Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 3 > BİR AHLAKSIZLIK ANATOMİSİ -1-

BİR AHLAKSIZLIK ANATOMİSİ -1-

Her ayın ilk Perşembesi olduğu gibi, bu Perşembede yirmi kişilik bir masa etrafında toplanmışlardı.

Masanın müdavimleri ve her toplantı da yeni katılanlar vardı.

Bu ayki konu “ahlaksızlığın anatomisi” idi.

Format; önce moderatörün bir başlangıç sunumu yapması, daha sonra da müzakere edilmesi biçimindeydi.

Moderatörlüğü hep aynı kişi yapıyordu.

Toplantı başladı ve moderatör henüz birkaç kelime etmişti ki, yeni katılan bir adam bağırdı; “bu konudaki bir toplantıyı siz yönetemezsiniz.”

Ortalık buz kesmişti. Moderatör; “neden?” Diye sordu.

“Sizin, yirmi yıllık ortağınıza büyük bir kazık atarak terk ettiğiniz söyleniyor. Bu büyük bir ahlaksızlıktır. Bunu yapanın ahlakla ilgili bir toplantı yönetmesi uygun olmaz.”

Moderatör önce, hiçbir şey söylemedi, acaba nasıl bir tavır koyacaklar merakı ile diğer katılımcıları süzdü.

Çoğunluk suskunluk içerisindeydiler. Yeni katılımcılardan bir ikisi; “durum böyleyse” mealinde mırıldandılar.

Moderatör bir müddet sonra konuşmaya başladı.

“Bu çıkışı yapan arkadaşa öncelikle teşekkür ediyorum. Karnından konuşan kalabalıklara karşın, düşüncesini muhatabın yüzüne söylemek cesaretini gösterdi. Ayrıca bu günkü konunun zeminini de oluşturmuş oldu.”

Sonra itiraz eden adama döndü ve birkaç soru sorma izni istedi.

“Beni tanır mısınız? Ne iş yaparım? Kaç çocuğum var? Hangi okullar da okudum? Sizinle hiç yolculuk yaptık mı? Ortaklığımız oldu mu? Hatta hiç yemek yedik mi? Bu hususu bizatihi müşahede ettiniz mi? Yakini ve müdellel bilgiye sahip misiniz? Taraflarla konuştunuz mu?”

Adam bu soruların hepsine olumsuz cevaplar verdi.

“O zaman benim böyle bir ahlaksızlık yaptığı mı nereden biliyorsunuz? Nasıl emin olabiliyor sunuz?”

“Nereye gitsem bu mesele konuşuluyor. Tanıdığım çok itibarlı insanlar bile bu mevzuyu konuşuyorlar.”

“Anladım. Başka bir soru; siz Müslümansınız, sizin inandığınız dine göre bir kişiyi yargılayıp, suçlamanın ilkeleri, ölçüleri var mıdır? Yoksa istediğiniz gibi davranabilir misiniz?”

“Bunlar belli zaten sormaya gerek var mı?”

“Arkadaşlar, ahlaksızlığın anatomisini bu örnek üzerinden konuşmaya başlayalım.”

“Muhtemel kriterlerden birisi emin olmaktır. Siz benim böyle bir ahlaksızlığı yaptığımdan nasıl emin olabiliyorsunuz? Elinizde iki kriter var. Birisi, bir çok kişinin bu mevzuyu konuşması, diğeri de, sizce itibarlı kişilerden de bu konuyu konuşanların olması.”

“Şimdi ikinciden başlayalım. Acaba bu itibarlı arkadaşlar beni tanıyorlar mı?”

“Nereden bileyim sizi tanıyıp, tanımadıklarını.”

“Uygun bulmadığı bir şeyi cesurca söyleyebilmek erdemini gösteren birisi elbette büyük bir yanlışın, ayıpın, iftira kampanyasının içerisinde olmak istemez herhalde. Bunun için sizin bu itibarlı arkadaşların birkaçını arayıp, beni tanıyıp, tanımadıklarını; bu meseleyi nasıl bildiklerini sormanız lazım.”

Sıkılmaya başlayan adam, diğerlerinin de zorlayıcı bakışları karşısında aramak zorunda kaldı. Aradığı üç kişiden, yakinen tanımadıkları ve meseleyi etrafın konuşmalarından öğrendikleri, cevabını aldı.

“Meselenin farklı yönlerini konuşabilmek için, burasını hızlı geçelim. Bu konuda konuşanların tamamına sorsanız, birkaç istisna dışındakilerden benzer cevaplar alacaksınız. İstisnalardan birisi eski ortağım. Başlangıç odur. Ortaklık yaptığımız yıllarda bazı sıkıntılı yönlerini tolere ettim fakat nihayetinde büyük bir istismarını yakalayınca ortaklığı bitirdim. Benim bunu insanlara anlatacağım zannı ve korkusu ile ön almaya çalışıp, bu iftira kampanyasını başlattı. Diğer iki istisna da bunun yayılmasına öncülük ettiler. Arzu eden bu hususu araştırabilir.”

“Buradan konuyu detaylandırabiliriz. Önce taraflara ve nedenlerine bakalım.

Öncelikle eski ortağım, nedenini söyledim.

Sonra konunun yayılmasını sağlayan iki kişi. Bunlar beni iyi tanırlar. Hele öncülük yapan bir tanesi ile ilişkimiz farklı boyutlardadır. 

Beni tanımadıkları ve meselenin aslını bilmedikleri halde konuyu konuşup, yaygınlaştıranlar.

Bu hususu işitip, yaymayan fakat müdahale edip; ya siz ne yapıyorsunuz? Diye itiraz etmeyenler; ya da, böyle olmaz işin aslını araştırıp, hakikati ortaya çıkartmak için çaba göstermeyenler.

Bu işten mağdur olan ben ve ailem.

Bu husus nedeniyle, benim vasıtamla gerçekleşebilecek bazı hayırları erteleyip, engel olanlar.

Böyle bir örnekte, işi Allah’a ve Peygambere götürmeden, kendi hüküm ve mülahazaları ile tavır belirleyen, emr-i bi’l ma’ruf, nehy-i anil münkerden yapmayan kocaman bir topluluk.”

“Konuyu detaylandırırken bunların hepsini; hükümler, nedenler, sonuçlar ve etkileri üzerinden müzakere etmemiz gerekiyor” dedi ve sözü diğer katılımcılara bıraktı, moderatör.

 


Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr