Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 3 > GENELEVDEN KAÇAN KADIN

GENELEVDEN KAÇAN KADIN

Yeni dinlediğim hikayenin bir bölümünü paylaşmak istiyorum.

Bende; içi boş, aldatıcı irşad vaazlarından daha etkili olduğu duygusu oluşturdu.

Hikayeyi anlatan zat bir hikaye yazarı. Yaşayıp, hissetmediği şeyleri yazmadığını düşünüyorum.

“Beni, çok hatta tek etkileyen bir kadın vardı” diye başladı anlatmaya.

“ O’da fahişelik yapıyordu fakat diğerlerinden farkı, ruhunun fahişe olmasına direnmesiydi.”

“Ben de o ortamda doğmuş ve yaşıyordum. Annem, şerefsiz bir zalim olan babam tarafından geneleve satıldığında bana hamileymiş.”

“Etrafı görüp, algılamaya başladığım andan itibaren gözüm hep o kadının üzerinde oldu ve hep onu takip ettim.”

“En az yirmi kere kaçtı ve yakalayıp getirdiler. Büyük işkencelere maruz kaldı fakat hiç vazgeçmeden fırsat aradı ve yine kaçtı. Dedim ya sadece böyle davranan oydu çünkü bedel ödeyip, ruhunun fahişeleşmesine izin vermiyordu. Bedeni mecburen orada olsa bile ruhu başka bir alemde yaşıyordu. Zannımca bu nedenle farklıydı.”

“Bu kadının, ruhunun onuru için verdiği mücadele benim de örneğim olmuştu. İlkokula başladığım günden itibaren çalışmaya da başladım. Okuldan çıkar çıkmaz pazarlarda yük taşıdım, mendil sattım, bir sandık edindim boyacılık yaptım, kısaca ne yapabiliyorsam yaptım. Bu andan itibaren o ortamın kirli parası ile alınmış hiçbir şey yemedim ve giyinmedim. Yazın çokça dışarılarda yattım ve imkan bulduğum ilk an, bir daha dönmemek şartıyla o pis alemden ayrıldım.”

“Örneğim, ufkum, motivasyonum hep o kadındandı.”

“Diğerlerinin böyle bir derdi yoktu. Aç ve açıkta kalmak korkusu; yalnızlık endişesi; acizlik hissi; tehditler, teklifler ve diğer yanılgılar, onların bu ortamdan kopmalarını engelliyordu.”

“Bu durum da, hızla ortama adapte olmak ve içselleştirmek telaşında idiler.”

“Neredeyse hepsinde bir hoşnutsuzluk ve itiraz hali görülüyordu. Bazılarında öfkeli ve muhalifmiş gibi izlenimi veren hareket ve sözler görülse de, aslında bunlar geneleve, düşüncesine, sistemine, meşruiyetine ilişkin değil; bu vasattaki aksaklıklara ya da kendi kuralları mucibince belirlenmiş “haksızlıklara” idi.”

“Genelev sahipleri ve yöneticileri bu kadar itirazı hoş görüyor ve hatta teşvik ediyorlardı. Zira yollar tümden kapatılırsa, ruhu fahişeleşmeye direnen kadın örnekleri artabilirdi. Sadece itirazların ve muhalefetin, kendi belirledikleri sınırlar da kalmasına dikkat ediyorlardı.

“Daha ilginç şeyler de oluyordu. Elbette bu alem ve ortamı sindirmek ve bütünleşmek adına;”

“Mesela, adına “genelev felsefesi” diye bir olgu gelişiyor ve “genelev filozofu” isimli tipler türüyordu. Bunlar yaşadıklarını sindirecek ve içselleştirecek argümanlar geliştiriyorlardı.”

“ “Dindar fahişeler” diye nitelendirilenler vardı. Her gece ve sabah gusül abdesti alırlar; besmele ile çıkarlar; bazıları kandil gecelerinde çalışmazlar; ramazanda çalışmayıp, oruç tutanlar; akşamdan sonra beş vakit namazlarını kaza edenler vardı.”

“ Bu aleme tutunabilmek adına; yapılan ev ve sokak yöneticiliklerine aday olup, mücadele edenler ve güç bulmak için destek olanlar vardı.”

“ Birgün genelev patronu olmak ise neredeyse hepsinin ütopyası idi. Fakat çoğunun gerekçesi de aynıydı; patron olunca bütün kadınları serbest bırakıp, namuslu bir iş bulmalarını sağlayacaklar ve genelevi kapatacaklardı.”

“Bunları konuşup, yaparken; genelev felsefesini içselleştirip; bedenlerinin, ruhlarının ve ilişkilerinin fahişeleştiğini; genelev sahiplerinin koyduğu ilkelere, önce mecburiyetten, sonra da gönüllü tabi olduklarını da fark etmediler.”

“Çünkü bu ilkeler, halleri çerçevesinde geliştiriliyordu. Mesela; günah psikolojisinin, günahtan vaz geçemeyenlerin, günahı yaygınlaştırmayı mübah kılmasından çıkışla; genelev yöneticilerinin, başka kadınları da düşürmelerini teşvik etmelerine olumlu tavır takınmaları idi.”

“Daha sonra çok düşündüm; büyük bedeller ödemeyi kabul ederek, sürekli kaçmaya çalışan ve sonunda başaran kadınla, bunlar arasındaki ne fark var? diye.”

“Bir tanesinin, o kadının ruhunu fahişeleştirmemek için verdiği mücadele olduğunu söylemiştim.”

“Fark ettiğim hususlardan birisi de; o kadından başkasında, halin gayri meşruluğuna ve buradan kurtulmaya ilişkin gerçek bir talebin olmaması idi. Bu durum da; görüntüde farklı talep ve itirazlar varmış izlenimi oluşturulsa bile; hal olarak topyekün fahişeleşmeyi gerçekleşiyordu.”

“Sadece bir kadın kaçtı bu genelevden, büyük bedeller ödeyerek. Zira ruhu orada yaşamıyor ve fahişeleşmeye direniyordu. Birgün bedeni de, ruhunun bulunduğu yere gitti.”

“Bir de ben kaçtım oradan çünkü şahidim o kadın olmuştu. Şimdi o alemin hikayesini anlatmaya çalışıyorum.”


Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr