Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 4 > BİR FİLOZOF DELİNİN MEYDAN NUTUKLARI
BİR FİLOZOF DELİNİN MEYDAN NUTUKLARI

Üstad, bir taraftan umursamadı, bu işlerin gideceği yeri merak etti. Diğer taraftan müsebbipleri, muktedir görmediği için; muktedirin hükmünün, hikmetini görmek ve hükme rıza için hiç müdahele etmedi.

Allah'ın duyurmadığına, işittirme çabasının beyhudeliğinden; çabalarını, onun için, işitmesi en önemli olana yöneltti. İçine döndü ve yüzünü ağyardan çevirdi.

İşitmeyenlerin, anlayamacakları gerçeğinden çıkışla, diğerleri bu durumu bir sorun olarak gördüler. Bir işitmemişe görünmesi için baskı yaptılar. Üstad önemsemedi, dediklerini yaptı.

Üstada sorular sordu ve testler uyguladı. Ezberi üzerinden teşhisi koydu; "majör depresyon."

Şeytan, işitmeyenlere fısıldadı. Bunu duydular ve duymayla, işitmenin aynı şey olmadığı bir daha ayan oldu.

Sonrasının, başlangıcı bu teşhis oldu. Zira üstadın, hakikatine göre tasarruf ettiği işlerin, diğerleri için başka bir anlam ve kıymeti vardı.

Üstadın, ağyarla irtibatini istedikleri gibi kurduramayınca, hukuki irtibatı da kopartmak istediler.

Şeytanla ortak bir avukatın yol göstericiliği ile üstadın tımarhanedeki tedris süreci başladı.

İşte benim, üstadı ziyaret vesilesi ile tımarhane ile tanışıp, müşerref oluşum böyle oldu. Zira, daha önce özgürlüğü kısıtlandığı için ziyaret edemediğim üstad, özgürlüğünü kazanınca, bende fırsatı değerlendirdim.

Filozof deliyi de bu ziyarette tanıdım. Üstadın hürmetine mazhar olmuş bu kişi, benim de ilgime mazhar olmuştu.

Büyük ziyaret salonunun ortasına bir sandalye koymuş ve üzerine çıkmıştı.

Sanki merkezi bir yayın sisteminden, dünyada ki bütün insanlara, hakikatleri en yalın ve sade haliyle anlatıyormuş havasında konuşuyordu.

En bilge, en samimi, en yetkin, en eyvallahsız bir filozof gibi.

" Ey nefsin delileri, Allah'ın delisine kulak verin ve dinleyin."

"Ulan kitapsızlar; yo yo küfür etmiyorum. Kitaptan yüz çevirdiğiniz için. İşte bunun için şeytanın şebeği oldunuz."

"Hadi kendinizi kandırdınız. Andavallılar da yedi söylediklerinizi. Aldanmayacak karşısında ne olacak haliniz."

"Ben, bencilliklerinizden dolayı sadece içinizdeki karanlıklara baktığınızı görüyorum. Siz baktığınız karanlıklarınız nedeniyle göremiyorsunuz."

" Hadi çıkın ortaya; sözü düz, özü aydınlık, kendine sırtını dönünce, enseyi ürpertmeyenler."

" Ortaya çıkmamak erdem değil. İnsanlar yok zannediyorlar. Zanna sürüklemek günahtır." Bunu söylerken üstada doğru dönmüştü.

" Oyunu sevenler, oynayanlara imrenenler hiç bir zaman büyümeyecekler, anlayamayacaklar ve bir oyunun oyuncağı olacaklar."

" Mezardan sonraya havale edilebilecek banka hesabı yok. Orada, bunları kullanamayacaksınız. Ama bunların hesapları anında havale ediliyorlar. Yığdıklarınız, belâlarınızdır."

" Hop hop yanlış ilâhın peşindesin, yüzünü O'na dönecektin."

" Gülüp, mutlu olduğun zulmün hesabı fena acıtır ha."

" Boş gonuşuyon, boş yapıyon. Orda işine yararsa yırttın. Ya yaramaz da, boş şeylerle uğraşmışsın derlerse! "

" Gel beraber yürüyelim diyorsan, de hele, ne vermeye hazırsın?"

" Gözünü aç, yüzünü dön, gözünü kapat, sakinleş. "

" Havayı, hevayı boşver. Adam ol adam."

" Oynadığın oyun ne kadar büyük olursa olsun, sen oyun oynamaktan utanmaktan vaz geçme ki, insan kalmak umudun tükenmesin."

Ben çıkarken bizim filozof deli nutkuna devam ediyordu. Söylediklerinin anlaşılıp, anlaşılmadığı; aralarında bağlantı olup olmadığı umurunda değildi.

Neye inanıyorsa ve söylemek istiyorsa onu söylüyordu. Doktorlara, hasta bakıcılara, delilere hiç kulak asmıyordu.

Dışarı çıktım fakat şaşkındım. Uzun süredir bu kadar olumlu ve dingin hissetmemiştim kendimi.

Kalabalığa karıştım ve biraz yürüdüm. Yavaş yavaş eski halime dönmeye başladım. "Koyu gri huzurum" tekrar hakim olmaya başladı.

Şaşkındım, "neden ?" diye düşündüm. Fark neydi?

Sonra farkı oluşturanın, ilk defa kendi tımarhanemin dışına çıkmak olduğunu ve koyu gri huzurun, kendi tımarhanemin normali olduğunu fark ettim.
 
 
 
 

Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr