Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 4 > KARADUL-4-
KARADUL-4-
Örümceğin ağına yakalananların bir çoğu, bu ağda güçlülerin olduğu ve güç sahibi olabilecekleri zannına sahip olanlardır.
Oysaki....
GÜÇ FİLOZOFU - TEBLİĞ
Cemal hoca konuşmasına başladı.
"Şimdi siz, bana; "Cemal hoca, işimiz zor. Bir çok konuda düşünüyoruz, çalışıyoruz, tartışıyoruz; bunları stratejiye, planlanmaya çeviriyoruz; daha sonra uygulamaya sokuyoruz ve sonuçlarını analiz ediyoruz; analiz sonuçlarına göre yeniden strateji, planlama,uygulama..."
 
Hadi burada kalsa; güç uygulamalarından zarar gören bir sürü insanın dırdırı, düşmanlıkları; diğer unsurların rekabeti; bir de riskleri yönetmek zorundayız. Bir sürü zor ve zahmetli işler.
Kerem etsen, bir el atsan da bize bir simülasyon evreni oluştursan. Bunlar o evrende yapılsa ve biz de sonuçlar üzerinden çalışmalarımızı sürdürsek.
Yapay zekada üstadsın fakat artık çoluk çocukta makinaya öğretiyor. Marifet, bizlerin, sanal, holografik modellerimizi oluşturup; yapay zekayla, asıl bunlara öğretebilirsen, üstad olduğunu ispatlamış olacaksın.
Bunlara; görmeyi, işitmeyi, düşünmeyi, duyguları, üretmeyi, geliştirmeyi öğretebilirsen; bunlar bizim yaptıklarımızı, sanal alemde yapmaya başlarlar, bizde süreçlere, bu sonuçlar üzerinden, bir üst mertebeden dahil olmak için imkan buluruz" deseniz.
Bende gaza gelip, ekibi toplayıp, çalışmaya başlasam.
Tasarım kriterleri ve proje özellikleri haķkında size bazı bilgiler verip, sorular sormam gerekmektedir."
Başlangıcından bu tarafa anormal bir seyir ve usulle devam eden konuşmanın nereye gideceği büyük merak uyandırmaktaydı.
Hoca devam etti.
" Öncelikle bu simülasyon evrenindeki asıl tipolojiler, sizin karakteristik özelliklerinize ve formasyonlarınıza sahip olacaklardır.
Otonom olarak düşüneceklerdir.
Çalışmalarını sürdürüp, sonuçlarını deneyebilmeleri için sistemler, çevre koşulları ve farklı tipolojilerinde bu evrende olmaları gerekmektedir.
Bunların yapacakları çalışmaların ve geliştirecekleri ilişkilerin kriterlerini tespit edebilmemiz için doğasını da belirlememiz gerekmektedir.
Şimdi size soruyorum; bu simülasyondaki model tipolojiler, bu çalışmaları neden yapacaklar? Zira bunlar düşünüp, üretecekleri için bunlara bir kök neden yazmamız gerekecek ki, çalışmalarını bu nedeni gerçekleştirmek için yapabilsinler."
Henüz olanları kavrayamamış ve konuya dahil olamamış olan izleyicilerden bir bölümü soru karşısında kıpırdadı. Bazıları cevap vermek zorunda hissettiler kendilerini.
Izleyicilerden birisi düşüncelerini söyledi.
"Bu hayali proje gerçekleşse, ben, bizi temsil eden modellerin; gücün anlamını, güç dinamikleri ve parametrelerinin doğalarını ve etkin kullanımını iyi bilmeyi, yeni güç parametreleri geliştirebilmeyi, çok parametreli analiz yapabilmelerini mümkün kılacak çekirdek formasyona sahip olmalarını isterdim."
"Peki bu formasyonu hangi nedenler için kullanacaklar?" diye sordu hoca.
Bir başka katılımcı cevapladi; " Sürekli en güçlü olabilmek, güç konsolidasyonu sağlayabilmek, güvenlik, rekabet, gelişim gibi hususlar için kullanacaklardır."
"Bunları hangi nedenler için gerçekleştirecekler?"
" İnsanların mutluluğu, adaletin sağlanması, sürekli gelişim, barış, düzen, liderlik, üstünlük, başarı, denge gibi olguların geliştirilmesi için" dedi, soruyu cevaplayan.
" Bir soru daha; son saydığınız değerlerin içeriklerini kim belirleyecek" dedi, hoca.
Katılım artmıştı. Bu nedenle ortalık karıştı ve her kafadan bir ses çıkmaya başladı. Mesela "adalet" kavramının içeriklerine dair, beş benzemez tarifler geldi. Konsensüs oluşmadı.
Konuşmacılardan bir tanesi; " Kavram içeriklerine yüklenen anlamlar bizim aramızda da mutlak olmayıp, görece olarak ele alındığı ve güç parametresi üretmek için araç kabul edildiği için, sanal evrende de böyle olmalıdır dedi."
"Size yazılım ve sistem konusunda bazı bilgiler vereyim" dedi, hoca.
" Öncelikle henüz ortada bir şey yok. Bu nedenle; figür, hareket, düşünce, ilişki, sonuç, vb. henüz olmayan fakat olması gereken her şey için kod yazmamız gerekmektedir.
Sizler ve diğer modelleyeceğimiz bütün tipolojiler için grafik tasarımlar yapılacaktır. Bunların holografik yani üç boyutlu olabilmeleri için uygun açı ve frekansla lazer ışığı düşürmemiz gerekmektedir.
Duymaları, görmeleri, düşünmeleri için gerekli mekanizmaları oluşturmaya yönelik kodlar yazmamız gerekmektedir.
Bütün sistemler, alt sistemler, etkiler, tepkiler, sonuçlar için de kodlar yazmamız gerekmektedir.
Statik simülasyon evreni için kodlar yazıp, tasarımı tamamlayınca iş bitmeyecektir.
Söyledim ya, yokluktan, varlığa çıkacak olan her olgu, oluş ve ilişki için; her defasında yeniden kod yazmak gerekmektedir.
Statik simülasyon evrenindeki hiç bir unsur, kendiliğinden, otomatik olarak hareket ve oluş üretemez. Bunun koşullarını ve işleyişini de yazacağımız kodlar belirleyecektir.
Mesela simülasyondaki figürlerden bir tanesi, yeni bir parametre geliştirmek istiyor. Bunun için öncelikle istemek zorunda. İstemekte kendiliğinden oluşmaz. Bunun için de kod yazılması gerekmektedir.
Yani bu projedeki süreç; bir kere yazılıp ta size teslim edilerek, otomatik işleyip, gelişecek bir realiteyi ifade etmiyor. Yazılım, işletme ve yönetim; her anı, her oluş ve olguyu kapsayan sürekli kod yazmayı ve müdahaleyi gerektirmektedir.
Yönetim dedim, bunu biraz açayım. Siz her ne kadar bütün değerler görece olarak üretilsin dediyseniz de, bu mümkün değildir. Eğer böyle olsa simülasyon evreni ve içindekiler bir müddet sonra birbirlerini ve kendilerini yok edeceklerdir. Çünkü her şeyin görece olması, sürekli çatışma halini doğurur. Bu nedenle; evrendeki tüm unsurların varlıklarına ve ilişkilerine dair hukuk hükümleri oluşturulmalıdır ki; bunlar referans olsunlar, dengelerin bozulması ihtimalinde müdahale edilebilsin."
" Nasıl, böyle bir simülasyon evreni geliştirilebilse iyi olur muydu?"
Gülüşmeler oldu.
Hoca; " muhayyel tasarım ve proje üzerinde konuşmayı burada sonuçlandıralım. Zira bundan sonrası için hayali bir zihin alt yapısı oluşturduk. Artık bu alt yapı üzerinden konuşmayı sürdürelim."
"Şimdi size soruyorum;
Böyle bir simülasyon evreninde kim daha güçlü olurdu?
Güçlü olabilmek için en doğru strateji ne olabilirdi?"
Bir müddet sonra cevaplar gelmeye başladı.
" Elbette yazdığınız kodlarla elde ettikleri formasyonu en başarılı olarak kullanıp, en etkili sonuçları üretebilenler;
En fazla güç parametresine sahip olup, bunları en güçlü ve farklı kullanarak etkiler oluşturabilenler. Ayrıca sürekli yenisini üretebilenler;
Diğerlerinin de kaynaklarını kontrol edip, kullanabilenler;
İşbirliği yapabilenler."
Cevaplar bu minval üzere devam etti. Görüşler, mevcut bilgi ve tecrübelerden çıkışla veriliyordu, elbette.
Fakat izleyiciler, hocanın yüzündeki hali görünce asıl cevapların bunlar olmadığını anladılar ve hep birlikte sustular. Hocanın söyleyeceklerini beklediler.
" Size, bu muhayyel evrende kim daha güçlü olurdu? diye sordum.
Bu sorunun doğru ve anlamlı olabilmesi için, bir 'den fazla güç sahibi veya odağı olması gerekiyor.
Düşünelim;
Eğer ben fişi, pirizden çeksem ortada; simülasyon evreni, tipolojiler, sistem kalır mı?
Bir grafik tasarım yapmasam, modellenmiş tipolojiler olur mu?
Lazer ışını düşürmesem, üçüncü boyut oluşur mu?
Kodlar yazmasam; statik evren, davranışlar, düşünceler, hatta istemeler olur mu?
Mesela benim belirlediğim hukuk kurallarına uymayanların; varlık kodlarını, davranış kodlarını ya da duygu kodlarını değiştirdim. Artık hareketsiz kaldılar veya kendilerine acı veren duygulara kapıldılar; bunu kendi başlarına değiştirmek imkanları var mı?
Diyelim ki, hepsi birden bana kızdılar. Benimle mücadele etmek için bildikleri ve geliştirebildikleri bütün imkanlarını ve güç parametrelerini bana karşı kullanmaya karar verdiler;
Eğer ben kod yazmasam böyle bir şey isteyebilirler mi?
Eğer ben kod yazmasam, böyle bir karar alabilirler mi?
Eğer ben kod yazmasam böyle bir şey yapabilirler mi?
Hadi ben hepsini yapmalarına izin verdim ve kodlarını yazdım; hükmü ve etkisi sadece simülasyon evreninde olan bir davranışın bana herhangi bir tesiri olabilir mi?"
Ortalık buz kesti.
" Beyler böyle bir evrende sadece bir tane kod yazan, sistemin işlemesi için fişi prize takıp, orada tutan ve istediği zaman bu koşulları değiştirebilen var. Ondan gayrısının hiç bir imkânı ve gücü yok. O halde; aralarından kim daha güçlü olurdu? sorusu saçma zira sadece bir tane güçlü var."
" Bundan sonrası için konuşmama gerek yok" dedi, hoca.
Zira bundan sonrası, anlamayanlar için lüzumsuz.
Anlayanlar için de benim konuşmam gereksiz çünkü onlar buradan yürüyeceklerdir.
"Ben bunlarla işbirligi yapmaya ve destek vermeye hazırım. İkinci sorunun cevabını da, ancak bunlarla bulmaya çalışırım." dedi ve konuşmayı bitirdi.
Saffat Suresi.96 - Oysa sizi de, yapmakta olduklarınızı da Allah yaratmıştır.
Tekvir Suresi.29 - Alemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.
Talak Suresi.12 - "Allah, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı. Emir, bunların arasında durmadan iner; sizin gerçekten Allah'ın her şeye güç yetirdiğini / kadir olduğunu ve gerçekten Allah'ın ilmiyle her şeyi kuşattığını bilmeniz, öğrenmeniz için."
En'am Suresi.59 - "Gaybın anahtarları O'nun katındadır, O'ndan başka hiç kimse gaybı bilmez. Karada ve denizde olanların tümünü O bilir, O, bilmeksizin bir yaprak dahi düşmez; yerin karanlıklarındaki bir tane, yaş ve kuru dışta olmamak üzere hepsi (ve her şey) apaçık bir kitaptadır."
Nur Suresi.42 - Göklerin ve yerin mülkü (sahipliği ve yonetimi) Allah'ındır ve dönüş yalnızca O'nadır.
Nur Suresi.39 - "İnkâr edenler ise; onların amelleri dümdüz bir arazideki seraba benzer; susayan onu bir su sanır. Nihayet ona ulaştığında bir şey bulamaz ve yanında Allah'ı bulur. (Allah da) Onun hesabını tam olarak verir. Allah, hesabı çok seri görendir."

 


Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr