Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 6 > BÜTÜN İNSANLAR ÜMMETLERİNİN ESERİDİR -2-
BÜTÜN İNSANLAR ÜMMETLERİNİN ESERİDİR -2-
 
Duygusal tonu yüksek, temenni içeren fakat bunun gerçekleştirilmesi için sorumluluk altına sokmayacak biçimde yazılan metinler büyük ilgi görmektedirler.
 
Eğer bu temennileri somut hedeflere döndürüp, ne ve nasıl yapmak sadedinde bir şeyler yazılırsa, ilgi, radikal bir şekilde azalmaktadır.
 
Bunun, hangi psikolojik nedene dayandığı üzerinde bir miktar düşünmek gerekmektedir. 
 
Temenniye ilgi gösterip, gerçekleşme olgusu ve süreci ile ilgilenmemek; temelde, temenninin dayandığı hususa ihtiyaç duyulduğuna işaret etmektedir. 
 
Ancak bu ihtiyacın giderilmesi için sorumluluk almak da istenmemektedir.
 
Şairin dediği gibi; "ben seni sevebilmek ihtimalini seviyorum."
 
Zira gerçekten sevmek, bu sevginin sorumluluğunu da üstlenmeyi icap ettirecektir.
 
Bir başka neden ise yüzleşebilmek korkusudur.
 
Bir biçimde kabul edilen, konsolide edilen ve standartların bu çerçevede oluşturulduğu bir yaşam biçimini veya tercihleri ilzam edebilecek bir tespit veya öneri üzerinde düşünmek, sonuçları olabilecek bir yüzleşmeye neden olabilmek ihtimaline sahiptir. Bu nedenle zihnen engellenmesi gerekmektedir. 
 
Burada ortaya bir çelişki çıkmaktadır. 
 
Eğer fikir; teklif değil de tespit formunda sunulunca ilgi gösteriliyorsa; teklif, tekellüf ve bunun gerçekleştirilmesine ilişkin bir açılımla sunulunca ilgi kayboluyorsa, bu nasıl izah edilmelidir?
 
Tespite ilgi duymak, bu hususlarla alakalı bir ihtiyaç ve arayışa işaret etmektedir. Ancak iş, teklife ve gerçekleştirilmesine dönünce, ilginin kaybolması da; bunun bilinçli bir hakikat arayışından daha çok, gayr-i ihtiyari bir dip arayış olduğunu göstermektedir.
 
Ancak sorumluluk almaktan kaçınmak ya da korku psikolojisinin tezahürleri; bilinçli bir reddediş ya da mesnetli bir eleştiri biçiminde gelişmemektedir.
 
Bazen muhatabın; sanki bu hususların fıtrat, hakikat ve fonksiyonlarını kâmilen biliyormuş da, ilgilenmesine gerek yokmuş gibi bir tavrı biçiminde tezahür eder.
 
Bazen, sanki bu teklifler sunulunca, muhatap, eleştirilip-yargılanıyormuş duygusunu yansıtır.
 
Bazen, üstadların ya da tartışılmaz doğrucuların dokunulmaz telakkileri karşısında, bir şeyler yazmak cüretini gösterenlere had bildirmek şeklinde tezahür eder. 
 
Bazen de, kendi ihtiyacı yok fakat diğerlerine bir şeyler söylemek yetkinlik ve sorumluluğundaymış gibi hareket edilir.
 
Hakikat peşinde olmak, hakiki bir arayışı da zorunlu kılmaktadır.
 
Ümmet kavramına yaklaşım böyle bir niyet çerçevesinde olmak zorundadır. Zira aynı, din kavramının fonksiyonları ve fıtratı çerçevesine ilişkin geliştirilecek net ve bütüncül bir anlayış gibi; "ümmet" ve benzer kurucu kavramlar üzerinde de tefekkür etmek, çalışmak gerekmektedir. 
 
Zira bunların hakikatının anlaşıldığı; bunlar üzerinden bütüncül bir düşünce sistematiğinin inşa edildiği ve bunlarla, bir hayatın inşa sürecinin gerçekleştirildiğine ilişkin kanıtlar görülmemektedir.
 
"İslam Ümmeti" kavramının bu perspektiften okunmasını teklif ediyorum. 
 
Konunun önem ve hacmine binaen, kavramı bir sonraki yazıda ele alalım inşallah. 

Copyright 2020 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr