Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 1 > GEZİ NOTLARI -1-

GEZİ NOTLARI-1-

Latif bir cennet esintisi gibi süzüldüm, anahtar deliğinden.

Boşa değildi cennet esintisi dediğim. Akşam odaya girerken kendimi, cehennem taşları ile birlikte yanan ve yakan gibi hissediyordum. 

Sonra bir uyku bürüdü, temizleyen, arındıran, serinleten latif bir yağmur lütfu gibi.

İşte o uykunun içerisinde latif bir cennet esintisi gibi süzüldüm.

Sonra yaratılış hızına denk bir hızla kainatın diğer ucunda buldum kendimi.

Ölmedim, acı çekmedim. Sadece başlangıçta büyük hayret içerisindeydim.

Radyasyon yakıp, kavurmuyor; spinler, delip-geçmiyor; meteorlar parça parça etmiyorlar; yüksek ısılar kavurmuyorlardı.

Aksine; yanlarından geçerken, gök taşı, gezegen, yıldız, karadelik gibi hissediyordum. Radyosyon, yakıcı ısı ben oluyordum.

Bunun, latif esinti kıvamından dolayı olduğunu düşündüm.

Yaratılış hızıyla tüm kainatı gezdim. Ne kadar büyük, ne kadar küçük; ne kadar yabancı, ne kadar tanıdık; ne kadar korkutucu, ne kadar dost; ne kadar farklı, ne kadar aynı olduğunu gördüm.

Aynı hızla Dünya'ya döndüm.

Komodor adasında, Komodor Ejderi'nin gözünden hayatı seyrettim ve onun duyguları ile hissettim.

Bir kobra yılanı, Bengal kaplanı, Nil timsahının duyuları ve duyguları ile baktım, dünyaya.

Her birisi tatmin içerisinde, doygun, mutlu ve barış içerisinde idiler. Anlamlı, ilkeli ve etkili bir hayat yaşıyorlardı. Varlık nedenlerine uygun sınırlarının içerisinde kalıyorlardı.

Halimdeki imkanı anlamış, keyfini çıkarıyordum.

Bulutlarla, çiçeklerle, başka hayvanlarla, atmosferdeki gazlarla, dağlardaki kayalarla, akan sularla yaşadım, bu tecrübeyi.

Özgür gerilla nötronlarla, kurulu düzenlere daldım ve kaos oluşturdum. Sonra kenara çekilip, yeni düzeni nasıl oluşturduklarını izledim.

Sonra elektronlarla muhabbet geliştirip, onların farklı mertebelerdeki farklı halleri üzerinden varlığı gözledim.

Sonra şehre indim. 

Müthişti.

Hareket eden renkler gördüm.

Yeşilin en koyu tonundan başlayıp, beyaza ulaşan ve buradan latifliğin farklı düzeylerine atlayan.

Yeşil, kırmızı esaslı bir degrade görünüm. Kimi yeşilden başlayıp, kırmızıya ulaşan; kimi kırmızıdan başlayıp, yeşile doğru giden. Bunlardan oluşan ara renk başlangıçlı olanlar.

Kırmızı ile başlayıp, en koyu tondan, en kesif siyaha ulaşan.

Saf siyah, saf beyaz,  kirli beyaz, grinin farklı tonları ve saf latif.

Hepsinin renklerinden, tonlarından, kombinasyonlarından, hareketlerinden, ilişkilerinden; bakmayı, anlamayı, hissetmeyi tecrübe ettim.

Halim, imkanlarımı çoğaltıyordu. Varoluşun en sığ, tezahürler mertebesinden başladım. Diğer mertebelerin hepsini teker teker deneyimledim.

Yürüyen, yiyen, içen, uyuyan, gören ve görülen insan formundan başladım. Zaten bu mertebeyi iyi biliyordum fakat bağlantıları hissedebilmek için buradan başladım.

Herşeyin bir dalga yada parça gibi olduğu bir boyuta kadar indim. Burada bir kedi, vazo, oksijen, toz ve masa sanki aynı formdaydık.

Bir mertebe daha indim. Sonrasına imkan bulamadım.

Her mertebede ayrı bir yapı, ilişki ve yaratılışta olan kendimi fark ettim.

Sonra bütün yaratılış boyutlarının eş zamanlı ve bütüncül olarak çalıştığını gözlemledim.

Yaratılış hızını burada tasavvur ettim. Ancak yaratılış kavramı ve tabiatı üzerinde hiç mesabesinde bilgi sahibi olduğumuzu fark ettim.

Yaratılışın sadece tezahürler mertebesinden bakıp, duymaya ve anlamaya çalışanların renkleri ise açık yeşil, kırmızı, koyu kırmızı ve kesif siyah biçiminde görülüyordu. Fakat şehirde yoğun hareketli renk, bu gibi gözüküyordu.

Bu renk sanki sürekli kirleniyor ve dokunduğu her şeyi kirletiyor gibiydi.

En az işitenlerin, görenlerin ve anlayanların bu mertebede olduğunu gördüm.

Sonra latif bir esinti formunda evime döndüm. Anahtar deliğinden geçtikten sonra kesifleşmeye başladım. Alelacele sordum; bu hal nedir?

Latif bir nida ile; "onlar gaybe iman ederler" dedi.

Sabah uyandım, hazırlandım ve çıkmak için kapıyı açtım. Kesif ve cehennemi sıcaklıkta bir hava çarptı, yüzüme.


 


Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr