Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 5 > İSYANA BEŞ KALA

İSYANA BEŞ KALA

İnna lillâhi ve inna ileyhi raciun.

Ömer Yılmazoğlu'nun duası kabul oldu. Özgür kaldı ve menzil-i maksuduna ulaştı.

Bu yazıyı okuyanlar muhtemelen Ömer'in adını daha önce hiç duymamışlardır. Zira Ömer onlardan ve dahi bu yazıyı yazandan başka bir dünyada yaşıyordu.

" En büyük arzum ve duam" demişti bir seferinde; " ıssız bir sokakta yürürken; kara kalpli, kara paltolu, kara gözlüklü, kara eldivenli birisi, arkamdan sessizce yaklaşsın ve başımın arkasına bir el sıksın. Önden ateş etmesin, olur ki korkarım, endişelenirim. Böyle gitmek istemem O'nun yanına."

" Sonra gözlerimi kapatayım ve anında tekrar açayım. O'na kavuşayım. Sürgün ve hasret günleri bitmiş olsun, sevinç ve mutluluk demine kavuşmuş olayım."

İstediği gibi oldu. Kara bir gecenin, karanlık bir sokağında, kara bir pusuda şehit oldu.

Bu toprağın adamları değillerdi fakat onlar kimdi? Neden sıktılar? Ömer bunun için ne yaptı? Bilmiyoruz ama duasına icabet edildiğini biliyoruz.

Dedim ya, rahmetli bizlerden başka bir dünyada yaşardı. Çok az görüştüğü, çok az insandan birisi de bendim. Çok az görüşürdük fakat onun şahitliğine ben de hesap gününde şahitlik ederim.

Başka neler yapardı bilmem fakat Ömer çok yazardı.

Konuştuklarımız çerçevesinde, ne yazdıklarına dair tahminlerim vardı lakin geniş ve yakini bir bilgim yoktu.

Ömer'in dolaplar dolusu tasnif edilmiş yazısı ve yayına hazır onlarca kitabı vardı. Fakat bunların bir teki bile, hiçbir yerde yayınlanmamıştı.

Bu kadar yazıyı nasıl yazabildiğini sorunca; " bunlar yazı değil, birer ayna. Kalbimin o halinin önüne koyuyorum ki, aynaya bakanlar, o halde olanları okuyabilsinler.

Yazıların, neden yayınlanmadığının sebebini sorunca; " bunları, Allah'ın, okuyup, anlamasına izin verdiği uyanıklar için yazıyorum. Eğer bu potansiyele ya da vasfa sahip olanlar ortaya çıkmaya başlarlarsa, ben de yayınlarım. Eğer ben, O'na kavuşmuşsam, elbette vasiyetimi yerine getirecek bir Allah kulu bulunur inşallah " derdi.

Cenaze sonrasında eve gittiğimizde, kalabalık dağılınca, yenge ve büyük oğlu, beni içerideki odaya çağırdılar ve bir zarf verdiler.

Bu, kardeşimin bana yazdığı bir vasiyetname idi.

Bütün yazı ve kitaplarını, dem olup, vakit geldikçe yayınlamamı istiyordu.

Vakte ilişkin tarif ve kriterleri uzun uzun, detay detay yazmıştı. Allah'tan korkmamı söyleyerek, inisiyatifi bana vermişti.

Elbette emanete ve sırra ihanet etmeyeceğim fakat inisiyatif sınırları dahilinde, son yazısından bir kaç paragraf paylaşacağım. Zira bu yazı, diğerlerinden farklı olarak bize hitap ediyor. Yani bunun zamanı gelmeye başlamış. Şimdilik birkaç paragraf. Demi gelince tamamı inşallah.

Yazının ismi; İSYANA BEŞ KALA.

Başlık sizi aldatmasın. Bu, sizin romantizmlerinizle oluşan zanlarınızı imal edecek bir başlık değildir. Sizlerin de bu zanlarınızı gerçekleştirecek farkındalığa sahip olup olmadığınızı gözden geçirmenizi öneririm.

Hak ve hukuk hakkındaki zanlarınızın ne kadarı hakkı söylüyor? Yüreğinizin kapasitesi de, lafa kadar olanla mı sınırlanmış? Muhasebe etmek lazım.

Zira zanla teçhiz olmuş cehl-i mürekkebin, mangal küldarlığı, böyle bir zannın romantizmine bile hak tanımaz.

Kendisine beş kalan isyan benim ki değil. Ben zaten sürekli isyan halindeydim. En çok ta aklım ve midem isyan ediyordu.

Toplantılara ve çalışmalara katıldığım zamanlarda; ortaya konulan seviyeden, samimiyetten, farkındalıktan, havanda su dövmekten ve katılım biçiminden dolayı, kendimi dışarıya zor attığım anlar çok olmuştur.

Aklımın isyanlarını da, gözlerimi başka yerlere çevirmekle dindirebildim.

.......................

.......................

Beş kala isyanları çıkartacakların arz-ı endamına da beş kaldı.

Bazıları, içinizden tövbeyi nasuh nasip olmuşlardan; bazıları ise, gözünüzün önünde olup ta, önemsemediklerinizden ya da ihtimal dışı tasnif içinde olan hidayet sahibi kullardan.

Beş kala isyanları da öncelikle; insanların akıllarını, sosyolojik mevkilerini, hüsnü zanlarını, umutlarını, kimliklerini işgal edip; zaman kaybettirip, hasar veren ve önlerini tıkayan fakat bunların asla farkında olmayıp, hak üzerinde olduklarını sananlara olacaktır.

Yok yok yine meşhur zannınızın aldanmışlığı ile kafanızı başkalarına çevirmeyin, anlarsanız, canınız sıkılabilir.


Yazının tamamını ve diğerlerini yayınlamak için uygun zaman gelir mi? Fırsat olur mu? Ömür yeter mi? Bilmiyorum. Sadece Allah bilir.

O, O'na döndü, duasına icabet edilmiş olarak. Bize henüz vakit erişmedi, yani tövbe ve dua imkanı hala mevcut.

Allah hepimize rahmet eylesin. 


Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr