Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 3 > İHTİYAÇ LİSTESİ

İHTİYAÇ LİSTESİ

Sıkça seslendirilen beka sorunun olduğuna ilişkin hiçbir kuşkum yok. Ancak propaganda çerçevesinde ifade edilenin çok daha fevkinde bir tehlikenin olduğunu da söylemek zorundayız.

İnsanlar, yaratılış özelliklerinden uzaklaşıp, fıtratlarına aykırı, özlerine yabancı bir hayat yaşamaya başlarlarsa; beşeri, insan yapan bütün hasletlerden ve erdemlerden de uzaklaşırlar.

Hakikatin farkında ve peşinde olmak; ülkü ve dava sahibi olup dönmemek; küçük hesaplara, büyükleri feda etmemek; köle olmak yerine ölmeyi tercih etmek; yolundan dönmemek ve satın alınamamak; ahdine, özüne, sözüne sadık olmak; cesur, inançlı ve hikmetli olmak; adaletli, merhametli ve güvenilir olmak gibi hasletlerden ve erdemlerden uzaklaşırlar.

Bu haslet ve erdemlere sahip olmayan insanlardan oluşan toplumların, devletlerin, ümmetin beka sorunu olması mukadderdir.

Ancak buradaki asıl sorun fıtratın bekasıdır.

Fıtratın bozulması ve yok edilmesi temele taalluk eden bir husustur. Eğer fıtrat bozulursa, artık ortada; kendini koruyan ve amaçları olan insan; korunmasına ihtiyaç duyulan değerler ve yapılar kalmaz.

Bundan sonra korunması öngörülen her unsur, kapısı açık ve savunmasız bir kale gibi olacaktır.
Zira bu durumda kalenin kapısı, içeriden kilit tutmayacaktır.

Fıtratın bozulup, yok olması sürecinde;

Akıl bozulur, devre dışı bırakılır. Sahih algılama, anlama, anlamlandırma süreçleri dumura uğrar. Farkındalık ortadan kalkar.

Kendinin, potansiyellerinin, amaçlarının ve ideallerinin, ilke ve değerlerinin, dost ve düşmanlarının, doğru ve yanlışların farkında olmayan insanlar için; inşa etmek, mücadele etmek, güvenlik sağlamak gibi yüksekliklerin bir önemi kalmaz.

Onlar, alçak duygu ve taleplerin arkasında; korku ve endişelerin pençesinde; 
kaçıp, sağlanabilecekleri; farklı tariflerle oyalanabilecekleri şizofren kovukları elde etmek peşindedirler.

Bu hususta düşmanların sağladıkları iki büyük destek vardır.

Bunlardan bir tanesi; aradıklarını bulabilecekleri alanlar oluşturarak, buna uygun; algılar, tarifler ve değer ölçüleri geliştirmek; uygun sistemler ve kültür meydana getirmektir.

Diğeri ise insanların bu alt yapı ve atmosfer üzerinde konsolide ettikleri hallerini savunmaları için gerekli mekanizmaları oluşturup, gerekçeler üretip, içselleştirmelerini destekleyerek, artık bu insanların hakikat arama reflekslerini yok edip, yalanın kulu haline gelmelerini sağlamalarıdır.

Bundan sonra düşmanın bir şey yapmasına gerek yoktur. Çünkü bundan sonrasını o toplumun, devletin, ümmetin; bu hale getirilmiş insanları halledecektir.

Düşmanın tasarladığı bu kıvam ve sürecin işlemesi için ellerinden geleni yapan ahmak ve hainlerin de hakkını teslim etmeden geçmemek lazımdır.

Olay burada kalmaz. Fıtri donanım ve imkanlarını; fıtratı ile belirlenmiş amaç ve hedeflerinin gerçekleşmesi için sarf edip, kullanamayan insanların; hayatlarının anlamlı, kendilerinin değerli, inanç ve davalarının önemli olmak özellikleri kaybolur.

Hayatının anlamını kaybetmiş ya da bulamayan beşerin, hayatla ilişkisi, gelen trene kafa atmaya çalışan keçinin durumuna benzer. Ya da, gözleri kör, kulakları sağır, konuşamayan bir yaratığın yağmur ormanlarına bırakıldığı hali gibidir.

Anlamı olmayan hayatın; değeri, rotası, yönü, planı, salih ameli olmaz.

İnsanın ruhunu, umutlarını, gücünü ve bütün kaynaklarını israf ettirip, tükettirir.

Özü kendine unutturulmuş insan; yaratılıştan, bizatihi ve en değerli olduğunu hatırlamaz. Bundan sonra değer ve önem dilenciliğine çıkar.

Azıcık adam yerine konulmak, “hey bende varım” sözünü duyurabilmek için yapmadık şaklabanlık, satmadık değer bırakmaz.

Gizli ve açık ihanet potansiyeline sahip olur.

Özüne yabancılaşmış, kendini değersiz hisseden insanların öfkeleri, kinleri, nefretleri, merhametsizlikleri çoğalır ve toplumsal çatışma potansiyeli büyür.

Bu nedenle düşmanların şah stratejilerinden birisi de, insanların kendilerini ezik, değersiz hissetmelerini sağlamaktır.

Bunu politika ve uygulamalarla, eğitim ve kültürle, iletişim kanalları ve ürünleri ile, toplumsal değer ve normlarla gerçekleştirirler.

Beka meselesini düşüneceklerin en başta yapmaları gereken husus; kendi özüne ve fıtratına yabancılaşmamış insanın yetişip, yaşayacağı; özgür ve sahih zeminler, atmosferler, politikalar, sistemler geliştirmeleri; Bunların istikrar ve güvenliğini sağlamalarıdır.

İnsanların fitri özelliklerini ezip, değersizleştirdikleri; ötekileştirilip, rakip hale gelenlerin çatışma potansiyeli oluşturdukları durum da; bütün hesapları bırakıp, beka problemini akıllarına getirmeleridir.

Varlık, onur ve beka çerçevesinde ciddi konuşabilmeye hak kazanabilmek için gerçekleştirilmesi zorunlu temel hususları kapsayan bir ihtiyaç listesi vardır.

Acilen ciddi bir hasar tespitinin yapılması; sosyolojik, psikolojik, sosyo-psikolojik, ilişkisel hasarların neler olduğunun; hangi derinliklerde oluştuğunun ve nedenlerinin belirlenmesi;

Sahih, fıtri, etkin ve bütüncül bir perspektif ve doktrin;
Fıtratına uygun bir din anlayışı ve bilgi teorisinin geliştirilmesi;

Ahdine sadık, davası olan ve hiç dönmeyen adam gibi adamlar;

Yol üzerinde olmak; usul ve erkan bilmek;

Ben’iyle meşgul süfli nefislerin, itminana ermesi; kemale yürüyen ruhlar;

Kendine tevdi edilse bile eğer liyakat kesbetmiyorsa; makamı, sorumluluğu kabul etmeyen yiğitler;

Liyakat sahibi olmadığı halde makam elde etmiş olanların; kibir ve ihtiras dolu gözlerine bakıp; bu halin kendisine, makamına, insanlara, misyona, süreçlere zulüm olduğunu söyleyerek; Allah’ı ve ahireti hatırlatacak hakikat erleri;

Düşmanla; açık-gizli, direkt-dolaylı iş tutmayan delikanlılar;

Doğruya-doğru, yanlışa-yanlış denilmesi. Kötülüklerden men etmek için mücadele; iyiliklerin gerçekleşip, yaygınlaşması için gayret içerisinde olunması.

“Allah ne diyorsa o” diyerek; hüküm imal, ithal ve ihraç etmeyenler;

Samimiyet, adalet, cesaret ve merhamet erleri;

Faydasız işlerden, boş sözlerden yüz çevirenler;

Temiz ve derin akıl sahiplerinin; Allah’tan başkasından istemeden ve korkmadan, O’ndan başkasına kulluk etmeden ortaya çıkması ve adam gibi sorumluluklarını kuşanması;

Bu listedeki maddelerden bir bölümünü kapsamaktadır.

Yeryüzü ve mahsusen bu coğrafya bize emanet edilmiştir.

Beka sorununu ortadan kaldırmanın öncelikli lazım şartı; doğasına aykırı insan yetiştiren zemin ve koşulları ortadan kaldırıp; insanların fıtratları mucibince inşa olup, yaşayacakları atmosfer ve şartları hazırlamaktır.


Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr