Anasayfa > Yazılar > İNSAN DAVRANIŞ MEKANİZMASI-2-

İNSAN DAVRANIŞ MEKANİZMASI-2-

 

Alınan davranış kararı, olur mekanizmasına sunulur. Başlangıçtan itibaren; algı, anlamlandırma ve tutum safhalarında belirlenen sonuçlara ilişkin; bilgiler, kaynaklar, süreçler ve sonuçlar itibarıyla denetime tabi tutulurlar. Eğer olur verilirse sonuç bu kere; kök anlamlar, temel hükümler, davranışa muhatap kalacak unsurların doğaları ve temel hukukları ile fayda ve maliyet analizleri çerçevesinde kritize edilirler.

Olur mekanizması, yukarıdaki kriterler çerçevesinde, “kararı” uygun bulursa, onaylar ve davranışın gerçekleştirilmesi safhasına geçilir.

Eğer uygun bulmazsa, hangi kriterlerin ya da faktörlerin uygun olmadığını bildirir ve tekrar gözden geçirilmesini ister.

Bu durumda karar mekanizmasının iki seçeneği vardır.

Birincisinde, kararı, itiraz edilen kriterler çerçevesinde tekrar gözden geçirir, gerekli düzeltmeleri yapar ve olur mekanizmasına sunar.

Bu durumda süreç aynı usullerle devam eder. Eğer olur verilirse davranışa geçilir. Ya da olur verilmezse, olur alana kadar iade süreci devam eder.

Karar mekanizmasının ikinci seçeneği ise olur mekanizmasının karar ve iradesine direnip, kararında ısrar etmek olacaktır.

Bu seçenekte olur mekanizması, hiçbir insanın dayanamayacağı bir sıkıntı duygusu oluşturur.

Bu sıkıntı duygusuna dayanamayan insanın iki seçeneği vardır.

İlk seçenekte, kendi ısrarından vaz geçer ve olur mekanizmasının iradesine tabi olur.

İkinci seçenekte ise olur mekanizmasının iradesine direnmeyi tercih edebilir. Bu durumda, olur mekanizmasının yaptırımı olan sıkıntı duygusunu ortadan kaldırması gerekmektedir.

Bunun yegâne yolu, olur mekanizmasının verdiği sıkıntı duygusunu, yine olur mekanizmasının kendisinin durdurmasını sağlamaktır.

Bunu gerçekleştirebilmek için de, olur mekanizmasının kararı uygun bulmamasını sağlayan kök anlamlar ya da temel hüküm parametreleri hangileri ise, bunların değiştirilmesi gerekmektedir.

Davranış mekanizması bu durumda, olur mekanizmasının ilgili hükümlerinin değiştirilmesi için bir çalışma başlatacaktır.

Kök anlamlar ve temel hükümler de nihayetinde birer bilgi ve inançtırlar.

Eğer bu parametrelerin değiştirilmesi başarılabilirse, bu durumda istenilen biçimde davranış sergilemenin önündeki engeller kaldırılmıştır.

Başlangıç itibarıyla, insan doğasının anlam ve hükümleri ile yapılanmış olan olur mekanizması; yeniden tariflerle yapısal değişikliklere uğratılabilmektedir.

Yapısal değişiklere uğratılan olur mekanizmasının, bundan sonraki karar ve müdahaleleri, davranışın, insan doğasına ve varlığın hukukuna bütünüyle uygun olmayacaktır.

Elbette artık bu sistemden doğan davranışlar da, insan doğasından farklı anlam ve hükümlerle gerçekleştirilmiş olacaktır.

Her ne şeklide olsa da; eğer karara olur verilmişse artık davranış safhasına geçilir.

Alınmış kararın davranışa dönüşmesi için gerekli organlara, sistemlere ve mekanizmalara talimatlar gönderilir. Davranış gerçekleştirilir ve yönetilir.

Buraya kadar, davranışın gerçekleştirilmesini sağlayan mekanizma, basit modelleme ile bu biçimde izah edilmeye çalışılmıştır.

 

İnsan davranış mekanizmasından bahsedilirken mutlaka değinilmesi gereken birkaç husus daha vardır.

Çevrede oluşan durumlardan gelen bilgi, insana duyu organları vasıtasıyla iletilir. Bundan sonrası kapalı bir sistemdir.

Kapalı sistemlere dışarıdan müdahale; ancak duyu organları ile gönderilen bilgiler sayesinde yapılabilir. Bunun bir istisnası ise doğrudan düşünce merkezlerine yapılabilecek, doğrudan müdahale ile bilgi gönderilmesidir.

Bundan sonrası, bilgiden, davranışa kadar fonksiyon icra eden sistem ve süreçlerin tamamı, kapalı bir sistem içerisinde, insanın kendi idaresi ile gerçekleşir.

Bunun nedeni, insanın kendi davranışlarının sorumluluğunu üstlenmesi mecburiyeti ve özgürlüğüdür.

Ontolojik sabitelerden bir tanesi;” insanın doğru, mecburi ve meşru görmediği” hiçbir davranışı gerçekleştirememisidir.

Bunun istisnası yoktur. Bir kişi adam öldürürken, bu davranışı doğru, zorunlu ve meşru gördüğü için yapabilmektedir. Tetiği çektikten bir saniye sonra bunun doğru, meşru veya mecburi olmadığını düşünüp, pişman olabilir. Ancak tetiği çektiği ana kadar, bu davranışın doğru, zorunlu ve meşru olduğu inanmaktadır.

Yani insan, kendisi istemez ve müsaade etmezse, hiçbir karar alması ve davranış gerçekleştirmesi mümkün olmaz. Elbette ki bu durum genel anlamda fiziksel, zihinsel ve ruhsal sağlık ve özgürlük durumu için geçerlidir.

Fiziksel, ruhsal ve zihinsel sağlık ve özgürlüğün korunması; insan özgürlüğü ve isabetli davranış açısından, bu nedenlerle önem taşımaktadırlar.

İnsanın, başkaları tarafından etkilenip, isteği dışında davranış sergiletilmesinin yegâne yolu, yukarıda belirtildiği gibi ancak dışarıdan, duyuları ya da istisnai olarak düşünce sistemi üzerinden doğrudan bilgi gönderilmesi ile olur.

Bu bilgilerin mahiyeti icabı; algı, tasavvur, duygu ya da karar mekanizmalarını etkileyecek biçimde hazırlanmış ve iletilmiş olmaları gerekmektedir.

İletilen bilginin mahiyetine göre iç mekanizma etkilenir.

İnsan, eğer bedelini ödemeyi göze alabilirse; kendisine isteği ve iradesi dışı hiçbir şey yaptırılamaz.

Zorlayıcı usullerle, örneğin; işkence ile veya ölüm korkusuyla bir davranış gerçekleştirmesini nasıl izah edilebilir? Sorusu şöyle cevaplandırılabilir.

İşkence ve ölüm korkusu bile objektif bir anlama ve sahip değildir. Onlar da birer bilgidir. Bu bilgiler, insan tarafından nasıl algılanıp, anlamlandırılırsa; buna karşılık, nasıl bir tutum alınıp, hangi bedellerin ödeneceği, belirlenirse; buna göre insanın, irade ve özgürlüğünü kullanabilmek mertebesi ortaya çıkar.

Bedelini ödemek şartıyla, kendisinin istemediği hiçbir davranışı gerçekleştirmemek hakkına, iradesine ve özgürlüğüne sahip olan insanın; kendi iradesi dışında bir davranış sergilemek zorunda kaldığı mazereti doğru değildir.

Bu durum, ya sahip olduğu davranış mekanizmasını doğru bilip, yönetememek zaaf ve sorunundan kaynaklanmaktadır.

Ya da, yeterince bedel ödemeye razı olmadığı, göze alamadığından dolayı ortaya çıkmaktadır.

 

İnsan davranış mekanizmasına etki eden “üç faktörden de” bahsetmek gerekmektedir.

Davranış sisteminin dâhilinde bir de “isteyen faktör” vardır. Eğer isteyen faktör olmasaydı, insan hiçbir şey istemez, yapmaz ve varlığını devam ettiremezdi.

İsteyen faktör, potansiyeli icabı, neredeyse sınırsız olanı talep edebilmektedir.

Bu keyfiyet, yeryüzünde çok farklı alan ve düzeylerde, çok farklı işin ve oluşun gerçekleştirilmesi mecburiyetinde kaynaklanmaktadır.

Her farklı ölçek ve mertebede, istemenin düzeyi farklı olacaktır. Muhtemel bu nedenle, “isteyen faktör” çok yüksek istemek potansiyeline sahip kılınmıştır.

Davranış sergileyen insanın; doğası, özgün farklılıkları, sorumluluk mertebeleri ve durumun özelliklerine göre isteyen faktörün sınırlarının belirlenmesi gerekmektedir.

İsteyen faktör, sınırlarını kendisi belirleyemez.

İsteyen faktörün sınırlarının belirlenmesi sorumluluğu insanındır. İnsanın bunu, iradi ve yaşamın inşa süreçlerinin, mecburi bir faktörü olarak yerin getirmesi gerekmektedir.

İkinci unsur ise, “bozan faktör” olarak isimlendirilebilir. Bozan faktör, bir yönden, çevreden, dolaylı etkilerle; diğer yönden ise düşünce sistemine doğrudan etkilerle işlev görebilir.

Farklı mahiyetlerde olabilen, bozan faktörün tek hedefi, insan davranışının, insanın doğası dışındaki parametrelerle gerçekleşmesini sağlamaya çalışmaktır.

Bunu yapabilmek için kullandığı en güçlü metot ise; insanın sahip olduğu potansiyellerin, sistem ve mekanizmaların, yetenek, kaynak ve imkânların farkında olmamalarını; yerli yerinde ve verimli kullanılmamasını sağlamaya çalışmaktır.

Sonuncu faktör ise ”Aşkın’a” ilişkin olandır. Aşkın, mutlak otorite yani ilahtır.

Bir yönden davranışa ilişkin bütün mekanizmayı; kök anlamları ve temel hükümleri yaratandır. Diğer taraftan; ontolojik sabiteleri, insanın varlık nedenini, temel sorumluluk, fonksiyon ve sınırlarını belirleyendir.

Nihayetinde, davranış mekanizması ancak davranışın niyetini, mahiyetini ve kararları belirleyen bir irade ve imkâna sahiptir.

Davranışın, yokluk düzeyinden, varlık düzeyine çıkmasını yani yaratılmasını gerçekleştiren ilahtır.

İlah, karara ilişkin bütün süreçlerin gerçekleşmesine izin verdiği için bu mekanizma işler.

İlahın, özel durumlarda bu safhalara da müdahale edebilmek ihtimali vardır.

 

İnsan davranış mekanizmasının sistem ve işleyişine ilişkin bir tasavvur çerçevesi çizmeye çalıştık.

İnsanın sorumluluklarını, sınırlarını, imkânlarını ve kök ilişkilerini bilmesi; varlık nedenini gerçekleştirip, bütüncül tatmine kavuşması için zorunlu unsurdur.

Bozan faktörler de bunun tersi için çalışırlar.

Bozucu unsurlarla, insanlar arasındaki düşmanlık ve mücadele, ontolojik ve kaçınılmazdır. Bu nedenle donanımlı olmak mecburiyeti vardır.

 

Murat SAYIMLAR

KASIM 2017

 

 

 

 

 


Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr