Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 1 > HALİN İÇİNDE HAKKI VE DOĞRUYU ARAMAK

HALİN İÇİNDE HAKKI VE DOĞRUYU ARAMAK

Müslüman olduğuna inanan ve kendisini böyle ifade etmiş her kişi; bulunduğu halin, hakikatle ilişkisini ve yaptığı işlerin en doğru olmasını sürekli kontrol etmek zorundadır.

Bu zorunluluk bireysel karar ve davranışlarda olması gerektiği gibi; kurdukları, mensubu oldukları, yönettikleri kurumlar, örgütler, toplumlar, devlet ölçeğinde de olmak zorundadır.

Hakikatle ilişkinin kontrolü; insanların ve ilgili bütün unsur ve faktörlerin fıtratlarına; buna bağlı olarak, kök anlamlarına, varlık nedenlerine, temel hükümlerine ve hukuklarına uygunluk kontrolüdür.

Anlamlar, amaçlar, sistemler, sınırlar, ilkeler, ölçüler, değerler vb. parametreler çerçevesinde gerçekleştirilir.


En doğru işlerin yapılması ise, yukarıda çerçeve esas alınarak; en doğru amaçlar, hedefler, politikalar, stratejiler, planlar, uygulamalar ile bunların gerçekleştirildiği sistemler, liyakat unsurları, insan faktörü; sistem, süreç, kaynak, ilişki vb. parametreler çerçevesinde kontrol edilir.

Yukarıda ifade edilenler perspektifinde; temel kabullerde, sistem parametrelerinde, temel hükümlerde ve tercihlerde hata veya sapma ihtimallerinin tespiti ve düzeltilmesi önemlidir.

Yanı sıra, karar ve eylemlerdeki isabetsizlik, ihmal, eksiklik, hata ve hatta kasıtlı olumsuzluklar dikkate alınmalıdır.



Başlangıçta özellikle "kendisini Müslüman olarak tarif edenler" diye yazdım. Bunun ayırt edici sorumluluk ölçüleri vardır.

Genelde; işlerin iyi yapılması, başarı elde etmek, gelişim, kalite, hukuk, verimlilik, risk, güvenlik, beka gibi kavramlar çerçevesinde ele alınacak olan bu konu, ilave olarak;

Tüm varlıkların hukukunu çiğnemek, varlık nedenine aykırı davranmak, Allah'ın rızasını kazanmamak, itminana ermemek, zulüm, fitne oluşturmak, Allah'a hesap vermek, cenneti kaybetmek gibi ontolojik risk faktörlerini de içeren bir perspektiften ele alınmak zorundadır.


Başlangıç kararlarında nispeten daha kolay olan muhasebe/kontrol süreci; ilerleyen safhalarda ve hallerde daha zorlaşmaktadır.

Zorluğu oluşturan en önemli hususlar;

En önemlilerinden bir tanesi; kişiler ve sistemlerin ilişki doğasından kaynaklanan; sistemlerin kendi doğalarına ve verilerine uygun biçimde, kişilerin temel inanç, formasyon, karar, kabul, tercih ve davranışlarını belirleyebilmek özelliğidir.

Bunun dışında;

Başlangıçta yeterli bilgiye, dikkate, özene sahip olmamak;

Liyakat sahibi olmamak;

Halin, sistemin, süreçlerin, organizasyonun vb. tasarımını, inşasını, kontrolünü ve yönetimini, gerçek olarak elde bulunduramamak;

Sistem ve süreçlere başlangıçta yüklenilen anlamın, ilkelerin, değerlerin, ölçülerin vb. mevcut halde farklılaşmış olması durumunda; korku, baskı, diğer dışsal etkenler, halin sağladığı çıkar ve standartlar, değişen inançlar, kişilik ve ahlak zaafları vb. nedenlerle istek ve iradenin kaybolması;

Kalite, kapasite ve kaynak yoksunluğu ya da yetersizliği;

Ufuksuzluk, strateji üretebilmek zaafları ve liyakat sorunları;

Yapılan hatalar, verilmiş kozlar, zamanında fark edememek, iyi okuyamamak gibi hususlar nedeniyle oluşan negatif etkiler ve yapılması gerekene nispeten oluşan büyük açı farkı;

Firaset, basiret, hikmet eksikliği;

İlgili tüm unsurları, sorumluluk verip, sürece dâhil ederek, kaynak zenginliği ve güç oluşturamamak sayılabilir.



Eğer muhasebe ve hal kontrolü, temel hükümler ve kök anlamlara göre yapılmazsa; içerisinde bulunan durum; sistemi, kurumları, politikaları, süreçleri, sonuçları, insanların formasyonları ve tüm verileri ile konsolide olur.

Bundan sonra, fıtrata uygun muhasebe çok zorlaşır. Çünkü yeni veriler kabul edilmiş ve bundan sonraki referans parametreler bu veriler çerçevesinde geliştirilmiştir.

Sistemlere ve süreçlere vaziyet eden insanların perspektifleri, inançları, anlam, sınır, ilke, değer ve ölçüleri de bu çerçevede, yeniden yapılanmış olacaktır.

Bu insanlar, kendilerini başlangıca göre tarif ediyor ve hala bazı unsurları üzerlerinde taşıyor olsalar bile, orijinal parametrelere göre bir açı farkı oluşmuştur.

Yeni halin insanı, orijinale göre muhasebe yapamayabilir. Çünkü kök anlamlar, temel hükümler, parametreler, perspektif, sınırlar, değerler farklılaşmıştır. Artık tüm tasarım, inşa, yönetim, muhasebe ve gelişim yeni veriler çerçevesinde gerçekleştirilecektir.

İşte tam bu nedenlerle, "halin içinde hak ve doğru muhasebesi" yapmak zordur.

Zordur fakat yapılmasa da olur mu?

Bunun cevabı görecedir.

Eğer başlangıca nispeten farklılaşan yeni verilerle yapılan işler, kurulan ilişkiler; Allah'ı razı edecekse, fıtratı muhafaza edecekse, bütüncül hukuku koruyacaksa, imha etmeyip, inşa edecekse ve kişiler de itminan oluşturacaksa; muhasebeye gerek yoktur.

Bunun gerçekleştiğine inanılması durumunda da ortada mutlak ve hakikat kalmayacak, her görece, hakikat zannedilecektir.

Kendini Müslüman olarak tarif ve tavsif edenlerin mutlaka; her alanda, anda ve durumda; hak ve doğruluk analizleri ve muhasebesi yapmak mecburiyetleri vardır.


Hal içerisinde bunu yapabilmenin bütün zorluklarına rağmen yapabilmek için;

Hak ve hakikat üzerinde olmak arzu ve inancına sahip olmak;

Allah'a ve ahirete kavuşacağından emin olmak;

Tevbe etmenin bilinç ve hassasiyetine haiz olmak;

Hikmet, cesaret ve adalet duygusuna sahip olmak;

Sorunu oluşturan akıl ve perspektifle, sorunun çözülemeyeceğinin farkında olmak;

Mevcut insan unsurunun sahip olduğu formasyon icabı, orijinal göre bir muhasebe, veri üretimi, tasarımı, analiz, strateji, planlama ve uygulama geliştirmeyeceği farkındalığına sahip olmak;                                                                                   

İnsan kaynaklarını, insan değerlerine dönüştürüp; sistem verileri içerisinde, yetişmiş ve iş yapacak olmayı liyakat unsuru olarak; bu verilere ve kendilerine uygun davranmayı da sadakat unsuru olarak görmeden;                                  

Elverişlilik kriterlerinde değişlik yaparak;   

Fıtratına, kök anlamlarına, temel hükümlere ve hukuka saygı ve sadakat gösterenler arasından;

Farklı fakat üretken, adaletli, hikmetli, bütüncül, uygulanabilir, sürdürülebilir; ufuk, perspektif, derinlik ve paradigma ile bakabilenlerle; fikir ve öneri geliştirenlerle de işbirliği gerçekleştirebilmek;

Samimi ve ciddi olmak ve

Allah'tan yardım istemek sayılabilir.


Kök anlamlar, temel hükümler, fıtrat çerçevesi ve temel hukuktan sapmanın bedeli, Müslümanım diyenler için çok ağırdır.

 

Murat SAYIMLAR

OCAK 2018


Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr