Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 4 > BİR GÜN BİRİLERİ MUTLAKA KRAL ÇIPLAK DİYECEK -2-

BİR GÜN BİRİLERİ MUTLAKA KRAL ÇIPLAK DİYECEK -2-

 

Belki de yüzleşmemiz gereken ilk husus, kavramlara yüklediğimiz anlamların sahihliği, fonksiyonları ve hayatla bağlantıları üzerine olmalıdır.

 

Bu bağlamda neleri aklederek, dinamik bir sıhhat içerisinde anlıyor ve kullanıyoruz?

 

Neleri, kökleşmiş alışkanlıkların eseri olarak anlıyor ve yapmayı sürdürüyoruz?

 

Neleri, Allah’ın kutsal (dokunulmaz, tartışılmaz) kıldığı hükümlerin dışında neden ve niyetlerle kutsal kılıp, doğruluk ya da fonksiyonlarını dikkate almadan inanıp, uygulamaya devam ediyoruz?

 

Bu karar ve davranışlarımız nelere istinat etmektedir?

 

İlk vahyin inmesi, Peygamberin tebliği ve vahye esas hükümlerle hayatın yeniden inşasının başlaması ile birlikte gelişen süreçlerin; sebep-sonuç ilişkileri, perspektif, yaklaşım ve ele alış usulleri ile oluşan; din ile bir hayatın inşası olgusunu ne kadar bilmekteyiz?

 

Bunun bir algoritması (yani İslamın hükümleri ile bir hayatın inşasını mümkün kılan yol, yöntem, sistematiğin vb. Değişen koşullar karşısında bile uyarlanarak, kullanılabilmesini sağlayacak esas yaklaşım) çıkartılabilmiş midir?

 

Eğer çıkartılabilmişse, bu algoritma çerçevesinde, ara dönemlerde inşa edilen hayatlar, sistemler; Kitab’ın hedef ve sahihlik ölçülerine uygun sonuçlarını oluşturabilmiş midir? 

 

Eğer oluşturmuşsa, bunlar bize tevarüs etmiş midir?

 

Ettiyse, bunların mevcut durumda uygulama stratejileri, usulleri, perspektifleri nelerdir?

 

Bunlarla oluşturduğumuz, Kitap ölçülerine göre başarılı ve sahih sonuçlar nelerdir?

 

Ve hatta bu ölçüler nelerdir?

 

Eğer geriden gelen bir algoritma yoksa; perspektif, karar, strateji, usül ve davranış sistemleri oluşturmak için neler yapmaktayız?

 

Eğer buna ilişkin bir çaba ve çalışmamız yoksa nedeni nedir?

 

Böyle bir çalışmayı gerekli mi görmüyoruz?

 

Eğer böyleyse, bunun nedeni olarak, bulunduğumuz halin ve zaten sahip olduğumuz usullerin sahih ve yeterli olduğuna inanıyor ve böyle bir ihtiyacımızın olmadığını mı düşünüyoruz?

 

Yoksa bizim böyle bir çalışma yapabilmek için yeterli olmadığımız inancımız ve özgüven eksikliğimiz mi var?

 

Durum böyleyse, halihazırda hayatımızı inşa ederken aldığımız kararlar ve sergilediğimiz davranışlar; kimin ürettiği, hangi hüküm setinden, hangi usullerle alınmaktadır?

 

Bunu yaparken, bu durumu; Kitab’ın buna ilişkin hükümleri ve Peygamberin şahitliği ile nasıl telif etmekteyiz?

 

Yoksa Peygamber soyut bir din ve ilah anlayışı ve söylemi ile, o gün varolan hayat biçimini devam ettirdi. Fakat onlardan farklı ritüeller, semboller ve soyut Müslüman kimliği ortaya koymak suretiyle, Müslümanca bir hayat yaşadı, diye mi düşünüyoruz?

 

Eğer böyleyse, Kitabın da buna izin veren anlam ve neden cümleleri ve bunu tahakkuk ettirecek hükümlerinin de olduğunu savunuyor olmamız ve bunu da ispat etmemiz gerekmez mi?

 

Eğer böyle değilse, Müslüman olarak hayatı; Kitabın anlam hükümleri ile okuyup, ona, Kitab’ın inşa hükümleri ile müdahale etmemiz gerekmez mi?

 

Eğer bunlar da bir anlam ifade etmiyorsa; inandığımızla, yaşadığımızın birbirinden farklı olmasına; soyut olarak konuşulup, savunulan bir din anlayışı ve bundan farklı hüküm cümleleri ile kurulan ve yaşanılan bir hayata, ne isim verilebilir?

 

Yoksa biz bu hususların farkında değil, bilmiyor ve dinin fonksiyonları hususunda, dinin fıtratından farklı bir anlayışa mı sahibiz?

 

Eğer böyleyse Müslüman olmak; sosyolojik kimlik olarak Müslüman olarak zikredilmek; İslami ritüelleri yerine getirmek (ki buna ibadet denilebilir mi?); sembollerine sahip olmakla ve fakat hayatın diğer bütün alanlarının da başka anlam cümleleri ile tarif edilip, hüküm cümleleri ile yapılandırılıp, yönetilmesi ile mümkün olabilir mi?

 

Yüzleşebilmek, sahih, etkin ve fonksiyonel bir perspektif ve usuller bulabilmek için, bulunduğumuz hali ilzam etmeyecek ve hatta teyit edecek; suya, sabuna dokunmayan, herhangi inşai ve tashih edici fonksiyon icra etmeyecek ve hatta mevcut yaşantımızı, fıtri ahkam çerçevesinde inşa etmeyle hiç ilgisi olmayan konular üzerinde; zımnen ya da alenen; hamakat ya da ihanet mahiyetli; dostlar alışverişte görsün biçimli tartışmaların bize bir faydasının olmadığı, süreçler ve sonuçlar itibarıyla görülmektedir .

 

Yukarıda gibi zülfüyare dokunacak, kilitlenmiş ve konsolide olmuş zihinlerin sahihi ve etkiliyi bulacak şekilde çalışmasına vesile olabilecek, asla taalluk eden binlerce soruyu cesurca sorarak gerçek bir yüzleşme sürecine girmek zorundayız.

 

Asgariden, Allah’a karşı yüksek sorumluluk duygusu ve ahirete kavuşmaya kesin inancı olup, bu sorgulamaları yapabilmek için imkan verilmiş olanlar, behemehal yapmak zorundadırlar.

 

Zira bu yüzleşme ve muhasebeler ile ortaya çıkacak olan anlayışlar neticesinde; bunun ne kadar hayati olduğunu; eğer yapılmamış olsa ne kadar büyük risk altında olduğumuzu fark edeceğiz.

 

Bu yüzleşme ve muhasebe sürecini yapabilmek için yeterli birikimi, talebi ve motivasyonu olmayanların bile; eğer ifade edilenler gözden geçirilip, sahih ve etkin bir anlayışa ulaşılamazsa, riskten kurtulma ihtimalleri yoktur. Bu risk ise yeryüzü boyutunda varlık nedenini gerçekleştirememek, hesap gününde büyük sıkıntı, ahirette ise sahip olacağı hal ve pozisyonla ilgilidir.

 

Emareleri ortada olan bu risk göze alınabilir mi?

 

Boynunuzda bir kitlenin olduğunu fark etseniz, bunun riskini önemsemeyip, boşver demek ihtimaliniz ne kadardır? Eğer boşver diyorsanız, hangi nedenlerden dolayıdır?

 

Normal şartlarda boşver demek ihtimali yoktur. Zira bu riski anlayıp, ortadan kaldırmak için bir şey yapmazsak, hayati tehlike yaşamak ihtimali vardır. Bu nedenle tahkikler ve tetkikler yapılır. Kötü bir sonuç tespit edilirse, tedavi yoluna gidilir.

 

Eğer söz konusu olan bu dünyanın amacı dışında yaşanması, din gününde hesap verilememesi, gerçek hayatta hüsrana uğramak riski ise; duyarsız olmak, boş vermek ya da halinden emin olmak ancak; cahilliğin (zira cahiller cesur olur) ya da Allah’a ve ahirete kavuşmaya kesin inanmamanın veya Allah’ın hesap sorması gerçeği karşısında mangal kadar yürek sahibi olmanın sonucudur.

 

Bu hususta emniyet içerisinde olmak; bir taraftan Kitap perspektifinde ve çerçevesinde oluşturulmuş bilgi, tasavvur ve usullerle inşa olmuş bir zihne, kalbe, yaşama, sisteme, çevreye ve süreçlere sahip olmayı gerektirir. Diğer yandan sürekli muhasebe ve gözden geçirmeyi icap ettirir.

 

Hiçbir zan, sahte kutsal, ideoloji, ekol, kurum, propaganda yani sahih olunduğuna kesin emin olunmadan yapılandırılmış bir unsur vb. Bunların yerini tutmaz.

 

Belki de yüzleşmeye buradan başlamak lazımdır. Kim kesin bir emniyetle; hayatımızı, kararlarımızı, usul, tercih ve sistemlerimizi; Kitap perspektifinde ve çerçevesinde oluşturulmuş bilgi, tasavvur ve usullerle inşa olmuş bir zihin, kalp, sistem, çevre ve süreçlerle inşa ettiği iddiasında bulunabilir? Bulunsa bile bunun doğruluğunu ispat için neler söyleyebilir?

 

Bu hususları anlamadığını düşünen, boş veren, bu önerilere tepki gösteren veya hiç ilgi duymayanların bile; kendileri adlarına bu yüzleşme ve muhasebe sürecinin başlatılmasına destek vermeleri lazımdır. Doğrudan, bilgi düzeyinde sürece dahil olmasalar bile (bazen daha ihtisas ve farklı mertebede bakış ve yaklaşım gerektirebilir), ihtiyacın yaygınlaştırılması ve liyakat potansiyeli olanların zorlanması için çalışabilirler.

 

Bu hususta çalışma yapabilmek donanım ve kapasitesine sahip olupta, teşebbüs etmeyen ya da bu hususu gerekli ve önemli görmeyenlerin; eğer böyle bir sürece dahil olsalar, yüzleşecekleri en önemli hususlardan birisi; “hevayı ilah edinmekle, Allah’ı ilah edinmek arasında”, kafaların karıştığı, ayakların kaydığı yerleri farketmek olacaktır.

 

Bu durum kişisel duruş, tavır, mülahazalar ya da tepkilerimizin fevkinde bir anlam ve öneme sahiptir. Yüzümüzü döneceğimiz yerin neresi olacağına taalluk eder.

 

Konunun paylaşıldığı mecranın handikaplarını bilmekle birlikte, eğer az bile olsa, nitelikli bir ilgi olursa konuyu güncelleştirip, genişleterek yazmaya devam etmek istiyorum. Yoksa, asli mecrasında devam etmek üzere burada noktalayacağım.


Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr