Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 2 > BİR DÜŞÜŞÜN ŞAŞKINLIĞI

BİR DÜŞÜŞÜN ŞAŞKINLIĞI

“Değneksiz zannedilen köyün asıl sahiplerinden ihtar” isimli bir yazıya niyetlenmiştim.

Yaratıldığım bu coğrafyada, topraklarda, ülkede yaşamanın üzerime yüklediği ağır sorumluluklardan bahsedip; bostana selamsız ve destursuz girmeye alışmış ve bunu müktesep hak görenlere, ikaz babından iki çift laf edecektim.

Yollarda, sokaklarda daha sık görmeye başladığımız, ümmetin farklı renklerinin ne kadar sevince sebep olduğundan bahsederken; dünya üzerinde mevcut hale düşürülmemize katkısı olan, “bizlere” ağız dolusu söylemeye niyetleniyordum.

Köyü değneksiz zannederek , İslam’ın, Müslüman’ların, insanların üzerinde tepinip, bunu da dava diye yutturmaya çalışanlara; zanlarının bedellerini bir gün ödeyeceklerinden emin olmalarını telkin etmek istiyordum.

Allah’ın şerefli yarattıklarının doğalarına, yaratılıştan gelen hak ve potansiyellerine karşı yürütülen aşağılık taaruzların müsebbiplerine de; değneksizlik zannı doğru değildir hatırlatması yapmak istiyordum.

Haklarındaki hüsnü zanları ve kendilerine açılan kredileri; çerçi tezgahlarında üç paraya satanlara; bunun sınırsız olmayacağını ve gün gelip, yok zannettiklerinin, var olduğuna acı bir biçimde şahit olabileceklerini yazmak istiyordum.

Şeytan ve ekolleri ile iş tutupta bunu yeşile boyanmış vitrinlerle gizlediklerini zannedenlere; yok olduğunu zannettiğiniz değneklerin bir gün bu vitrinleri kırabilmek ihtimallerinden de bahsedecektim.

Oyunda oynaşta olupta, bunun farkında olmadan, düşünmeden, erdem tabelaları takanlara ise, yenilen hurmaların mutlaka fonksiyonlarını icra edeceklerini akıldan çıkartmamalarını söyleyecektim.

Hak, hukuk, hakikat, adalet dükkanına, züccaciye dükkanı muamelesi çeken fillere, yok zannettikleriniz, zamanı gelince topluca ortaya çıkabilir diyecektim.

Böyle zannedenlerin, zanlarının birden, farklı bir yakine dönüşüp, ummadıklarına nasıl kavuştuklarını hatırlatıp; bu hakka sadece, o duruma maruz kalanların sahip olmadıklarını; hakeden herkesin, adil bir şekilde hakettiklerine kavuşacaklarından şüphe duymamalarını söyleyecektim.

Adil-i mutlak olan Allah’ı hatırlatıp, kendilerini emniyet içinde hissetmemelerini telkin edecektim.

Bunları; cesurca, açık, sarih ve örnekleri ile yazacaktım.

Tam bu niyet içerisinde iken iki farklı toplantıya katıldım. Katılımcıların bir çoğunu uzun yıllardır tanıdığım toplantılara.

Konuşmaları dinledim. Kalbim sıkıştı, gönlüm daraldı. Kendimi birden yapayalnız, şüpheye düşmüş ve henüz bu yazıyı yazmak hakkına sahip olmayan birisi gibi hissettim.

Yoksa değneği olmayan köy anlayışı bir zandan ibaret değil miydi?

Hasbunallahu ve ni’mel vekil.


Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr