ateş ediyor. İkisi, annesi ve kız kardeşini sürükleyerek kamyona götürüyordu. İki küçük kardeşi de diğerleri tarafından kapalı arabaya bindiriliyordu.
 
Karşıdaki büyük ağacın arkasına gizlenmiş olan genç adam bunları gözlüyordu fakat korkusundan paralize olmuştu.
 
Oysa hem o zamana kadar, hem de o anda yapabilecekleri vardı.
 
Fakat o, bir yandan, bir gün mutlaka bunun intikamını alacağını ve güzel günlere kavuşacağını hayal ediyordu. Diğer yandan ağacın gövdesine acı bir şiir kazıyordu. Çantadaki ekmeğini yerken, birgün mutlaka diyordu; "korkak oğlan". 
 
Annesini ve kız kardeşini kamyona sürüklüyorlardı.
 
Sahne 4.
 
Birisi kazandıklarını sayıyordu, bir tarafta ve yazıyordu bir kağıda.
 
"Bir araba, bir ev, hükümet işi, adam yerine konulma,..."
 
Diğerleri ise bunun sattıklarını kamyona yüklüyorlardı. İçlerinden birisi ise elindeki listeden kontrol ediyor ve yüklemeye nezaret ediyordu. Bu kişide, satanla aynı aileden di.
 
- " iki çuval şeref, dört koli özgürlük, bir kavanoz şahsiyet, dört kutu din, bir poşet vatan, ..."
 
- " Kısa ömrüm karı" diyordu, " şizofren ahmak."
 
Sahne 5.
 
Aynı kitabı okudular, aynı sıkıntıları çektiler, aynı hayata maruz kaldılar, aynı lafları konuştular.
 
İçlerinden çok az bir bölümü bunlardan uyandılar ve yapılacak şeyler var dediler. Umutlandılar, heyecanlandılar ve herkesi topladılar.
 
- " Kardeşler şu gördükleriniz, bize bunları yapanlar. Şunlar da maruz kaldıklarımız. Bunlar da yapabileceklerimiz. Gün artık susmak ve gerekenleri yapmak zamanıdır."
 
Önce büyük bir suskunluk. Konuşan adam umutlandı çünkü önce artık susmak gerekir demişti.
 
Fakat sonra hepsi arkasını döndü ve ters yöne yürümeye başladı kalabalık.
 
- " Hey nereye? diye" bağırdı kalabalığa.
 
- "Sen ve Rabbın gidin ve savaşın, biz yokuz" dedi,"satan adam."
 
Yine Rabbi ve O'na sadık bir kaç kişi kalmıştı ortada, bu sözün söylendiği ilk andan beri olduğu gibi.
 
 
Evet üstad dedi ne diyorsunuz?
 
Terapist secdeye kapanmış, gözyaşları içinde tevbe ediyordu.

Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr