Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 5 > HAKİKAT PEŞİNDE OLMAKLA KARIŞTIRILMAMASI GEREKEN ŞEYLER
HAKİKAT PEŞİNDE OLMAKLA KARIŞTIRILMAMASI GEREKEN ŞEYLER 
 
Öyle merhametli olmak lazım ki, kendimize ve herkese; 
 
Mutluluğun bile bir alt unsur olduğu, üst duyguları ve halleri bilmekten, hissetmekten ve içerisinde yaşamaktan; ne kendimizi, ne de insanları alıkoymayalım. 
 
İnsan olmak potansiyelini harekete geçirip, insanlığa ve dahi sadece Allah'a kulluğa yükselmek ve özgürlüğe kavuşmak hakkına engel olmayalım.
 
Bunun yegâne şartı; hakikatin peşinde olmak, bilmek, bulmak ve dahilinde yaşamaktır.
 
Açık veya gizli, bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde, istisnasız herkesin talebi ve iddiası; farklı kavramlarla ifade etseler de, özde; bütüncül tatmini elde etmek; bunun için de hakikatın peşinde olmaktır.
 
İnsanların büyük çoğunluğunun handikapı da, bütüncül tatmini oluşturan eksen hükümlerinin görece olduğunu zannetmeleridir. 
 
Hakikatı konuşmak için; 
 
Bir yönüyle, insanların, diğer varlıkların, olgularin ve kök oluşların; yaratılış nedenlerini ve özelliklerini yani fıtratlarını/doğalarını;
 
Diğer taraftan da; bunları, hak üzere Yaratanı ve yaratılışla ilgili hususları bilmek gerekmektedir. 
 
Ancak bundan sonra, insana iradi yetki verilen sahih alanlarda ve sınırlarda meşru davranış sergilemek imkanı bulunabilecektir. Aksi durumda, alan şaşırmak ve sınır tecavüzü söz konusu olabilir. 
 
Kendi meşru hudutlarında ve hakikat üzere davranış sergilemesi, insan için varoluşsal bir mecburiyettir.
 
Bu mecburiyet, önceki yaşam boyutlarında, bütüncül tatminin (itminan) yüksekliğini ve hazzını tanımış olan insanın; bu yaşam boyutunda da, bundan daha aşağısını kabul edemeyip, zorunlu arayış içerisinde olmasındandır. 
 
Bunun istisnası yoktur. Namaz kılan, uyuşturucu kullanan, Allah'a veya hevasına kulluk eden, iyilik yapan ya da adam öldürenler, aynı kök nedenle yani tatmini elde etmek için yaparlar. 
 
Ancak bunun tek yolu, insanın, fıtrat sınırları içerisinde, şakilesine (onu diğer insanlardan farklı kılan unsurlar) uygun ve hakikat çerçevesinde yaşamasıdır. 
 
Fıtratın mutlak ve izafi tarafları vardır. 
 
İzafi olan, bu yaşam boyutundaki yaratılış özellikleridir. Mutlak olan ise Yaratanın Ruhundan üflenen nefhadır.
 
Bunların varoluş özellikleri yani fıtri hakikatlerinden, "bu yaşam boyutunda", insan için gerekli olan bilgiler; Allah'ın kevni ve vahyi ayetleri ile bildirilmiştir.
 
Bu hakikatlerin anlaşılması ve yeryüzü halifeliğinin, Allah'a kulluk mahiyetinde gerçekleştirilebilmesi için; insana verilen yetki ve yetenek sınırları içerisinde, akletmek ve irade beyan etmek gerekmektedir. 
 
Vahyi ayetlerin tebliği, açıklaması; 
bu çerçevede insanların arınması ve inşası; vahyi ve kevni ayetleri ve
güncel, afak ve enfüsî bilgileri, 
akledip, anlayıp; 
kendisine verilen iradeyle,
Allah'ın Rablık sıfatının tecellileri, rahmet ve ihsanlarıyla; 
çalışıp, mücadele ederek; 
bilgiden başlayan bir süreçle, 
hakikat çerçevesinde hayatı inşa eden Peygamber'de, 
birinci derece nispi otorite olarak, insan için şahitlik yapmaktadır.
 
"Bizden olan emir sahipleri de" aynı cümleden, ikinci derece otoriteler olarak şahitlik sorumluluğu yüklenmişlerdir. 
 
İnsanların önemli bir bölümü; varlık, olgu, oluş ve kök ilişkileri; özünden, yaratılış boyutundan değil, görünür dünyadan ve uygulamalar üzerinden anlamak ve hayata bu mertebeden müdahale etmek durumunda olabilirler. Bu nedenle şahitliklere ihtiyaçları vardır. 
 
Bu görev için bir de; varoluş özelliklerinin kaynaklarından ve Peygamber şahitliğinden beslenerek inşa olmuş; derin ve temiz akıl sahibi müminlere sorumluluk düşmektedir.
 
Hakikatin kaynağı Allah; 
rehberi Kitap; 
birinci derece şahiti Hz.Peygamber; 
diğer şahitleri; 
bizden olan emir sahipleri ve ulul el bab (derin ve temiz akıl sahipleri) olan müminler; 
kaynakları; 
vahyi ve kevni ayetler ve şahitlikler; araştırma, gözlem, düşünce, tahayyül, tasavvur ve tecrübelerden oluşan bilgiler; 
yöntemleri; 
akletmek, irade beyanı ve mücadele etmek; 
asli destekleri ise; 
hidayet, rahmet, ihsan, yardım, nimet, bereket, işbirliği ve yardımlaşmadır. 
 
Yukarıdaki tespitlerin; en doğru, kamil, tartışılmaz olduğu iddia edilemez. Fakat, içinde bulunulan durumun muhasebesi; yanlışlara tevbe; yeniden inşa için kıyas nesnesi olabilecek tespitlere ihtiyaç olması nedeniyle yapılmasına ihtiyaç vardır. 
 
Üzerinde düşünülmesi gereken bir husus ta; "nelerin, hakikat peşinde olmak çerçevesinde olmayacağıdır."
 
Elbette bu tespitlerin, yukarıda belirlenen çerçeveye kıyasla yapılması gerekmektedir. 
 
"Eğer anlamı, mahiyeti, kaynakları, nedenleri, usulleri ve temel hükümleri; hakikatin peşinde olmayı tarif eden referans çerçeve dahilinde değilse;"
 
Hakikat adına söylenenlerin;
 
Çeşitli biçimlerde ve mecralarda ifade edilen; 
güçlü, yoğun, zeki, sistemik bütünlüğe sahip; 
iyi hazırlanmış ve sunulan; 
stratejik, ilgi çekici, ikna edici; 
çok, sık frekanslı, güçlü referanslı, otoriteler tarafından destekleniyor vb. olması; hakikati yansıtıyor ve meşruiyeti ifade ediyor anlamına gelmez.
 
Kurumsal yapıların, güç odaklarının, şöhretlerin, otoritelerin vb. yanında veya peşinde olmak, hakikatin peşinde olmak anlamına gelmez.
 
Güç, statü veya şöhret sahibi olmak; bir sosyal veya kurumsal çevreye mensubiyet, hakikat üzerinde olmanın garantisi değildir. 
 
Taraftarı veya sempatizanı olunan, tarihi ya da güncel; kurumlar, ekoller, sistemler, öğretiler ya da şahıslar, hakikatin temsilcileri olmayabilirler.
 
Nefislerimizi, zaaflarımızı, ilgi, istek ve arzularımızı okşayıp, destekleyen fikir ve ekoller, hakikate ulaştırmayabilirler.
 
Kendi görgü, görenek, alışkanlık ve kapasitesimize uygun veya yakın olanların, hakikate uygun olmaları kesin olmayabilir. 
 
Propaganda, manipülasyon, etkili iletişim mecralarında ve teknikleriyle sunulanlar, hakikat açısından şüpheli olabilirler.
 
Zımni kök nedeni; mülkiyet, pozisyon, hakimiyet, çıkar, sosyal kabul, şöhret vb. gibi temel unsurlara istinat eden süreç ve faaliyetlere de, bu cümleden olmak üzere dikkat etmek gerekebilir. 
 
Eğitim, kültürel, yönetimsel, sosyal, akademik, toplumsal vb. çalışmalar gibi süreçlerin, hakikate uygunluğu; güç parametrelerini kontrol, kurumsal yapı, çok kaynak, otoriteye yakınlık, güçlü sunum veya ikna yeteneklerinden gelmez.
 
Keskin zeka, tutarlılık, güçlü retorik; referans çerçeve dahilinde olmaksızın, hakikat peşinde olmanın göstergesi olamaz. 
 
Dinlememek, peşin hükümle yaklaşmak, akletmemek, haksız müdahale, hakikat peşinde olmanın unsurları değildir. 
 
Hakikat peşinde olmak; hakikatin kaynağı ve O'nunla olan ilişkinin mahiyeti ile alakalıdır.

Copyright 2020 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr