Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 4 > BİR GÜN BİRİLERİ MUTLAKA KRAL ÇIPLAK DİYECEK -1-

BİR GÜN BİRİLERİ MUTLAKA KRAL ÇIPLAK DİYECEK -1-

Neden yazılarını, kendisini Müslüman olarak tanımlayanları esas/hedef alarak yazıyorsun? Sorusuna cevabımdır.

Aslında yazılarımı, kapalı bir oda da, ayna karşısına geçip, kendime söylediklerimin deşifresi olarak düşünebilirsiniz.

Hitabın bize olması, hakkımızdaki hüsnü zannımız ve bunun hayatla çelişkilerinin görülmesi nedeniyledir.

Rabb’ımız Allah’tır ve sadece O’na kulluk ederiz deyince; herşeyi fıtrat yani hakikat mertebesinden ve çerçevesinde görüp, buradan yaklaşmalıyız da demek istiyoruz.

Buradan görüp, yaklaşıldığı bir sistemde, süreçte, ilişki de; fitne olmaz, zulüm olmaz, israf olmaz.

Bu durumda insanlar tatmin içinde, toplum barış içinde yaşar.

İnsanlar aldanmaz, aldatmaz, boş işlerle uğraşmaz.

Ayrıca biz insanlara şahit oluruz. İnsanlık bizden ve yaptıklarımızdan örnek alırlar; karar ve davranışlarında bunlardan istifade ederler.

Hüsnü zannım bu da, görünen gerçek ne?

Rabbe kulluğun lazım şartlarının en önemlilerinden birisi, hayatı ve içindekileri; Allah’ın vaz ettiği, yaratılış özellikleri çerçevesinde okuyabilmek ve bu hükümlerle kararlar oluşturup, davranış gerçekleştirmek/iş yapmaktır.

Bu çerçevede gerçekleşen işler; hayatın içindekileri, bütün sistemlerin kurulmasını, hedeflerin belirlenmesini, planlamayı, usulleri, uygulamaları, tasarımları kapsar ve ortaya çıkan sonuçların mahiyetini/niteliğini belirler.

Örnek verirsek; yönetim öncelikleri ve hedefleri; yönetim ve uygulama sistemleri; oturduğumuz evin ve yaşadığımız şehrin planlaması; yediklerimiz, bunların ham maddelerinin yetiştirilmesi ve pişirilmesi; çocuklarımızın hangi hedeflere ilişkin, hangi sistem, sınır ve usullerle eğitileceği; paramızı nasıl kazanıp, harcayacağımızı; başka ülkelerle ilişkimizi ve benzer olarak hayata dair büyük-küçük herşeyin mahiyetini belirler.

İşte sorun burada başlıyor. Rabbimiz olan Allah’ın vaz ettiği hükümleri esas olarak okuduğumuz bir hayata; yine aynı hüküm çerçevesinde tasarlayarak ürettiğimiz ve insanlığa sunduklarımıza dair bir şey görmüyoruz, ortalıkta.

İnsanlar örnek alabilecekleri bir şeyler olduğu için akın akın bizi görmeye gelmiyorlar. Bizim üzerimizde araştırmalar yapıp, makaleler yazmıyorlar.

Üstelik bizim yaşadığımız yaşam biçiminin büyük bir bölümü; bizim kendilerine şahitlik yapmayı hedeflediğimiz insanların tasarladığı, biçimini ve mahiyetini belirlediği sistemler, teknolojiler, tasarımlar, endüstriler, politikalar ve hatta ilişki biçimleri çerçevesinde gerçekleşiyor.

Kendimizin belirlediği alan ise sınırlı  “özgün tercihten” oluşmaktadır.

Bence en kötüsü ise, bu durumu, fıtrat perspektifinden geliştirilmiş  bir algı ve kıyas usulü ile okuyup, anlayıp, değerlendirememektir.

Bu halde, cari halin, inşa etmemiz gerekene nazaran, ne kadar sahih olduğu hususunda net bir fikir sahibi olamadığımız gibi; daha sonra bu hali kanıksayıp, normalize etmek durumu ile de karşı karşıya kalıyoruz.

Bu tür analizlerin ve tespitlerin yapılmasından rahatsızlık duyanlara; umursamıyor gibi görünenlere, hiçleştirmeye çalışanlara; bunları karmaşık ve gereksiz bulanlara bir çift lafım var.

Korkunun, ecele faydası yok. Allah bir gün, bir şekilde halimizle yüzleştirir bizi. Birilerine “kral çıplak” dedirtir. Problem, o günün benim için çok geç olabilmek ihtimalidir.

75.Kıyamet.2 - "Ve yine hayır; kendini kınayıp duran nefse de yemin ederim.

Bu önemli bir iştir.

Konuyu, halimiz ve örnek olabilecek tezahürler ve durumların anlatılması ile açarak devam ettirmek gerekmektedir. İkinci bölümde buradan devam edelim inşallah.


Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr