Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 1 > DÜŞMANLA HALAY ÇEKMEK

DÜŞMANLA HALAY ÇEKMEK

 

Allah'ın; " kiminiz, kiminize düşman olarak hepiniz oradan inin" dediği günden beri, dişli bir düşmana sahip olan insan, kendisinin de, şeytana düşman olduğunu hatırlamamaya çalışmaktadır.

Öyle ki düşmanı, her anda ve alanda savaşını kıyasıya sürdürürken, insan sanki bir savaşın tarafı değil gibi inanıp, davranmaya devam etmektedir.

Hakkını yemeyelim; sanki savaş ve düşmanlık yokmuş gibi davranarak karşıdakine şaşırtma vermek ve hatta arada, düşmanla kol kola halaya durup, bu taktiği bir adım ileri götürmek çabaları da görülmüyor değil.

Bu taktik başarılı olacaktır, ancak düşman bunu yememektedir. Yani insanda kusur yok, elinden geleni yapıyor.

Buna karşılık insan boş durmuyor bir başka taktik daha uyguluyor. Hep birlikte kafaları kuma gömüp, görüntülerin ve seslerin kaybolmasını sağlıyorlar. Arkaları tekmelenmeye başladığı zaman büyük bir gayretle düşmanın harp hukukuna aykırı davrandığını haykırıyorlar. Gerçekte insan kafasını kuma gömünce, düşmanında; " Allah Allah nereye gitti bu adamlar ?" Demeleri gerekmez miydi? Hukuksuz savaş!

 

İnsanlar; insanlar diyorsam siz " kiminiz, kiminize düşman olarak hepiniz oradan inin" bilgisine sahip ve verilen kaynakla irtibatta olanları kast ediyorum; bu halin, düşmanın esas stratejinin bir parçası olarak, kendilerine uygulanmış bir savaş taktiği olduğunun farkında değiller.

 

Düşman başlangıçta ana hedefi ve temel stratejisini deklare etmektedir.

Ana hedef; insanları doğru yoldan ayırmak.

Temel strateji; onların çoğunun şükredici olmaması.

Halin farkında olmamak, bir savaşın içerisinde ve düşmanın çok yönlü ve sürekli saldırısı altında olduğunun farkına varmamak ve bunun için elinden geleni yapmamak; bir yönden düşmanın stratejinin çalıştığını, diğer yönden ana amacının gerçekleştiğini göstermektedir.

 

Durum şu; ontolojik olarak birbirine düşman olan iki taraf var. Bu doğal olarak sürekli savaş halini ifade etmektedir.

Bunlardan bir taraf ontolojik nedenini gerçekleştirmek için var gücüyle, her an ve her alanda savaşmakta ve saldırmaktadır.

Diğer taraf ise varoluş nedeninin en önemli bölümlerinden birisinin farkında olmayıp, bu gafletin derinleşip, ışık sızdırmaması için perde üstüne perde örtmektedir. Üstelik bu perdeler, düşman tarafından tedarik edilmektedir.

 

Savaşın; durumu, hali, hakikati, yapılması gerekeni, hazırlığı, stratejiyi, taktikleri, uygulamaları da düşmanın belirleyip, karşı tarafa inandırmak ile kaybedilebileceğinin farkında olmayan tarafın, sürekli mağlup olması mukadderdir.

Savaşı bir kaç konvansiyonel silah ile düşmanın tepelenmesi olarak gören ve bunun da romantizmi ile ilgilenen insanların kaybetmesi mukadderdir.

Bunun propagandasının sorumsuz romantizmi ile çığırtkanlık yapıp, oyalanan ve aldananlarla; hayatın ontolojik anlamlarından birisinin savaş; temel kimliklerinden birisinin, savaşçı olduğunun farkında olan; savaşı topyekûn görüp, bunun hazırlığına sahip olanlar, elbette bir olmayacaktır.

 

Teorik olarak buna inanan insanların önemli bir bölümünün, şizofrenik bir durumda olduğu inkâr edilemez.

Savaş durumunu ve düşmanın varlığını; bütün fiil ve sonuçları ile karşı karşıya olmasına rağmen yok saymak, şizofreni dışında, nasıl izah edilir?

Düşmanın fiili saldırıları ve bunların ortaya çıkarttığı tahribatın giderilmesi, sorunların çözülmesi için çalışmak zorunda olanların; bunlarla uzaktan, yakından ilgisi olmayan işlerle uğraşmasını, kaynaklarını buralara harcamasını, bu duruma da dava deyip, birbirlerini ağırlamasını, şizofreni dışında neyle izah edeceksiniz?

Düşmanın bilgi teorisi içinde tasarlanmış eğitim ve akademik hayatta yetişip, şekillenerek, düşmana galebe çalma zannını, başka nasıl açıklayacaksınız?

Düşmanın perspektif ve hedefleri ile tasarlanıp, kurulmuş sistemlerde, onlarla işbirliği içerisinde, onların danışmanlığı altında ve onlara muhtaç olarak; hangi savaşı, kime karşı yürüteceksiniz?

Savaşın; amaç, politika, strateji, taktik ve eylem bütünlüğü içerisinde yürütülmesi hakikati dışında; bu anlam ve bütünlükle ilgisi olmayan bir tutumla; alakasız, ilişkisiz, bağlantısız işler yapıp; etkinlik veya faaliyet adı altında, bunları önemsemenin adı ancak şaşkınlıktır.

Neden okuduğunu bilmeden, sürekli okuyup, bilgi biriktiren; neden istediğini bilmeden harcayamayacağından çok para kazanmaya çalışan; neden davet ettiğini bilmeden, insanları toplayıp, israf edenlerin anlam imal etmeye çalışmaları beyhudedir çünkü bunun adı anlamsızlıktır.

 

Elbette bedelini ödemek şartı ile herkesin tercih ve teşebbüs özgürlüğü vardır.

 

Dememiz o ki;

Varoluş nedenine aykırı davranmanın bedeli, kıyas ve telafi edilemez kadar büyüktür.

Şeytan, dostları ve onun ekolünden olanlar sizin apaçık düşmanınızdır ve bunun lamı, cimi yoktur.

Eğer savaşmaz ve aldanmaya devam ederseniz, aranıza fitne, fesat sokar, sizleri birbirinize düşman eder. 

İnananların parçalanması, birbirleri ile kavga etmeleri ve topyekûn hakikat ve hikmet dışı bir alanda bunu yapmaları; vallahi ve billahi; dava, cihad, mücadele değildir. Düpedüz hamakat ve ihanettir.

Düşmanın kayığında, inananları ve insanları aldatmak, dava değildir. Allah böyle yapanları kenara çekeceğini ve tabiatıyla hesap soracağını vaad etmektedir.

Bizim başımıza gelmez zannetmeyelim. Yakın tarihte olanlar ve süregelen olaylar bunun için yeterli örnek sunmaktadır. Din, vatan, namus, şeref, sahip olduğumuz her şey payimal olmadan, elden gitmeden farkına varmanın yolunu bulmak lazım.

 

35.6 - Şüphesiz şeytan sizin için bir düşmandır. Öyle ise (siz de) onu düşman tanıyın. O, kendi taraftarlarını ancak alevli ateşe girecek kimselerden olmaya çağırır.

17.65 - Şüphesiz kullarım üzerinde senin hiçbir hâkimiyetin olmayacaktır. Vekil olarak Rabbin yeter!

Vesselam

 

Murat SAYIMLAR

OCAK 2018


Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr