Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 5 > KAOS KIVAMINDA YAŞANAN HAYATLAR
KAOS KIVAMINDA YAŞANAN HAYATLAR

17.64 - Onlardan güç yetirdiklerini sesinle sarsıntıya uğrat, atlıların ve yayalarınla onların üstüne yaygarayı kopar, mallarda ve çocuklarda onlara ortak ol ve onlara çeşitli vaadlerde bulun. Şeytan, onlara aldatmadan başka bir şey vadetmez.

Şeytan nasıl ve neden yaygara kopartır? Ortak olur? Vaadlerde bulunur?

Bu sorulara cevap bulmak için öncelikle başka bir soruya cevap vermek gerekmektedir.

Hayatı yazan alfabenin kaç harfi vardır?

Hayatta, aynı bir kitap gibi yazılır ve okunur. Bu yazıyı oluşturan harfler, hayatı inşa eden kök hükümleridir. Hayat bu hükümlerin sınırları içerisinde ve perspektifinden yazılır ve okunur.

Bunlara birkaç örnek verirsek daha iyi anlaşılabilir.

Yalnız Sana kulluk eder, yalnız Senden yardım isteriz.
Bizi doğru yoluna hidayet et.
Bu kitap, muttakiler için hidayet (rehberi) dır.
Onlar;
Gaybe iman ederler.
Salatı ikame ederler.
Kendilerine verilenden infak ederler.
Kitaplara iman ederler.
Hakikî din, insanın üzerine yaratıldığı fıtrattır.
Şirk pisliktir.
Akletmeyenler en şerlilerdir.
Kötülüğü, iyilikle sav.
İyiliği emret, kötülükten sakındır.
Peygamber size şahittir.
İnanıp, amel-i salih işleyen; hakkı ve sabrı tavsiye edenlerin dışındakiler hüsrandadır.
Bir işi bitirince, bir başkasına başla.
Gerçek hayat ahirettir.
Ancak itminana ermiş nefs sahipleri, Allah'ın kulları arasına girerler.
İnsanın varlık nedeni Allah'a kulluk etmektir.
Hayatın varlık nedeni ahsenü amel işlemektir.
Şeytan baş düşmandır.

Bu örnekler, hayatı anlamak, inşa etmek ve yaşamak yani hayatı okuyup, yazmak için; harf mesabesindeki kök hükümlerden bazılarıdır.

Yani hayat, bu ve benzeri kök, anlam ve inşa hükümlerinin oluşturduğu perspektiften ve belirlediği sınırlar içerisinde okunur ve yaşanır.

Hayatı inşa eden kaç tane kök hüküm vardır? Sorusu; hayatın alfabesinde kaç harf vardır? Sorusu ile aynı anlamı taşımaktadır.

Bu sorunun cevabı olarak; yüzlerce ya da binlerce denilebilir mi? Kesin bir şey söyleyemem fakat şunları söyleyebilirim.

Bu hükümlerin sayısı, insanların şakilesine izafeten; öğrenilebilir ve kullanılabilir miktardadır.

İnsanlar tarafından sarahaten anlaşılabilir sadelik ve yalınlıktadır.

Bu hükümlerin çerçevesinden, penceresinden, hayata bakıp, okumaya çalışılırsa; net ve karmaşasız bir biçimde hayat ve durumlar anlaşılır.

Bu hükümler çerçevesinde hayat inşa edilirse, insan kendi fıtratını gerçekleştirmiş ve tatmine ulaşmış olur.

Açık bir zihin ve salim bir kalple buraya odaklanıldığı müddetçe insan, hakikat üzerinde olur, okur ve yazar.

Hayatın oluş mertebelerini piramidal bir yapı ile tasvir edersek, burası piramidin sivri ucudur. Karmaşanın olmadığı; anlaşılabilirliğin ve etki gücünün maksimum olduğu mertebedir. Zira hayatın bundan sonraki bütün oluş mertebeleri buradan neşet eder.

Gelelim şeytanın neden ve nasıl yaygara yaptığına.

Yeryüzüne, insana düşman olarak indirilen şeytanın tek stratejisi vardır. İnsanın şükredici olmaması. Yani sahip olduğu güç, kaynak, imkan ve potansiyellerinin farkında olmaması ve yerli yerinde kullanamaması.

İnsanın, bunların farkında olması ve yerli yerinde kullanabilmesinin lazım şartı; kendisini, hayatı ve durumları, hakikat mertebesinde okuyabilmesi ve bu mertebeden müdahale edebilmesidir.

Şeytanın buna müdahalesi de, yaygara yaparak; insanın dikkatini dağıtması, odağını bozması ve sürekli olarak, zihinsel ve ruhsal kaos haline sürüklemesidir.

Bunu yapabilmek için öncelikle şeytanın, insanı; hayatı, kendisini ve durumları; hakikat ve kök hükümler mertebesinden değil de; hayatın pratikleri ya da başka deyimle, uygulamalar mertebesinden okumaya ve hayata buradan yaklaşmaya ikna etmesidir.

Burada, insan sayısı ve bu insanların halleri kadar görecelik vardır. Kök hükümler mertebesinin, karmaşasız ve yalın anlaşılabilirliğine karşın burada neredeyse sınırsız karmaşa vardır.

Hayatı buradan okumaya ve hayata buradan yaklaşmaya ikna edilen insanlar artık bir kakafoniye maruz ve mecbur kalmışlardır.

Bununla birlikte, insanın dikkatini dağıtan, odağını bozan ve sürekli kaosa maruz bırakan etkiler; insanın akletme, fark etme, tefrik ve temyiz kabiliyetini de dumura uğratmaktadır.

Şeytan bunu farklı yollarla gerçekleştirir.

Örneğin, halihazırda oluşturulmuş şehir hayatı, ekonomik, sosyal, kültürel, akademik, siyasal düzenler;

İnsanın; varlık nedenine, hakikatlere, kendi özüne, kök ilişkilerine ve bunlardan doğan güncel amaç ve hedeflerine ilişkin odağını darmadağın etmektedir. Dikkatini sürekli dağıtarak, buralarla irtibatını kopartmaktadır. Bu duruma sürüklenen insanın dingin olması gereken iç düzenine, sürekli taş vurularak, sürekli kaos halinde olması sağlanmaktadır.

Şeytanın doğrudan ivalarının yanısıra; alınan eğitim, sosyal ilişkiler, trafikte geçen zaman, çok katlı-çok daireli binalarda yaşam, internet ve sosyal medya, reklamlar, filmler, kitaplar, tartışma programları, beslenme biçimi, moda olgusu, ekonomik, psikolojik ve sosyolojik sorunlar, adaletsizlik, insanlara kendi doğrularını empoze etmeye çalışan vaazlar, düşünmesini engelleyen ve ona sürekli "doğruları" anlatan dersler, konferanslar, ve benzeri hususlar; insanların dikkatini dağıtmakta, odağını bozmakta, sürekli kaosa sürükleyip, zihinsel ve ruhsal dumur oluşturmaktadır.

Bu kıvamdaki insan, özgürlüğünü ve rotasını kaybettiği için, her türlü yol göstericiliğe ve yardıma muhtaç hale gelmektedir. Oysaki kök hükümlerden okuyup, yaklaşabilen insan için sadece Allah'a kulluk edip, sadece Allah'tan yardım istemesi kafi gelecekti. Kimseye köle olmayacak ve özgürlüğünü kaybetmeyecekti.

Bundan sonra şeytanın, kıvama getirdiği insanın sahip olduğu herşeyi, kendi stratejini gerçekleştirebilecek biçimde, yandaşları vasıtasıyla kullanması çok kolay olmaktadır.

Ezcümle;

İns ve cin şeytanlarına, bilerek veya bilmeyerek, isteyerek ya da istemeyerek köle olmak istemeyen; sadece Allah'a kulluk edip, özgür ve güçlü kalıp, bütüncül tatmini yakalamak isteyenler için tek yol;

Hayatı, hali ve özünü; sade, yalın ve anlaşılabilir kök hükümlerin yani hakikatin kitabından okuyup, hayata buradan yaklaşmaktır.

Bunun için de; Kitaptan, hayatı; hayattan, Kitabı kesintisiz biçimde okuma çabası ile; bütün dikkati fıtrat üzerinde toplayıp, bunun icaplarına odaklanmak; kaostan kurtulup, yalınlaşmak ve dinginleşmek iktiza etmektedir. 
 
 
 
 
 

Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr