Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 1 > DEVREDİLEMEZ SORUMLULUKLAR

DEVREDİLEMEZ SORUMLULUKLAR 

 
İnsanların, başkaları üzerinden, vekaletle, dolaylı olarak gerçekleştiremeyeceği; asla farz-ı kifayeye düşmeyecek farzlar vardır.
 
Bunların başında; hayatını, kendisini, İslamı ve Allah'ı ciddiye almak sorumluluğu gelir.
 
Bu sorumluluğun mütemmim cüzü, ön şartı ise; "ciddiye almak" fiilinin anlamını ve içeriklerini bilmektir.
 
İnsan hayatının bu bölümü, ölümle sona erecektir. Artık bu andan itibaren, bu hayata ilişkin yapılacak bir iş, telafi edilecek bir hata, tamamlanacak bir eksik kalmamıştır. Defter kapatılır.
 
İşte bu hayatı, bu nedenle ciddiye almak zorunludur.
 
Zira bundan sonrasında, yaşarken insanı yönlendiren zanların, artık sadece sonuçları ve bedelleri sözkonusu olacaktır.
 
En aldatıcı zanlardan birisi de; "ben değilim, hak üzerindeyim" düşüncesi olabilir.
 
Bu nedenle her kim, pozisyonda, durumda olunursa olunsun, bu ihtimali göz ardı etmeden, ciddiye alıp, gereğine uygun davranmak lazımdır.
 
Allah'ın vahyi ayetleri, kevni ayetleri, hayat ve akıl ayetlerinin arasını ayırmadan, bağlantıyı koparmadan farkındalığın sürekliliğini sağlamak; tashih etmek, sürekli zihni inşa etmek ve hakikat peşinde olmak gerekmektedir.
 
Hayatı ciddiye almak; ilmin, amelin, dinin alanının ve zeminin, insan hayatı olduğu bilinci ile başlar.
 
Hayatı, fıtratına uygun inşa etmeyen, bunu engelleyen fitneleri ortadan kaldırmayan, sorun çözmeyen, itminan oluşturmayan, ihtiyaç gidermeyen din, ilim, amel; fıtratına uygun olarak nitelenemez.
 
Bu durumun, hayatı ciddiye almakla doğrudan ilgisi vardır.
 
Dine yüklenen anlam ve fonksiyonlar, eğer hayatı, fıtratına uygun inşa etmeyi, fitneyi ortadan kaldırmayı, sorunları çözmeyi, itminanı sağlamayı içermiyorsa; bu durumda, din, ilim ve amel konusunda yapılanlar, hayatla bağlantısı olmaksızın yapılmaktadır.
 
Bunlar İslam kültürü, terminolojisi, isim ve etiketleri ile yapılsa bile dinin fıtratı dışında olacaktır.
 
 
Allah'ın yeryüzüne halife kıldığı ve sadece kendisine kulluk etmek şerefini bahşettiği insanın kendisini ciddiye alması devredilemez sorumluluklardandır.
 
Eğer bu çerçevedeki ciddiyet tahakkuk etmezse; Allah'ın şerefli kıldığı, büyük özgürlükler, nimetler ve imkanlar sağladığı; yardımlar, lütuflar ve ihsanlar taahhüt ettiği insan; 
 
Şeytanın yegane stratejisi olan, "onları şükredici bulamayacaksın" vaadine taraf olur.
 
Bu insan, sahip olduğu konum, özgürlük, önem, güç ve imkanların farkında olup, bunları kullanmayacak olursa;
 
Konumu, gücü, önemi, imkanları, özgürlük ve sınırları; başkaları tarafından yeniden tanımlanacaktır. Karar ve davranışlar, bu tanımlar çerçevesinde şekillenecektir.
 
Bunların ne anlama geldiği, etkileri, sonuçları ve bedelleri ancak insanın kendisini ciddiye aldığı zaman anlaşılabilir.
 
 
İslamın ciddiye alınması; dinin fıtratına uygun bir İslam anlayışına sahip olmakla başlar.
 
Dinin fıtratına uygun bir İslam anlayışı; yeryüzündeki bütün hedeflerin, planların, süreçlerin, sistemlerin, ilişkilerin, yönetimlerin, tasarımların; insanın fıtratı esas alınarak gerçekleştirilmesini mecbur kılar.
 
İnsan fıtratına ilişkin bilgi ve verilerin; 
 
Allah'ın vahyi ayetleri ile vaz edilen anlam cümleleri, varlık nedenleri ile; ölçü, sınır, ilke, kriter, kök ilişki ve hukuk, kriterler vb. temel hükümlerden; 
 
Allah'ın yaratılış ayetleri olan eşyanın, olguların, oluşların, ilişkilerin, doğal sistemin bilgilerinden;
 
Özgün bir bilgi teorisi çerçevesinde üretilmesi gerekmektedir.
 
İslamın ciddiye alınması; Allah nezdinde tek dinin İslam olması nedeniyledir.
 
İslamın ciddiye alınması, dinin fıtratına uygun bir İslam anlayışıyla, bir hayatın bütün şubeleri, küll ve cüzüyle nasıl inşa edileceğinin bilinmesini de zorunlu kılar.
 
 
Allah bütün varlığın tek yaratıcısı, sahibi, yöneticisi, varlığının devamını sağlayan olduğu için;
 
İnsanı, fiilerini yaratan olduğu için;
 
O dilemezse, insanın dilemeyeceği için;
 
O'nun izni ve iradesi dışında hiç bir şey olmayacağı için;
 
Mutlak güç ve irade sahibi olduğu için;
 
Herşeyin sahibi ve yöneticisi olduğu için;
 
İlmiyle herşeyi, her an kuşattığı için;
 
Herkesin O'na sorumlu olduğu için;
 
Bütün işlerin O'nun katına yükseltildiği için;
 
Eşi, benzeri, ortağı, rakibi olmadığı için;
 
Bütün hükümlerinin hak ve hikmete mebni olduğu için;
 
Vaad ettiklerinden hulf etmediği için;
 
Sadece O'nun koruyup, gözeten ve yardım eden olduğu için;
 
İsyan edip, haddi tecavüz edenlere bedel ödeteceği için;
 
O'na denk ve benzer hiçbir güç olmadığı için;
 
Hayatın, ölümün ve din gününün sahibi olduğu için;
 
O'ndan başka güç ve kuvvet sahibi olmadığı için;
 
İnsanın varlık nedeninin O'na kulluk etmek olduğu için;
 
Allah'ı ciddiye almak gerekmektedir.
 
Bu hiçin, hep karşısındaki pozisyonuna ilişkindir.
 
Asgariden yukarıdakiler çerçevesinde bir ciddiyet testi yapmak iktiza etmez mi?
 
Kitabı, bir kere de; halihazırda yaşanılan hayatın biçimi, tercihler, ilişkiler, karar ve davranış yöntemleri, faaliyetler, irtibatlar, iltisaklar vb.nin gözden geçirilmesi perspektifinden okumak gerekmez mi?
 
Bu mertebedeki ciddiyet, dönüşü olmayan ağır bedelleri kapsayabileceği için; hayat, ölüm, ahiret, bedeller ve cennet kadar önemlidir.
 
 

Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr