Anasayfa > Yazılar > İNSAN DAVRANIŞ MEKANİZMASI-1-

İNSAN DAVRANIŞ MEKANİZMASI-1-

 

İnsanın, hayata müdahalesi sadece davranışları ile olabilmektedir.

İnsan ölünceye kadar, her an davranış gerçekleştirmek sabitesi ile yaratılmıştır.

Davranışın nasıl oluştuğunu bilmek, insanın, hayata yönelik etkileri üzerindeki inisiyatif ve sorumluluklarını bilmesi ve yönetmesi açısından önem taşımaktadır.

Aksi halde, kendisinin kontrol edemediğini zannettiği durumlarda sorumluluk almaktan kaçınmaktadır. Ya da kendi davranış mekanizmasına, başkaları tarafından nasıl müdahale edilip, kontrol altına alındığını ve yönetildiğini fark etmemektedir.

Elbette insan davranışına; insandaki pek çok biyolojik, fiziksel, zihinsel vb. sistem, alt sistem ve mekanizma etki etmektedir. Fakat bu yazıda, konuya sistemler üzerinden yaklaşmayacağız.

Davranışın ortaya çıkmasını sağlayan faktör ve süreçlerle ilgili, basit ve anlaşılabilir bir model üzerinden anlatmaya çalışacağız.

İnsan davranışını tetikleyen temel unsur, karşı karşıya kaldığı durumdur.

İnsanlar her an bir durum içerisindedirler ve durumlarla karşı karşıya kalırlar.

Durum, aslında genel geçer ve objektif bir olgu değildir.

Karşı karşıya kalınan durum, insana bir bilgi sağlar. Bu bilgi bütün insanlarda farklı anlamlar ifade edebilir.

Örneğin, dar ve karanlık bir sokakta, korkunç yüzlü bir köpekle karşı karşıya kalırsanız, bu bir durumu ifade eder.

Durum size sadece bilgi sağlamaktadır.” Dar sokak. Karanlık sokak. Köpek. Korkunç yüzlü.”

Bu bilgi farklı insanlarda, farklı anlamlar oluşturabilir.

Hastalık, iflas, kendisini alkışlayan kitle, türbülansa girmiş uçakta bulunmak, savaşa girmiş bir devletin vatandaşı olmak, deprem olmuş bir şehirde yaşamak, gülümseyen bir çocuk vb. tamamı bir durumun size verdiği bilgileri ifade ederler.

Mekanizmasını aşağıda anlatacağımız davranışların, insanda bir tutum oluşturması gerekmektedir. Bu tutumda, bir davranışa dönüşmek zorundadır.

Buna, durum-tutum-davranış mekanizması adı verilir. Bu mekanizma ontolojik bir sabitedir.

Her insan, her an bir durumla karşılaşmakta ve bu durum karşısında bir davranış üretmektedir. Her davranış yeni bir durum üretmekte ve bu duruma karşı yeni bir davranış geliştirilmektedir.

Anlar, durumlar ve insanların; niteliği, niceliği, halleri, farklılıkları ve çeşitliliği kadar durum ve davranış üretilmesi sayesinde bir hayat inşa edilmektedir.

Görüldüğü gibi, hayatı inşa etmenin belirleyici faktörü insan davranışıdır.

İnsanlar, durumun kendilerine sağladığı bilgiyi mutlaka öznelleştirip, algıya çevirmek zorundadır.

Çevrede oluşan durumun içerdiği bilgiler insana, duyuları vasıtasıyla ulaşır.

Bu bilgi, iç sistemde bir algıya dönüşür. Buradan durum, anlaşılma ve anlamlandırılma işlemine tabi tutulur.

Dışarıdaki durumu ifade eden bilgi, iç sistemde başka bir bilgi kümesi çerçevesinde; algı, anlama ve anlamlandırma süreçlerini yaşar.

Bu bilgi seti; kök anlamları oluşturan kavramlar; daha önceden, benzer durumlara ilişkin tecrübi bilgi; okunulan, dinlenilen, şahit olunan, gözlemlenen, farklı yollarla kendisi ile paylaşılan vb. bilgilerden oluşmaktadır.

İster analiz ve yorumlarla bizatihi kök anlamlardan üretilmiş olsun; isterse başka kaynaklardan elde edilmiş bilgiler olsun; hepsinin temelinde kök anlamlar ve anlamlandırmalar vardır.

Bu sayede, çevredeki durumun objektif bilgisi, sübjektif algıya dönüşür.

İflas durumu herkes için aynı anlamı taşımaz. Kişinin kök anlamları ve temel hükümler çerçevesindeki değerleri, ilkeleri ve ölçüleri ile farklı anlamlara sahip olabilirler.

Davranış mekanizmasının ilk safhasında, “algı, anlamak ve anlamlandırmak” vardır.

Öncelikle durum, özgün bir anlamlandırılmaya tabi tutulur.

Sürecin davranışa kadar gidebilmesi için, anlamın artan oranlarda güçlendirileceği bir sürece tabi tutulması gerekmektedir.

Algı bundan sonra tasavvura dönüşür. Süreç artık bilgiyi aşmış; tablolar, hareketler, sesler ve diğer içsel duyuları kapsayan; canlı ve yaşanan bir hale bürünmüştür.

Tasavvur duyguları tetikler ve daha da güçlenir.

Bundan sonra inanç gelir. Artık karşı karşıya kalınan durumun öznel anlamına inanılmaktadır. Bu davranışın oluşması için zorunlu olan, daha güçlü bir iç durumu ifade eder.

Burada, inanç kavramından bir miktar bahsetmek gerekmektedir.

İnanç, cari kültürde, ağırlıkla bilindiği ve kullanıldığı gibi; dini, mistik kavramlar değildir.

Yukarıda izah edildiği gibi bu safhada bilgi ve anlamların kesinleşmesi; bunlar üzerinde eminlik halinin oluşması ifade edilir.

Bir sonradaki safhada ise inanç; karardan emin olunup, kesin hale gelmesini ifade edecektir.

İnanç; üzerinde emin olunmuş; kesin ve güçlü bir şekilde karara varılmış durumu ifade eden bir kavramdır.

İnanca ulaşmış bir anlam, bir tutum belirlemeyi zorunlu kılar.

Davranış mekanizması, en uygun tutumun belirlenmesi için seçeneklerin ve gerekli bilgilerin üretilmesi için gerekli çalışmayı başlatır.

Burada da yine bir bilgi seti çerçevesinde çalışılması gerekmektedir.

Belirlenecek tutum, bir sonraki safhada davranışa dönüşecektir. Bu nedenle öncelikle tutumun mahiyetinin belirlenmesi gerekmektedir.

Bu safhada gerekli olan bilgi setindeki; kök hükümler, benzer algıların içeriklerinden denenmiş veya öğrenilmiş tutum bilgileri içerisinden, en uygun tutum çalışması yapılır.

Tutuma ilişkin bir tercih üretilirse, bu da öncelikle bir bilgi olacaktır. Daha sonra güçlendirme yöntemiyle; tasavvur, duygu ve inanca dönüşecektir.

Dikkat edilirse, davranış sistemi içerisinde benzer döngüler çalışmaktadır.

Bilgi-tasavvur-duygu/tutum-karar-davranış.

Her döngü sonunda bir olur mekanizması devreye girer. Yapısını daha sonra anlatacağımız olur mekanizması, her sürecin sonunda bir değerlendirme yapar. Eğer sürece olur verirse, bir sonraki safhaya geçilir.

Algının doğruluğuna olur verirse, tutum döngüsü başlar. Eğer tutuma olur verirse, davranış döngüsü başlar.

Tutum kesinleşince, bu kere nasıl bir davranış sergileneceği üzerinde çalışılır. Davranışın hangi tekniklerle gerçekleştirileceği ve diğer parametreler üzerinde çalışmalar yapılır.

Nasıl bir davranış sergileneceği çalışması, davranışın mahiyetini belirlemek içindir. Davranışın nasıl gerçekleştirileceği çalışması da, davranışın tekniğini tespit için yapılır.

Bu safhada; mahiyeti belirleyen temel hükümler; gerçekleşme usulünü belirleyen teknik bilgiler; denemiş ve öğrenilmiş bilgilerden oluşan; tecrübe ve örnekliğe ilişkin bilgiler kullanılır.

Davranışın belirlenmesine ilişkin süreç tamamlanınca, sıra karar aşamasına gelir.

Karar, davranışa ilişkin kesin inanç ve eminlik durumudur.

Karar, davranıştan önceki en güçlü durumdur ve davranışın oluşmasında en güçlü rolü oynar.

Karar alındıktan sonra tekrar olur mekanizmasına sunulur.

Olur mekanizması da bir bilgi seti ile çalışır. Olur mekanizmasındaki bilgi; insan doğasının orijinal haline dair bir bilgidir.

Davranış kararı da temel hükümler ve kök anlamlarla alınır. Olur mekanizmasında da, insan doğasına ilişkin kök anlamlar ve temel hükümler vardır.

Davranış ve olur mekanizmalarının bilgi setleri arasında iki temel fark vardır.

Karar ve davranış mekanizmasındaki kök anlamlar ve temel hükümler; aslında insan doğası çerçevesinde olması gerekirken, olmayabilmek ihtimalini de taşımaktadır.

Aynı zamanda bu bilgilerin, sürekli ve hızla değişme potansiyeli vardır.

Olur mekanizmasındaki bilgiler ise başlangıcı itibarıyla, insan doğasındaki kök anlamlar ve temel hükümlerden oluşmaktadır.

Özellikle, planlı ve zorla değiştirilmedikleri sürece böyle kalırlar. Bu nedenle referans bilgilerdir.

Ayrıca yapıları icabı çok zor değişirler.

DEVAM EDECEK

Murat SAYIMLAR

KASIM 2017

 

 

 

 


Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr