Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 3 > KİTAP’TAN ANLADIKLARIMIZLA BİR DİN KAVRAMSALLAŞTIRMASI GERÇEKLEŞTİRMEK -4-

KİTAP’TAN ANLADIKLARIMIZLA BİR DİN KAVRAMSALLAŞTIRMASI GERÇEKLEŞTİRMEK -4-

Zariyat 56 - Ben cinleri ve insanları, ancak/yalnızca/sadece bana kulluk etsinler diye yarattım.

Bu ayet te, insanın varlık nedenlerinden birisini anlatmaktadır.

İnsanlar yalnızca Allah’a kulluk etmeleri için yaratılmışlardır.

Bu hükümden; insanın, Allah’tan başkasına kulluk etmek potansiyeline sahip olduğunu fakat sadece Allah’a kulluk etmek mecburiyetinde olduğunu; bunun da, fıtratının bir unsuru ve varoluş gayelerinden bir tanesi olduğunu anlıyoruz.

Bu kere “kulluk” kavramının içerikleri ve fonksiyonunun ne olduğunu ifade etmek iktiza etmektedir.

Kulluk ancak ilaha, birincil otoriteye yapılır. İlahla, insan arasındaki ilişkinin adıdır.

İlaha kesin inanç, kesin teslimiyet, vaz ettiği hükümlere ittiba, ona ibadet etmek, kulluğun anlam içeriklerini oluşturmaktadır.

İlah; yaratan, mutlak sahip olan, mutlak yönetici olan, varlığın devamını ve yokluğunu sağlayan, hükümler vaz eden, mutlak yargılayıcı ve cezalandırıcı olan, kimseye muhtaç olmayan, eksiklikten ve kusurdan münezzeh ve mutlak güç ve kudret sahibi olandır.

Bu özelliklerin tamamına, Allah’tan başka hiç kimsenin sahip olabilmek imkanı olmadığına göre; Allah (cc) acaba neden, başka ilahlara değil de ancak kendisine kulluk etmeyi varlık nedeni olarak belirlemiştir?

Diğerleri belli ki ilahlık özelliklerine sahip olmadıkları halde; bu özellikler arasında bazıları üzerinde, hadlerini tecavüz ederek, laf söylemek cüretini göstermektedirler.

Belli ki, sahte ilahların bu cüretlerinin, insanların bir bölümünde karşılık bulmak potansiyeli var.

Bu nedenle Allah (cc) yalnızca kendisine kulluk yapmayı varlık nedeni olarak söylemiştir.

Bir sahte ilaha inanmak, teslim olmak, söylediğini yapıp, yasakladıklarından kaçınmak için; ilahlığın hangi hususunun gerçekleşmesi gerekmektedir.

İnsanlar veya kurumlar, ilahlığın; yaratmak, mutlak sahiplik ve yönetim, mutlak güç ve kuvvet, mutlak devamını sağlamak ve yok etmek, mutlak yargı ve cezalandırmak imkanlarına sahip olamazlar.

Kendilerine verilen imkan ve yetki sınırları içerisinde ancak hükümler imal edebilirler.

Kendilerinin yaratma kudretleri olmadığı için; imal ettikleri hükümleri, varlığın, oluşların, olguların ve kök ilişkilerin yaratılış özellikleri olmayacaktır.

Bu durumda, kulluk ettikleri sahte ilahlarının arzuları istikametinde, sahte hükümler olacaktır.

Bu hükümler;

Varlıkların, oluşların, olguların, kök ilişkilerin varlık nedenleri, kök amaçları;

Bunların gerçekleştirileceği;

İlkeler, sınırlar, değerler, ölçüler, hukuk, mekanizmalar, biçimler, kurallar, vb.

Yasaklar, emirler;

Ritüeller, ibadetler;

Semboller olarak ortaya çıkacaktır.

Bu durum, Allah’ın sadece bir bölümüne bile izin vermediği bir ilahlık yetkisinin, insan hayatı üzerinde çok büyük bir etkisinin olmasına işaret eder.

Bu etkinin ne olabileceği üzerinde düşünmek için; insanın yaratılış gayesine işaret eden diğer ayetlerin ifade ettiklerini bir daha hatırlayalım.

İnsan, yeryüzüne halife tayin edilmiştir. Hilafetin gereği olarak, yeryüzüne, iradi karar ve davranışları/amelleri ile müdahale ediyor. İnsan karar ve davranışları ise hayatı yapılandırmaktadır.

Yapılanan hayatın mahiyeti, tüm yaratıkların hukukunu, ya korumaktadır, ya da çiğnemektedir.

Yapılanan hayatın mahiyeti insanları, ya itminana (bütüncül tatmine) ya da huzursuzluğa, kargaşaya, tükenişe, anlamsızlığa, kaybetmeye ulaştırmaktadır.

Yapılanan hayatın mahiyeti, hayatı; ya inşa etmektedir, ya da imha etmektedir.

Yapılanan hayatın mahiyeti; ya insanların fıtratına uygun, ya da aykırı olmasını sağlamaktadır.

Yapılanan hayatın mahiyeti; ya insanın varlık nedenine uygun, ya da aykırı yaşamasına neden olmaktadır.

Bütün işleyen sistem içerisinde (*) tüm yaratılmışların yaşamları, insan karar ve davranışları ile etkilendiği için; insan karar ve davranışlarının da, yaşamın mahiyetini belirlemesinden dolayı; 

İnsanların davranışlarının mahiyeti kök öneme sahiptir.

Diğer varlık nedenine işaret eden ayette ise amelin/davranışın mahiyetinin ahsen olması varlık nedenlerinden birisi olarak bildirilmiştir.

Amelin ahsen (en doğru ve güzel, en doğru biçimde gerçekleştirilmiş) olabilmesi için;

Durumun anlam hükümleri ile okunup, anlaşılıp, anlamlandırılması;

Bu okumalar çerçevesinde, amel ve inşa hükümleri ile davranışa dönüşmesi;

Oluş hükümleri ile de davranışın doğru biçimde gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

Ahsenü ameli sağlayan bu hükümler nelerdir? Hangi kaynaklardan elde edilir.

İnsanın varlık nedenine işaret edilen diğer bir ayetten de bu sorulara cevap bulunmaktadır.

İnsanlar yalnızca Allah’a kulluk için yaratıldılar.

Yani hayatın mahiyetini belirleyen; insan karar ve davranışlarının mahiyetini belirleyen hükümlerin tümü, yalnızca Allah’tan alınır.

Bu nedenle Allah’tan başka gerçek ilah yoktur.

Bu nedenle yalnızca Allah’a kulluk edilir.

İnsan karar ve davranışlarının mahiyetini belirleyen hükümler, dini bilgilerdir. (**)

Bu bilgileri vaz eden ilahtır ve Allah’tan başka ilah yoktur.

İlahla, insan arasındaki ilişkinin adı kulluktur.

Kulluk yalnızca Allah’a yapılır.

İlahla, kul arasındaki ilişkinin güçlenmesi için emredilmiş hükümler ibadetler/ritüellerdir.

Namaz, Allah’ı hatırlatır,

Zekat, insanı arındırır,

Oruç, sıhhat verir.

Netice itibariyle hepsi Rab-kul arasındaki ilişkinin güçlenmesine vesile olur.

Semboller, çevreye ve öze karşı; kimliği, duruşu, pozisyonu belirtirler.

Bunların tamamı da din kavramını tanımlar.

Özetle din;

Hayata davranışları ile müdahale eden insanın; davranışını belirleyen (***) hükümler; bunu vaz eden ilah; ilahla bağı güçlendiren ritüeller/ibadetler ve kimlik ve pozisyonu belirleyen sembollerden oluşan bir olgu olarak tarif edilebilir.

Ancak en müessir kısmı, davranışın mahiyetini belirleyen hükümler ve bunu vaz eden ilahla, kulluk ilişkisidir.

Bu tariften çıkışla;

Dinin bağlamı hayat, öznesi insan, konusu ise ameldir.

Bu nedenle insanın karar verip, amel işlediği her an; karar ve amelin mahiyetini belirleyen dini bilgiler mecburen vardır.

Bu nedenle; dinin olmadığı bir an, dini olmayan bir insan yoktur.

Din, hayatın dışında; inanılan, konuşulan, kutsanan, taraf olunan, birtakım ritüeller ve sembollerden müteşekkil; soyut ve etkisiz bir olgu değildir.

Maddi, manevi diye bir ayırım yoktur.

Din hayatın her anında, hayatın mahiyetini belirleyen bilgi kümesidir.

Din olmazsa, insanlar davranış geliştiremezler; insanlar davranış geliştirmezlerse, hayat olmaz.

(*)

http://insaenstitusu.com

YAZILAR-Sistem 

(**)

http://insaenstitusu.com

ÖTEKİ YAZILAR-Dini bilgi, din kültürü

(***)

http://insaenstitusu.com

ÖTEKİ YAZILAR-İnsan davranış mekanizması-1-2-3-


Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr