Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 2 > JEOPOLİTİK VE ÜMMET

JEOPOLİTİK VE ÜMMET 

 
Eğer dünyadaki Müslümanlar, fıtrat hükümleri ile dünyayı inşa edecek, fonksiyonel bir din anlayışına sahip olsalardı; uluslararası ilişkiler teorilerinin adı; reel, ideal, jeopolitik vb. olmazdı.
 
O durumda uluslararası kavramı, onların uzak çevre ilişkilerini tarif eden kavram da olmazdı.
 
Çünkü onların merkez kavramları millet, bütüncül kavramları ise ümmet olurdu.
 
Merkez-muhit ilişkisini tarif eden düşünce ise ümmet perspektifi olurdu.
 
Dünyanın neresinde olursa olsun; müminlerden oluşan Allah'ın kulları ve bunların inşa ettiği tüm kurumsal yapılar-cemaatler ve "millet devletleri"; bütüncül olarak, bir ağ sistemi içerisinde, ümmet olarak örgütlenmiş bir yapı biçiminde yaşamak zorundadırlar.
 
Millet devletlerin bulunduğu coğrafyanın jeopolitik ve jeostratejik anlamı ve önemi, parçacı bir yaklaşımı değil, bütüncül bir yaklaşımı zorunlu kılar.
 
Millet devletler hangi coğrafyada yaşarlarsa yaşasınlar bir bütün olarak düşünür, bir bütün olarak planlar, bir bütün olarak davranırlar.
 
Ümmet perspektifindeki tüm millet devletlerin çıkarları, başarıları ve güvenliği bütün olarak ele alınır.
 
Bu durumda "Müslüman halkların, ulus devletleri" gibi müstakil bir yaklaşımla; güvenlik sınırlarını binlerce kilometre uzaktan başlatıp, aradaki "Müslüman halkların, ulus devletlerini" muarız yada rakip görmezler. Böylece onların destabilizasyonları, parçalanmaları, yakılıp-yıkılmaları için; onları başka tariflerle düşmanlaştırıp, onlarla savaşmazlar. Düşmanları ile aleyhlerine ittifaklar kurup, işbirlikleri geliştirmezler.
 
Millet devletler, millet devletlerin coğrafi avantajlarına, kaynak zenginliklerine göz dikmezler. Ele geçirmek niyet ve planları olmaz. Çünkü tüm kaynak ve avantajlar, ortak ülkünün gerçekleştirilmesi için vardır.
 
Zira onların bu bağlamdaki ilişkilerinin adı "ümmet perspektifinde, milletlerarası ilişkilerdir."
 
Milletlerin karar ve davranışlarını belirleyen ise fıtrat hükümleridir.
 
Yani; eksenleri, paydaları, perspektifleri, risk, sorun ve düşman algıları, ihtiyaç tespitleri ve hedefleri; bütüncül olarak, aynı referans ve çerçeveden tespit edilmiştir.
 
Çıkar, başarı ve risk tespitleri, bütüncüldür.
 
Bu nedenle güvenlik derinlikleri binlerce kilometre öteden başlatılarak ellerine Müslüman kanı bulaştırmaya gerek bırakmaz. Çünkü tüm millet devletler, ağ sistemi-ümmet organizasyonu içinde; tamamının çıkarını, başarısını ve güvenliğini bir bütün olarak görürler.
 
"Ümmet perspektifindeki milletlerarası ilişkiler" çerçevesindeki yaklaşım, tüm mazlumlara adalet ve güvenlik getirir. Yeryüzünden fitnenin kalkması için fitne odakları ile müessir mücadeleyi mümkün kılar. Çünkü bu kavram çerçevesinde geliştirilecek teoriler ve organizasyonlar; zulme ve fitneye karşı mücadele; fıtrat çerçevesinde inşa; barış ve adaletin tesisi ve korunması parametrelerini içeren bir konsept önerirler.
 
Millet devletler, fıtrat hükümleri ile hayat inşa edip, yaşayan; sadece Allah'a kul insanların; aynı fıtrat perspektifinde, yeniden inşa ettikleri devletlerdir.
 
Kul insanlar, millet cemaat ve millet devletlerin, bir ağ sistemi içerisinde oluşturduğu organizasyonun adı ümmettir. 
 
Ümmet, insan bedeninin aynı genetik kodlarla yapılandırılmış farklı doku, organ ya da sistemlerinin; birbirleri ile sürekli haberleşip, bütün ve senkron davranışları ile inşa olan ve yaşayan organizmaya benzer bir yapıdır.
 
İnsan bedeninde, doku ve sistemlerin varlıklarını devam ettirebilecekleri beslenme sistemleri yada güvenliklerini sağlayan sistemler müstakil çalışmaz. Bütüncül çalışır ve sistemdeki unsurların tamamını dikkate alırlar.
 
Bütün hücreler, dokular, organlar, sistemler; insanın varlık nedenini gerçekleştirecek bir bütüncül mekanizma olarak çalışırlar.
 
Benzer olarak; bireyler, cemaatler, millet devletler ve ümmet; aynı varlık nedenini gerçekleştirebilecek amaç ve hedeflerin tahakkuk ettirilebilmesi için bütün ve senkron olarak çalışırlar.
 
Yıllara bali, Müslümanların bulunduğu coğrafyalarda yıkım, kıyım, kayıp ve kan karşısında;
 
Müslümanların "entellektüelleri, akademisyenleri, siyasileri ya da bürokratları", olanları; jeopolitik, jeostratejik ya da diğer uluslararası teorilerin perspektifinden analiz edip, sanki taraf olmadıkları ve sadece seyrettikleri oyunu tarif edip, anlatan spikerlere benzemektedirler.
 
Bunlardan güç ve imkan sahibi olanlarsa, artık içselleştirdikleri bu yaklaşım ve perspektiflerden oluşturdukları politikalar, geliştirdikleri  "derinlikli stratejilerin" bütün sonuçlarından sorumludurlar.
 
Müslüman insanların ufukları ve güçleri ise; lanetlemekten, eleştirmekten, öfkelenmekten, slogan atmaktan ve en somut olarak yardım toplamaktan ileri gidememektedir.
 
Sentez ve bulaşık ontolojilerin perspektifleri ile; tüm ölçeklerde, bunun ötesine ilişkin bir bakış, derinlik, ufuk, inanç ve veri sağlanamamaktadır.
 
Bu nedenle, mevcut düşünce, yaklaşım, derinlik ve stratejilerin doğruluğunu ve meşruiyetini, bu veriler sağlamaktadır.
 
Onun için, bu aktörlerin başka bir ufkun ve derinliğin perspektifinden bakabilmesi fiilen mümkün olmamaktadır.
 
Bunlardan farklı olarak sunulan fikirler; naif, ütopik, uygulanamaz olarak nitelendirilip, hiçleştirilmekte ve mahkum edilmektedir.
 
Bunun temel nedeni, saf olarak inşa edilememiş zihinler, benlikler ve şahsiyetler olarak ifadelendirilebilir.
 
Lütfen ütopya düzeyinde de olsa, ümmet perspektifi üzerinde düşünüp, bir analiz, iki kelam etmeyi deneyin.
 
Yoksa asla özgün bir bakışımız, duruşumuz, davranışımız, pozisyonumuz olmayacak.
 
Zulümlerden, adaletsizliklerden, kanlardan, fitnelerden bize de pay düşecek.
 
Bir şekilde kaçıp, bunları meşrulaştırma argümanları geliştirip, kendini rahatlatmaya çalışmak stratejisi geliştirenlere bir hatırlatmam var.
 
Gün yaklaşıyor. Kaçınılmazdan, kaçmak mümkün değil. 
 
El pençe, tüm çaresizlik içinde, karar ve davranışların bütün çıplaklığı ile gözden geçirilip, hesap sorulduğu gün.
 
Buradaki tüm varlık, imkan ve hazırlıkların kapı arkasında kalıp, işe yaramadığı gün.
 
Saf olarak inanıp, çerçevesinde karar alarak, davranış geliştirmek zorunda olduğumuz hükümlere göre yargılandığımız gün.
 
Saf adaletin tecelli ettiği gün.
 
Tek yönlü ve geri dönüşsüz gün.
 
81. (8-9) Diri diri gömülen kız çocuğunun, hangi günahtan ötürü öldürüldüğü sorulduğu zaman,
 
Hesabın çok ince, hassas ve mutlak olduğunu bilerek; inanç dumuruna uğransa bile, ara sıra hatırlamak için zihni zorlamaya çalışmak lazımdır.
 
 

Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr