Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 5 > DERİN VE TEMİZ AKIL, DERİN VE KİRLİ AKLA KARŞI

Bu yazıyı, hemen okunup, tüketilecek bir malzemeden ziyade; olumsuz argüman üretmeden, üzerinde düşünerek okumanızı öneriyorum. Daha sonra da, " bu yazıyı mutlaka okuması gerekiyor" dediğiniz kimseler varsa, onlarla da paylaşın lütfen.

Zira, her ne kadar imtina etsek te, yüzleşme hala yeryüzündeki en müessir metottur. İradi olarak yapabildiğimiz oranda; biraz zahmetli fakat çok faydalı sonuçlar elde edilebilmektedir.

Eğer bu zahmeti göze alıp ta, yüzleşerek öğrenemezsek; Allah, Rabb sıfatını, ağır yüzleşmelerle tecelli ettirmektedir.

....

Yeryüzünde yaşanılan hayat, farklı mertebelerde, düzeylerde gerçekleştirilen işlerden, faaliyetlerden inşa edilmektedir.

Her mertebe de yapılan işler, şüphesiz büyük anlam ve öneme sahiptir. Ancak, mertebeler hiyerarşisini, piramidal bir yapıyla tarif edersek, izafi olarak, piramidin her katmanının farklı bir fonksiyonu, karmaşıklığı ve etki düzeyi olduğunu söyleyebiliriz.

İzafiyeti oluşturan temel unsur, piramidin yapısıyla ilgilidir.

Öncelikle piramidin genel yapısı üzerinde duralım.

Piramidin sivri kısmı, bütün yapıyı, sistemi, hayatı etkileyen, hatta belirleyen bilgilerin kök kaynağı olan kısımdır. Hayatın mahiyetini, niteliğini, biçimini belirleyen bilgiler bu kaynaktan alınır.

Bir ağaca nispeten, çekirdek; bir insana ya da hayvana nispeten, genetik materyal, bu katman için örnek olarak verilebilir.

Bu katmana; "varoluş özellikleri" ya da "ontolojik" katman(ı) denilir.

Bundan sonraki katman; bu bilginin anlamını, fonksiyonlarını, diğer kaynaklarını; nasıl elde elde edilip, değerlendirileceği, tasnif edilip, dağıtılacağı ve kullanılacağı gibi hususların; perspektifini, tanımlarını, sınırlarını, usullerini belirlemektedir.

Bundan dolayı, görece olarak oluşturulmuş bir bilgi teorisini tarif etmektedir.

Bu katmana "bilgiye ait" ya da "epistemolojik" katman denilir.

Yeryüzü hayatının gerçekleşmesi için, bunun gibi, birbiri ile ilintili, senkron çalışan yedi mertebe, katman daha vardır.

En sonuncusu, insanların davranışlarını gerçekleştirdikleri düzeydir.

Burası, en geniş kitlelerin faal olduğu, en karmaşık ve insan hayatının oluşumunda etkisi en az olan düzeydir.

En geniş tabandan, piramidin sivri kısmına gittikçe, her katmanda karmaşa azalır, etki potansiyeli artar. En az karmaşaya ve en yüksek etki potansiyeline sahip olan ise, piramidin sivri kısmıdır.

Bunun pratik anlamı şudur; bu dokuz katmanlı piramidal yapının her düzeyi, hayatın inşası için bir fonksiyon icra eder. Sivri kısımdan, geniş tabana doğru etki azalarak devam eder. Fakat, her, daha etkili katman, kendisinden sonrakileri belirleyen özelliğe ve potansiyele sahip, hiyerarşik bir düzen içerisinde çalışmaktadır.

....

İki farklı piramidal sistem vardır.

Farklılığı belirleyen temel husus, piramidin sivri kısmındaki, en etkili katman olan; hayatı inşa eden kök bilgilerin kimin tarafından vaz edileceğidir. Zira bunu belirleyen, aynı zamanda hayatın mahiyetini de belirlemektedir.

....

Birinci tür piramidal yapı:

Varlıkları yaratan, öncelikle "yaratılış özelliklerini" yaratmış ve onları da bu özellikler üzerine yaratmıştır. Bu nedenle, hayatın inşası; " hayatın varlık nedeni ve başta insan olmak üzere, bütün varlıkların yaratılış özellikleri ve temel hukuklarına uygun olarak gerçekleştirmelidir" inancına sahip olanlar;

Bu mertebenin yani ontolojik düzeyin tek hükümranı olarak Allah'ı bilirler.

Kendi sorumluluk düzeyleri; bu mertebeyi olduğu gibi kabul edip, bir sonraki mertebeden başlar.

Yani Allah'ın bu mertebede vaz ettiği, yaratılış özellikleri çerçevesindeki hükümlere uygun; bilgi, veri, doktrin, politika, strateji, taktik, usul, karar ve davranış üretmek için mücadele ederler.

Buna göre sorumluluklarının başlangıç noktası, özgün bir bilgi teorisine ve sistemine sahip olmaktır.

Zira ontolojik mertebe, tüm durum, zaman ve şartta, yaratılış özelliklerine uygun hayat inşa edebilmeyi mümkün kılacak, kaynak sağlamak potansiyeline sahiptir.

Bu potansiyelden; yaşanılan, mevcut zaman ve koşullarda, yaratılış özelliklerine uygun bir hayat inşa edebilmek için; önce bir bilgi teorisi, sonra doktrin ve bunlar çerçevesinde; sistem, politika, strateji, taktik, metot, karar ve davranış geliştirmek gerekmektedir.

Değişen koşullara göre bunların dinamik olarak güncellenmesi lazımdır.

Her epistemoloji, bir ontolojiye istinat eder. Bu nedenle, Müslümanların da, Allah'ın hükümlerine istinat eden bir bilgi teorisi geliştirmek mecburiyetleri vardır. Eğer bunu yapmazlarsa; halihazırda olduğu gibi, Allah'tan başkalarının temel hükümlerine dayanarak oluşturulmuş epistemolojik çerçeve ve vasatlarda bilgi üretmeye, öğretmeye, yaymaya ve bu çerçevelerde üretilmiş bilgilerle hayat yaşamaya mecbur kalırlar.

....

Bunu yapabilecek olanlar; ontolojik düzeyde, Allah'ın tek ilâhlığını ve bu mertebedeki bilginin mutlaklığını kabul etmiş; buna uygun bir bilgi teorisi ve sistemi geliştirmekten başlayarak; bütün mertebeleri, aynı vasfın hiyerarşik ilişkisi ile tahakkuk ettirebilecek olanlardır.

Bunun iki koşulu vardır.

Bir tanesi, hayatın inşa sürecini ve sorumluluğunu, en derinden yani ontolojik olandan itibaren okuyup, inşa edebilmeyi gerçekleştirebilmektir.

Bu derin akıl sahibi olabilmeyi gerektirir.

Ontolojik düzeyin tek sahibi Allah'tır. Bundan sonra bir epistemik hiyerarşi söz konusu edilebilir.

Epistemik hiyerarşi de temel müessir amil Allah'tır. Okumayı, anlamayı, inanmayı, istemeyi, yapmayı yaratan ancak O'dur.

İnsâni düzeyde, bilgiden-davranışa kadar bütün süreçleri kâmil olarak gerçekleştirip, bize orijinal şahit olan Hz.Peygamberdir. Bu nedenle, oluşturulacak bilgi teorisinin en önemli konularından birisi de, bu şahitliğin bizde, bu gün nasıl tahakkuk edeceğine cevap bulmaktır.

Daha sonra, bu hiyerarşi ve sisteme göre, her mertebe de sorumluluk üstlenip; o katmanın hususiyeti ve fonksiyonuna uygun uzmanlık geliştirip, görev yapanlar gelir. Bunlar "bizden olan emir sahipleridir."

Hiyerarşinin en son kademesinde ise, bu sistem içerisinde, üst kademedekilerin rehberliğinde ve izinde, hayatı inşa edip, yaşayan Müslümanlar vardır.

Diğer koşul ise temiz akıl sahibi olmaktır.

Temiz akıl, ancak varlık özelliklerini vaz eden Allah'ın gönderdiği bilgi ve sistemi ile inşa olmuş, beslenen ve üreten akıldır.

İki koşulu bir arada sağlayan insan tipolojisine; "derin ve temiz akıl sahibi", ulul el bab denilmektedir.

Bu piramidal yapıda, piramid ters konumdadır. Yani piramidin sivri kısmı altta, geniş taban üsttedir.

Bunun nedeni, kendisine daha çok imkan, kaynak ve güç verilmiş olanların; ilahi adalet ve hikmet gereği daha çok sorumluluk ve yük almak mecburiyetleridir.

....

İkinci tür piramidal yapı:

Bu piramidal yapı da, hayatı yapılandıran zorunlu bir sistem olarak çalışır. Ancak diğerine nazaran bazı farklılıkları vardır.

Bu tip piramidal sistemde öncelikle; sivri kısımda yani ontolojik katmandaki bilgiler; insanların ve varlığın, orijinal yaratılış özelliklerini kapsamamaktadır.

Bu yapıda ontolojik mertebe, Allah'ın tek ilâhlığını kabul etmeyip, ilahlık iddiasında bulunanların; hayata, oluşlara, olgulara, ilişkilere ve varlık özelliklerine ilişkin üretmiş olduğu sahte hükümlere sahiptir.

İlahlık iddiasında bulunanlar öncelikle, Allah yerine, hevalarını ilah edinmişlerdir. Daha sonra ilâhlarının istekleri istikametinde; güç, kaynak, ilişki devşirebilmek için; insanların karar ve davranışlarını, istedikleri biçim ve istikamete yönlendirebilmeye uygun hükümler imal ederler. Bunların sisteminin ontolojik yapısını, bu hükümler oluşturur.

Bu ontolojiye inandırabildikleri insanlar, hayatlarını artık bu piramidal sistem üzerinden yapılandırıp, yaşarlar.

Bu piramidal sistemi kurup, yöneten ve devamını sağlayan, derin akıl sahipleri vardır.

Bunlar da, en derinlerden başlayarak, bütün sistemi okur, yapılandırır ve yönetirler.

Fakat bunların farkları; ontolojik düzeydeki bilginin tek sahibi olarak Allah'ı bilmeyip, Allah'ın hükümlerini de mutlak görmemeleridir. Bunun yerine, ontolojik düzeyde, varlığın orijinal özelliklerine uygun olmayan, imal edilmiş bilgiler vardır.

Sistem, buradan başlayarak, piramidal yapıların işleyiş mekanizmasının bütün süreçlerini tahakkuk ettirecek biçimde işler; sonuçlarını ve etkilerini üretir.

Bu bilgilerle yapılandırılmış ve buradan beslenen akıl, "kirli akıldır."

Bu sistemin hiyerarşik yapısında, kirli akla sahip; sahte ilahlar, gurular, kurmaylar, uzmanlar ve onların takipçileri olan insanlar vardır.

Bu piramidal yapının bir özelliği de, geniş tabanın altta, sivri ucun üstte olmasıdır. Yani kaynağı ve gücü çok olanlar, sorumluluk alıp, daha az olanların yüklerini taşımazlar. Bilâkis altlarındaki bütün katmanlarda var olan ve üretilen her şeyin üzerinde otururlar.

Derin ve kirli akıl sahipleri; yanlış başlangıçları, sahte bilgileri, ilahları ve gayrı sahih tercihleri nedeniyle sonuç ve etki "üretemez durumda değillerdir."

Piramidal sistem, teknik olarak işletildiği müddetçe mutlaka etki ve sonuç üretir. Burada önemli olan, üretilen sonuçların mahiyetidir.

....

Ontolojik mertebede, tek ilah olarak Allah'ın kabul edilip, başlangıç noktası O'nun hükümleri kılınarak; sistem bütün olarak çalıştırılırsa;

Yeryüzünde; varlık nedenine uygun, tatmin sağlayan, bütüncül hukukun ve barışın tahakkukunu mümkün kılan bir hayat inşa olur.

Eğer ontolojik mertebe, sahte ilahların imal ettiği sahte hükümlerle yapılandırılmışsa ve sistem de çalıştırılıyorsa, bu durumda hayat; insanların doğalarına yabancılaştığı, hüsrana uğradıkları, her şeyin tüketildiği, sömürüldüğü, her alanda, sürekli çatışmanın yaşandığı bir imha sürecidir.

Eğer ontolojik düzeyin tek ilahi Allah'tır diyerek, soyut bir inanca sahip olup ta; bu sistemi, bu inancın gereği somut ve fiili olarak kurup, çalıştırabilmek imkanı bulunamazsa; diğerlerinin, kendi ürettikleri hükümlerle kurup, çalıştırdıkları sistemde yaşayıp; varlık özelliklerinin hakikatine inandıklarını ifade edenler; bu dualizmin getirdiği (ve getireceği) bütün zilletlere düçar olunan bir hayat yaşamak zorunda kalabilirler.

....

Ezcümle;

Derin ve kirli akıl sahiplerinin, kirletip, bozduklarını anlayıp, düzeltmek;

Onları engelleyip, durdurmak;

Daha önemlisi; varlık özelliklerine uygun bir hayat inşa edebilmek;

Ancak, derin ve temiz akıl sahipleri ve onlarla, bu hiyerarşi de, sistematik bir ilişki ve işbirliği içerisinde olanların gerçekleştirebileceği bir husustur.

Bu da, soyut, sadece niyet, iddia ve hayale dayalı bir süreçle gerçekleşebilecek bir durum değildir.

Caride yapılan her faaliyetin; isabetli, sahih ve etkili olmayabileceğini düşünüp; bunun da bir sistemi ve sistematiği olduğunu bilmek lazımdır.

Faaliyetin, ahsenü amel mahiyetine sahip olabilmesi için; sahih, özgün, etkin ve bütüncül olarak inşa edilmiş ve çalışan bir sistemin çerçevesinde gerçekleştirilmiş olması gerekir.

Cari faaliyetlerin mahiyetlerinin bu keyfiyete uygun olup olmadığını anlamak için; bu sistematiğin test kriterlerine uygun bir muhasebe, etki ve sonuç analizi yapmak iktiza eder.

Yukarıda bir örneğini vermeye çalıştığım, hayatın ve onu inşa etmenin fıtratına ilişkin bu örnekle; hayata ve dava iddialarına; mevcutla mukayeseli olarak, nasıl bir ciddiyet, derinlik ve perspektifle yaklaşılması gerektiğine dair bir yüzleşmenin gerçekleşmesini temenni ediyorum.


Copyright 2020 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr