Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 4 > KARADUL -2-

KARADUL -2-

4.139 - Onlar, mü'minleri bırakıp kâfirleri dost edinen kimselerdir. Onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Hâlbuki bütün izzet ve şeref Allah'a aittir.

DİLENCİLER

İzzet; güçlü ve üstün olmak, galip gelmek ve saygın olmak anlamlarına gelir.

Şeref; onur, onaylanmak, değerli ve itibarlı olmak, önemsenmek, yükseklik, bilinmek vb. payelere sahip olmayı ifade eder.

Bir pandomim ustası, halkın yoğun olarak geçtiği bir yol üzerinde oturmuştu.

Üzerinde dilencilere mahsus pejmürde bir kıyafet vardı. Fakat önünde para atılabilecek bir mendil, kutu, şapka ya da benzer bir şey görülmüyordu.

Basbayağı dileniyordu fakat para istemiyordu. Ne için dilendiği ilk bakışta anlaşılmıyordu, dikkatle izlemek icap ediyordu.

Bütün ustalığını gösteriyor; değer, önem ve ilgi dileniyordu.

İnsanların göz bebeklerine bakıyor, gülümsüyor, üzülüyor, ağlıyor, komiklik yapıyordu. Yüzü; sevecenlikle, nefret; umutla, korku; yalvarmayla, dayatma ve benzeri bir sürü duyguya bürünüyordu.

Bazen bir insanın ayağına sarılıyor ve bırakmıyordu.

Bazen arkasını insanlara dönüyor ve pantolonunu sıyırıyordu.

Sonra aniden durdu, sırtını insanlara döndü ve yaptıklarının tamamından vazgeçip, yüzü duvara dönük biçimde yere oturdu.

Yüzünde bir dinginlik peyda oldu. Sanki etrafında kimse yoktu. Sanki kimseden bir beklentisi yoktu. Sanki istediklerinin tümünü bulduğu birisi ile iletişim halindeydi ve kimseye ihtiyacı yoktu.

Gösterinin başından beri izleyen iki gençten biri, diğerine sordu; "bu ne yaptı şimdi? Bir şey anlamadım."

Diğeri gülümseyerek cevap verdi; "bize bir ders yaptı."

Karadul, ağının ipliklerinin bir bölümünü de, izzet ve şerefin anlam içeriklerinden oluşturur ve bunlarla davet eder.

Gözü henüz hakikate ilişmemiş olanlar bunu gerçek zannederler.

Oysaki bu alan ve zeminlerde, izzet ve şerefe ilişkin gibi görünen ne varsa hepsi sahtedir.

İnsanlar öncelikle fıtraten sahip kılındıklarından yoksun bırakılırlar. Daha sonra onlara sahte tariflerle, bunları kendi yanlarında bulabilecekleri aldatmacası ile tuzak kurulur.

Bu tuzak; değer, önem, üstünlük, başarı vs.nin ancak; bu tuzağı kuranların tarif ettikleri usul ve ilişkilerle; onların belirlediği nesne, olgu, ilişki ve pozisyonlara sahip olmakla elde edilebileceği aldatmacası ile kurulur.

Önemsememiş, adam yerine konulmamış, en tabii haklarından yoksun bırakılıp; korkutulup, komplekse kaptırılanlar; bunları elde edebilmek için dilencilik yaparlar. Sonunda onurlarını ve güçlerini kaybedip, köleleşirler.

Basit "beni görün ve adam yerine koyun" tavırlarından; karmaşık "önemli olduğunu hissetmek ve göstermek" çabalarına kadar geniş bir yelpazede gerçekleşen dilencilik; bu hususta belirlenmiş toplumsal, sosyal normlar, değer yargıları ve stratejik unsurlarla tahakkuk ettirilir.

Dilenenlerin elde ettikleri sahte mülkiyetler, payeler, titrler, pozisyonlar; onları dilenmekten ve köleleşmekten kurtarmaz ve koruyamaz. Sadece dilenciliğin biçiminde, köşesinde ve kıyafetlerinde farklılık oluşturabilir.

Oysaki izzet ve şerefin hakikati, Allah nezdinde ve Allah'a ait olmasıdır.

Bu hakikat çerçevesinde; nezd-i İlahide önemsenmek, adam yerine konulmak, kemal, nispi güç ve üstünlük sahibi kılınmak; hakikat peşinde olanlar için kafidir.

İzzet ve şerefin sadece Allah nezdinde aranması, Allah'a verilen ahdin yerine getirilmesi ve takva sahibi olmak, bu hususta liyakat kesbetmenin şartlarındandır.

İnsanların büyük bir çoğunluğunun tuzağa düşüp, ağa yakalandıkları alan burasıdır.

Oysaki insan, varoluşu ve Allah'ın kulu olması itibariyle, yaratılmışların en şereflisidir.

Daha açık ve örnek vererek yazmaya gerek var mı diyorsunuz? O halde yarın bir de, bu perspektifle insanlara ve topluma bir bakın.


Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr