Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 3 > GAFLETMETRE

GAFLETMETRE

Acaba gaflette miyim? Diye endişe ve merak içerisinde olanlar için bir yöntem önermek istiyorum.

Bir an için gözlerinizi kapatın ve hayal edin;

Hz.Peygamber  bizleri toplamış ve “size şu tepenin ardından düşman geliyor desem, ne dersiniz?” Diye soruyor.

Bu soru karşısında eğer; “bizi bunun için mi topladın?” Deyip oradan ayrılıyorsanız durum parlak değildir.

Fakat bu söz karşısında, hayalinizdeki hayal dünyanız harekete geçiyor;

Ülkenizde sokakların karıştığını ve sizin de bir şeytani kaos ve kavganın bilinçsiz aktif taraflarından birisi olduğunuzu;

Sonra hayalin birden Suriye’nin, Libya’nın ve diğerlerinin ilk günlerine ve son günlerine sıçradığını;

Küresel ölçekte birbirleriyle çatışan şer güçlerden sıkışan tarafın, diğer tarafı Müslümanlarla çatışmaya sokma gayretlerini;

Geçen dönem hegemonlarının devşirdiği “Müslüman Liderlerin”, bu kırılım döneminde, yeni hegemonların adayları ile değiştirilmek çabalarını;

Zemini ve bağlamının fıtrata mugayyir hükümlerle inşa edilmiş sistemlerde yaşayıp, bunu içselleştiren ve bu arazilere bina kurmak yarışına dava ve erdem diyen “müslümanların” halini;

Söylemi “İslam”, eylemi farklı olan bir hayat ve kültüre sıkışmış; perspektifi, amacı, hedefleri ve idealleri oluşmayan; her geçen zaman artan oranlarda kaymaya devam eden; bizlere emanet edilmiş gençlerin trajedisini;

“Müslümanlardan” şahitlik bekleyip, hayal kırıklıkları yaşayan insanların bilinçsiz çaresizliklerini;

Yeyip, içtiklerinden, yaşadıkları evler, çevre ve şehirlerden; maruz kaldıkları “yönetim, eğitim, kültür, sanat ve iletişim” etkilerinden abondone olmuş insan güruhlarının durumunu;

Bunlar karşısında “dört maymunu” oynayıp, güvenli sandıkları kovuklarında; hali ile alakası olmayan algılamaları ve uğraştıkları konuları ile ortada bulunan “Allah’ın Kulları” olduklarını iddia edenlerin durumunu;

Basiret ve firasetinden korkulası insanların gafletsever hallerini;

Hak ve adaletin yanında durmaları gerekirken; güç ve menfaati tercih edenlerin zilletini;

Allah’ın vadettiği büyük lütuflar yerine, küçük menfaatler peşinde koşanların hesap bilmezliğini;

Hakikat ve sorumluluğa dair uyarı ve hatırlatmalar yapıldığında, hiç üzerine alınmadan, diğerlerine bakan ve işaret edenlerin aymazlığını;

Şeytanın tezgahına düşmüş ve farkında olmadan hal üzerinde olduğunu; Allah’ın zikriyle işi olmaksızın ve hatta bunun müdafilini yaptıklarını zannedenlerin hamakatini;

Dost ve düşman kriterlerini fıtrat hükümlerinden değil imal edilmiş hükümlerden alan; düşmanına dost, dostuna yaman olanların zalimliğini düşünebiliyorsanız;

Ya Allah bismillah deyip, toparlanmaya çalışıyorsanız bir ihtimal var demektir.

Bunları düşünmeyip de, kendilerine hatırlatanlara;

Dalgamıza taş atıp, rahatımızı bozma babından tavır belirleyip; karamsar, hayalci, ilimsiz gibi ifadeler kullananlar, bir safha ileri gidip, gaflet tacirliğine de başlamışlar demektir.

Bu durumları hiç umursamayıp, dinin fıtratına hiç uymayan bir din algısı ile kardeşleriyle savaşmayı cihad zannedenler ise gaflette kariyer yapmakta ve dalalete hak kazanmaya çalışmaktadırlar.

Hz.Peygamber bunu söylediğinde haklıydı ve haklılığı bu güne kadar ki her devir ve anda devam etmektedir.

Zira yeryüzüne, insanın düşmanı olarak inen şeytan ve avanesi, ontolojik nedenlerine samimiyetle bağlıdırlar ve bunun için çok çalışmaktadırlar.

Ana stratejileri olan insanı şükürsüzlüğe yani sahip olduklarının farkına varıp, yerli yerinde kullanmama haline sürüklemelerini başarı ile uygulamaktadırlar.

Bu tam bir öz gaflet durumudur.

Eğer bunun sonuçlarını tarih boyunca ortaya çıkan neticelerden anlayamayanlar varsa; Reyhanlı’da ki göçmen kamplarına gidip, her şeylerini kaybedenlerle konuşsunlar. Çünkü onlar damdan düştüler. 

Hesap gününde olacaklardan motive olabilmekse ancak gafletten uyanmakla gerçekleşebilir.

Ey iman edenler, iman edelim.


Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr