Anasayfa > Yazılar > FITRAT/DOĞA

FITRAT/DOĞA

Fıtrat, yeryüzü sabitelerinin en önemlilerinden birisidir. İstisnasız her şeyin; sistemlerin, insanların, kararların, olayların, olguların, oluşların, varlıkların, ilişkilerin vb. bir fıtratı vardır.

İnsanın da bir fıtratı vardır. Dünyanın, kâinatın, atomun, konuşmanın, nefes almanın, yemek yemenin, tokat atmanın, araba sürmenin, devlet yönetmenin, evliliğin, öfkenin, sevginin vb. istisnasız her şeyin bir fıtratı vardır.

Fıtrat varoluş özelliklerini ifade eder.

Var olan her şeyin, yeryüzünde benzersiz bir konumu ve görevi vardır. Bir bütün halinde, sistemler sistemi olarak işleyen yeryüzü hayatı; benzersiz ve zorunlu misyonların birlikte çalışması ile varlığını ve sürekliliğini sağlar.

Var olan her şeyin varlık özellikleri; misyonlarını ve benzersizliklerini belirleyen vasıfları tarif eder.

Fıtrat kavramının doğasını yani varlık özelliklerini ve fonksiyonlarını bilmek hayati bir öneme sahiptir. Çünkü yeryüzü hayatına dair bir düşünce sistemi, bir tasavvur geliştirebilmenin ilk adımı; temel yapı taşlarından birisi olarak, “fıtratı” bilmekle başlar.

Fıtrat kavramı, söz konusu; varlık, sistem, süreç, olgu, oluş, ilişki vb. unsurların;

 

1. Öncelikle “varlık nedenini” açıklar. Nedeni olmayanın, varlığı da söz konusu edilemeyeceği için; her var edilenin bir kök nedeni vardır.

Bu neden, varlığın yeryüzündeki görevini ve konumunu açıklamaktadır.

Varlık nedeni; kök, çekirdek, ontolojik olandır.

İnsan için kök varlık nedeni, hayatının bütününde; taleplerini, tercihlerini, pozisyonlarını, yapacaklarını, ihtiyaçlarını; dolayısıyla bütün amaçlarını, hedeflerini belirleyen temel unsurdur.

İnsanlar hayatları boyunca her ne yaparlarsa, bunu varlık nedenlerini gerçekleştirmek için, varlık nedenlerinin bir fonksiyonu olarak yaparlar.

İnsanların güncel, anlık talepleri, kendiliğinden, köksüz olarak gelişmez. Her talep, bir kök nedenin gerçekleştirilmesi için vardır. Bu nedenle varlık nedeni bir kader unsurudur denilebilir.

 

2. “Kök anlamlar”, fıtrat kavramının başka bir maddesidir. İnsanın, yaşamı, durumları, oluşları, nedenleri, sebepleri, varlığı, ilişkileri, fıtratı vb. diğer hususları anlayıp, anlamlandırabilmesi, hayata müdahalesinin mahiyetini ve biçimini belirler.

İnsan ürettiği anlamlar üzerinden ilişki kurar, karar ve davranış geliştirir. Yani insanın inşa ettiği dünya, üretebildiği anlamlarla özdeştir.

Bu nedenle, fıtrat dâhilinde, hayata, varlıklara, oluşlara, ilişkilere vb. ilişkin kök anlamlar vardır. Kök anlamlar, yaşam sürecinde üretilen bütün algı ve anlamların, kendisinden doğduğu çekirdek bilgilerdir.

Kavramlara yüklenilen içerik ve fonksiyonlar, kök anlamlar cümlesindendir. İnsanların karar, tercih ve davranışlarını belirlerler.

Kök anlamlar, kurucu kavramlardır.

 

3. Fıtratın bir başka unsuru ise; insanın varlık nedenini gerçekleştirmek için kendisine verilen “kök sistem ve mekanizmalardır”. Atmosferin, ağaçların, suyun, gök gürültüsünün, konuşmanın, uykunun vb. bir sistemi ve mekanizması vardır.

İnsanın da, varlık nedenini gerçekleştirmek için; biyolojik, fizyolojik, zihinsel, ruhsal sistemleri ve mekanizmaları vardır. Bu sistemler, alt sistemleri ve çevre sistemleri ile birlikte çalışırlar.

 

4. Fıtrat, varlıkların “biçim, şekil ve formlarını da” tarif eder.

 

5.”Kök ilişkiler”, fıtratın tarif ettiği başka ettiği başka bir konudur.

Her varlık, merkezde kendi alt sistemleri; çevre de diğer sistemler ile kök ilişkilere sahiptir.

Ayrıca her varlık, kendini var eden, mutlak otorite ve O’ndan yetki alan nispi otoriteler ile de kök ilişkilere sahiptir.

İnsan da benzer şekilde; merkezde özü ve diğer alt sistemler; yakın çevre unsurları; uzak çevre unsurları ve aşkın ile kök ilişkilere sahiptir.

Geliştirdiği bütün ilişkiler; kök ilişkilerin temel nitelik ve tercihlerinin sınırlarında ve ilkeleri çerçevesinde tahakkuk ederler.

 

6. Fıtratın tarif ettiği bir diğer husus ise “kök ilkelerdir”.

Varlık nedeninin gerçekleştirilmesi, sistemlerin ve mekanizmaların işletilmesi ve korunması, amaçlar ve hedeflerin belirlenmesi ve gerçekleştirilmesi, kök ilişkilerin kurulması ve sürdürülmesi ve fıtrat ile ilgili diğer tüm hususların tahakkuk ettirilmesi ancak kök ilkeler çerçevesinde mümkün olur.

Kök ilkeler bir yönden yol taşları, belirleyici ve yönlendirici unsurlardır. Diğer yönden sınırları belirlerler.

 

7.”Kök sınırlar” ise bir diğer fıtrat unsurudur. Tek tek ifade edilen ilkelerin araları bir çizgi ile birleştirilirse, sınırlar ortaya çıkar.

Davranış sınırları, özgürlük sınırları, ilişki sınırları, güç ve mukavemet sınırları vb. alt tasnifler yapılabilir.

Sınırlar, varlıklara yüklenen misyona, belirlenen görevlere göre verilen yetki ve hareket alanlarını belirlerler.

İnsanların potansiyel “istemek ve davranış” sınırları çok geniştir. Ancak fıtrat, insanın, varoluş nedenini gerçekleştirebileceği sınırları belirler.

Bu sınırlar içerisinde kalan ve davranışını gösteren insan, fıtratını gerçekleştirmiş olur.

İnsan, fıtrat sınırları içerisinde kaldığı durumda; tatmin içerisinde, mutlu, dingin, anlamı yakalamış, başarılı, enerjili, umutlu, barış içerisinde, bütüncül, üretken bir halde bulunmaktadır.

Eğer fıtrat sınırları dışında yaşarsa, yukarıda yazılanların tersi bütün durumlarla karşı karşıya gelecektir.

Ayrıca bütün var edilmişlere müdahale imkânına sahip olan insan; normal şartlarda, varlıklarını kendi doğalarına uygun olarak sürdüren diğer varlıkların doğalarına da yanlış müdahalede de bulunur. Doğaları içerisinde üretken olan var edilmişler, bu durumda potansiyellerini yıkıcı ve tüketici olarak kullanırlar.

Bütüncül çalışan sistem bozulmaya ve yıkıcı mahiyet almaya başlar.

 

8. Bir diğer fıtrat parametresi ise “kök ölçülerdir.”

Kök ölçüler, var oluş nedenini tamamıyla gerçekleştirmeyi mümkün kılacak olan hedef, meşruiyet ve güncel kabul sınırlarını belirleyen nitelikler ve niceliklerdir.

Hedef sınırlara ulaşıldığı zaman, belirlenen hedefte gerçekleşmiş olur.

Bu sınırlarda kalındığı sürece üreten sistemler, sınırlar aşılınca tüketmeye, imha etmeye başlarlar.

Başarı, ilişki, saygı, sorumluluk, davranış, tepki, üretim, tüketim, sevgi, vb. kavramlarla ifade edilebilirler.

 

9. “Kök değerler”, cari kültürde, ilkelerle karıştırılan bir fıtrat unsurudur.

Değer,  gerçek anlamıyla, söz konusu olan unsurun veya faktörün temel kıymetini ifade eder.

İnsanların zihinlerinde görülmeyen birer değer listesi vardır.

İnsanlar, en çok önemsedikleri şeyleri, listenin en başına yazarlar. Daha sonra, önem ve öncelik sırasına göre değerler listesi tamamlanır.

Değer parametresinin önemi; insanların önemsedikleri, değer verdikleri hususlara odaklanmaları, en çok dikkat ve kaynağı bunlara ayırmalarından gelir. Öncelikle, değerler listesinin en üstündekilerinin gerçekleşmesi için uğraşırlar.

Farklı değerler listesine sahip olanların, farklı davranış göstermeleri bu nedenledir. Ya da birisi tarafından çok önemli görülen bir hususun bir diğeri tarafından önemsenmemesi ve hatta anlaşılmaması bu nedenledir.

Değerler, fıtrattaki “değer hükümlerine” göre oluşurlar. Buna göre birer değerler listesi gelişir.

İnsanların inşa ettiği kurumlar, toplum, devlet vb. yapılarının da değerler listesi vardır. Kurumsal değer listeleri, kurumları oluşturan ve vaziyet edenlerin ortak değerlerinden mülhem oluşmuştur.

 

10. “Kök kriterler”; fıtratın, neler yapılıp, neler yapılmayacağı? Neden yapılıp, neden yapılmayacağı? Nasıl yapılıp, nasıl yapılmayacağı? Vb. sorularını cevaplayan temel ölçülerdir.

 

11. Fıtrat faktörlerinden birisi de “temel hukuktur.”

Her varlık, temel parametreleri fıtrat ile belirlenmiş bir temel hukuka sahiptir.

Temel hukuk, varlığın sahip olduğu tüm hakları içerir. Hukukun da bir doğası vardır. Tüm haklar, hukukun doğasına uygun biçimde belirlenir ve kullanılır.

Her var edilmişin; fıtratına uygun yaşamak, fıtratını korumak, varlığını deva ettirmek, var oluş nedenini gerçekleştirmek, haklarını ve kaynaklarını; özgürce, özgün olarak ve güven içerisinde kullanmak, temel hukukun ana konusudur.

Bunları, doğasının içeriğine uygun ilkeler, sınırlar, değerler, ölçüler, sistem, mekanizma ve ilişkiler dâhilinde yapmak hakkına sahiptirler.

Her varlığın hukukuna riayet zorunludur. İnsanların; tercihlerini ve davranışlarını, diğerlerinin hukukunu bütüncül olarak koruyacak biçimde gerçekleştirmeleri ontolojik bir zorunluluktur.

Aksi durumda, bütüncül çalışan sistemde, hukukuna haksız müdahalede bulunulan unsurlar, sistemdeki uyumu, çatışmasızlığı ve barışı bozarlar. Bu durum, hukuksuz davrananın da hukukuna yıkıcı müdahaleyi getirir.

Hak ve hukuka dair söylenecek her söz, yapılacak her iş, kurulacak her sistem, belirlenecek her ilke ve ölçü; fıtrattaki temel hukuk parametresinin doğasına uygun ve bütüncül olarak gerçekleştirilmek mecburiyetindedir.  Aksi durumda varlık âleminde sürekli fitne, kaos ve çatışma ortamı oluşur.

 

12. “Kök kaynaklar”, fıtrat içeriklerinden bir tanesidir.

Her var edilmiş, fıtratları gereği, varlık nedenlerini gerçekleştirmek için yaşamak zorundadırlar.

Bunun için kendilerine, yaratılışta “kök kaynaklar” verilmiştir.

İnsanın yaşamı, sağlığı, vücut sistemi, aklı, zekâsı, iletişim ve etkileme yeteneği, üretim, iletişim ve etkileme yeteneği; üretim, yönetim, değiştirme kabiliyeti vb. faktörler ve bunlarla oluşturulan ikincil, üçüncül kaynaklar örnek olarak sayılabilirler.

Temel hukukun en önemli konularından birisi, bu kaynakların; temel amaçlar ve hedefler için, özgürce ve özgün olarak kullanılabilmesidir.

İnsanların, sahip olmadığı, diğerlerinin kaynaklarını; kendi amaçları istikametinde kullanmaları temel hukuka aykırıdır.

Ayrıca, insanın sahip olduğu kaynakların farkında olup, verimli biçimde, varlık nedenini gerçekleştirmek sürecinde, yerli yerince kullanmak bilinci ve formasyonu olmak zorundadır.

 

13. “Temel yetenekler”, varlıkların, varlık nedenlerini, temel görevlerini yerine getirebilmek için sahip olmak zorunda oldukları temel yetileri, becerileri ve yapabilmek imkanlarını tarif etmektedir.

Aslanın avcılığı, atın güç ve hızı, insanın akletme, inşa edebilme özellikleri, örnek gösterilebilir.

 

14. “Kök farkındalıklar”, fıtrat unsurlarından birisidir.

İnsanlar, yaşadıkları boyutun, Aşkın’ın, kendisinin, fıtratının, düşmanının, çevresinin, oluşların, sabit ve değişkenlerin, vb. kök olguların, varoluşta, potansiyel olarak, bilgisine sahiptirler.

Yaşadığı boyuta ilişkin fıtraten sahip olduğu bilgi, potansiyelden, varlık düzeyine çıkartılabildiği oranda, fıtri farkındalık tahakkuk etmektedir.

 

 

Yukarıda izah edilen hususlar, fıtratla ilgili her şeyi kapsamamaktadır. Ancak fıtratın ne olduğu? Ve temel fonksiyonlarının neler olduğuna ilişkin bir temel tasavvur çerçevesinin çizilmesine başlangıç imkanı sağlayabilir.

İnsanların, yaşamla ilişkiyi düzgün, sahici ve kesintisiz kurabilmenin lazım şartı; fıtrata ilişkin yetkin bir tasavvura sahip olmaları ve yaşamı, fıtrat düzeyinden okuyabilmek yeteneklerine sahip olmalarıdır.

Fıtrat, yaşamı düzgün inşa edebilmenin zorunlu unsurudur. Yanı sıra, yaşamdaki muhasebe, yüzleşme, düzeltme fonksiyonları da ancak fıtratı kıyas öznesi yaparak gerçekleştirilebilir.

Fıtrat, ontolojik boyutta, ilah tarafından yaratılır.

Daha önceki yazılarda belirttiğimiz; sahte ilahların yaşama müdahale ettikleri alanlardan birisi de burasıdır.

İnsanlar normal şartlarda, ontolojik boyutta yaratılan fıtratı, olduğu gibi kabul edip, bunun bilgisine ulaşmak zorundadırlar.

Buradan elde ettikleri bilgi ile davranışlarının mahiyetlerini belirlerler.

Bu davranışlarla hayatı inşa ederler.

Sahte ilahlar, ontolojik boyutta, yaratılmış fıtratı olduğu gibi kabul etmezler. Bunlar yeniden, sahte fıtrat imal etmeye çalışırlar.

Doğaları icabı, yoktan var edemeyen sahte ilahlar; var olanları, yeniden ve farklı tarif etmeye çabalarlar.

Örneğin, insanın varlık nedenini, kendi ilahlık hedeflerini destekleyecek biçimde, yeniden ve farklı tarif ederler.

İnsanın bireysel ve sosyal sınırlarını; değer ve ilkelerini; ölçü ve kriterlerini; kök ilişkilerini; temel hukukunu; kaynak kullanımı ve farkındalıklarını, yeniden tarifle imal etmeye çalışırlar.

Fıtratında, inanmak özelliği olan insanoğlu, imal edilmiş sahte fıtratlara inandırılabildikleri oranda; imal edenler, sahte ilahlıklarını sürdürebilirler.

Çünkü insanlar, yaşama müdahaleye, fıtrat düzeyinden başlarlar. (Bu konuyu müstakilen anlatacağız)

Yaşamın fıtratına sadece, insana sahte fıtrat imal edip, inandırmakla haksız müdahalede bulunanlar ve onların kulları; yaşamın fıtratının ve sonuçlarının bozulmasına sebep olurlar.

Bunun sonucu, yeryüzünde fitne, çatışma, hukuksuzluk, israf ve imha süreçleri hâsıl olur.

Fıtrat; düşünce, karar, davranış, ilişki vb. sistemlerinin ve süreçlerinin eksenidir.

Bütün sistemler ve süreçler bu eksen etrafında, inşanın fıtratına uygun olarak inşa edilmelidir.

Yeryüzünde nispi otorite olarak yetki sahibi olan insan da, varlık nedenini gerçekleştirmek için “inşa etmek” zorundadır.

Mutlak otoritenin “yaratış” güç ve yetkisine karşın; yeryüzüne müdahale yetkisi verdiği insanın da, “inşa” güç ve yetkisi vardır.

İnsanlar da herhangi bir unsuru inşa edecekleri zaman, öncelikle “inşa özelliklerini” belirlerler.

İnsanların belirlediği inşa özellikleri, fıtrat benzeri parametreleri içerir. Ancak inşa yoktan var etmeyi değil, vardan var etmeyi tarif eder.

İnsanın temel sorumluluğu; belirlediği inşa özelliklerinin, fıtrat özellikleri ve temel hukuk çerçevesinde olması; fıtratta belirlenen kök nedeni gerçekleştirmenin bir fonksiyonu olarak hedeflenmesini sağlamasıdır.

İnsanın, bu sorumluluk çerçevesinde hareket etmemesi durumunda; inşa edilen sistem, süreç, ilişki ve oluşların sonuçları; yaratılan fıtrata aykırı, yıkıcı, bozucu bir mahiyet arz eder.

İnsan bu durumda haddini aşmış ve verilen yetkiyi yanlış kullanmıştır.

Zorunlu olarak, davranış geliştirip, yaşam inşa eden insanın, bu keyfiyeti bilmemesi, inanmaması, bilerek ya da bilmeyerek buna aykırı davranması; kendi hüsranını, diğerlerinin kayıp ve zararlarını doğurur.

Fıtrat eksenli düşünmek ve davranmanın kök önemi de buradan doğmaktadır.

 

 

İnsan yeryüzündeki varlık nedenini gerçekleştirirken bir sabit, bir değişken parametre ile hareket eder.

Fıtrat bütün insanlar için aynıdır ve değişmez. Bu sabit parametredir.

Ancak her insanın farklılığını oluşturan ve yaratılıştan gelen değişken parametre ise mizaç, kaynaklar, yaklaşım vb. ayırt edici unsurları taşımaktadır.

İnsan, fıtrat ve ayırt edici özgün özellikleri ile birlikte hayata müdahale eder.

Fıtrat, genel sınırları çizer ve bütün insanlar için genel ve ortak bağlayıcıdır.

Ayırt edici özellikler, insanlara göre farklıdır. Bu nedenle insanlar, farklı mertebelerde, alanlarda, pozisyonlarda ve biçimlerde davranış gösterirler.

Yaşamın çeşitliliği kadar, insan değişkenliği vardır. Bu nedenle insanın fıtrat dışı farklılıkları da varlığının doğasındandır.

Fıtrat sınırları içerisinde bütün farklılıklar meşru ve gereklidir.

Bu nedenle farklılıklara saygı gösterilir, yok edilmeye ya da tek tipleştirilmeye çalışılmaz. Eğer yapılırsa;  varlığın ve hayatın doğasına aykırı davranıp, yaşamın doğasını bozmak sürecine katkıda bulunmak anlamına gelir.

 

Murat SAYIMLAR

KASIM 2017

 

 

 

 

 


Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr