Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 3 > KİTAP’TAN ANLADIKLARIMIZLA BİR DİN KAVRAMSALLAŞTIRMASI GERÇEKLEŞTİRMEK -5-

KİTAP’TAN ANLADIKLARIMIZLA BİR DİN KAVRAMSALLAŞTIRMASI GERÇEKLEŞTİRMEK -5-

Ali İmran.83 - Peki onlar, Allah'ın dininden başka bir din mi arıyorlar? Oysa göklerde ve yerde her ne varsa -istese de, istemese de- O'na teslim olmuştur ve O’na döndürülmektedirler.

Yerlerde ve göklerde ne varsa, Allah’a teslim olmaları nasıl tahakkuk etmektedir?

Bir atom, kainat, su, rüzgar, doğum süreci, buğdayın yetişmesi, tsunamiler vs. Allah’a nasıl teslim olmuşlardır?

Allah, yerlerde ve göklerde hangi varlık, sistem, olgu, oluş ve ilişki varsa, tamamını bir fıtrat üzere yaratmıştır.

Bütün yaratılmışlar, yaratıldıkları fıtrat üzerinden varlıklarını sürdürüyorlar ve varlık nedenlerini gerçekleştiriyorlar. Bunu ister-istemez yani zorunlu olarak sürdürüyorlar.

Bu durum yaratılmışların Allah’a teslimiyetidir.

Allah bunu, Allah’ın dini için örnek olarak göstermiştir.

Bu durumun istisnası ise insandır. İnsan cüzi irade ile yaratıldığı için, ancak isteyerek teslim olabilmek durumundadır.

Maide.3- ........Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslami seçtim..........

Bu nedenle Allah, insan için de; “sizin için de din olarak İslam’ı yani teslimiyeti seçtim” demektedir.

İnsanın, Allah’a teslimiyeti nasıl tahakkuk etmektedir?

Elbette, insanın da, yaratıldığı fıtrat üzere yaşaması biçiminde gerçekleşmektedir.

Rum.30 - "Öyleyse sen yüzünü Allah'ı birleyen (bir hanif) olarak dine, Allah'ın o fıtratına çevir ki; insanları bunun üzerine yaratmıştır. Allah'ın yaratışı için hiç bir değiştirme yoktur. İşte dimdik ayakta duran din (budur). Ancak insanların çoğu bilmezler."

Allah nezdinde din; insanların üzerine yaratıldığı fıtrattır.

İnsanların teslimiyeti, yaratıldıkları fıtratın hükümleri üzerinden karar almaları ve davranışlar sergilemeleridir.

Bu karar ve davranışların ahsen kıvamında olmasıdır.

İnsanların teslimiyetinin bağlamı, zemini, atmosferi ve sınırları;

Sadece Rab-kul yani kulluk ilişkisi ile belirlenmiştir.

Rabbimizin, Kitab’ın da bildirdiği dinin anlam, içerik ve fonksiyonları çerçevesinde yapılacak bir kavramsallaştırma;

Dinin, hayatla bağlantısını, fıtratına uygun inşasını sağlayacaktır.

Bu da; Müslümanların, dinin hükümleri ile bir hayat kurmalarını mümkün kılacaktır.

İnsanın, yeryüzünde, kendi fıtrat hükümleri ile bir hayat inşa etmek ve buna engel teşkil edecek her fitneyi ortadan kaldıracak süreçlerin öznesi olmasını sağlayacaktır.

İnsanın; hayat tasavvurundan ve varlık nedeninden başlayarak; yaratılış hakikatlerine ve varlık nedenlerine uygun bir şekilde; hayatı ve kapsamındakileri, durumları, süreçleri ve ilişkileri anlamak ve anlamlandırmak imkanına kavuşmasını sağlayacaktır.

Yaratılıştan sahip oldukları imkan ve potansiyellerin farkına varıp, yerli yerinde kullanmalarına fırsat sağlayacaktır.

İnsanların, şeytanın tezgahına düşüp, şebekleşmesine engel olacaktır.

Dinin; soyut, konuşulup-tartışılan, hayata dokunmayan-etkisiz, sadece ritüel ve kimlik çerçevesinde olmadığını söyleyecektir.

Müslümanları bulundukları ikilemden, acziyetten, zilletten, şaşkınlıktan, edilgenlik ve pasiflikten, özellikle nesnelik ve kölelikten kurtarıp;

Allah’a kul olmanın özgürlüğüne; Rabbaniyun’dan olmanın güç ve imkanlarına; adam gibi adam olmanın onuruna kavuşturacaktır.

Şaşkınlıkla, dalalet yolunda dolaşan insanlara da; Müslümanların, onlara, hakkın şahiti olmaları imkanını sağlayacaktır.

Halin, hakikate ulaşmasının önündeki en önemli engellerden; ilk çözülmesi gereken düğümlerden birisi; din kavramının manasının, içeriklerin ve fonksiyonlarının, fıtratı üzere bilinmemesidir.

Zira şeytanın insan zihnine attığı ilk düğümlerden birisi ile din kavramına fıtratı ve hakikati dışında yüklediği anlam ve fonksiyonlarla, hayata müdahalesi ile insanların zindanı, köle kampları kurulmuştur.

Taha.123 - Dedi ki: Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin! Artık benden size hidayet geldiğinde, kim benim hidayetime uyarsa o sapmaz ve bedbaht olmaz.

Denildiği günden beri, şeytanın düşman bilinip, şeytanla savaşılması, insanın varlık nedenlerinden birisi olmuştur.

Şeytanın ciddiyetle kabul edip, gereğini istikrarla yerine getirdiği bu savaşta;

Şeytanın, “onların çoğunu şükredici bulamayacaksın” şeklinde ortaya koyduğu temel stratejisinin tahakkuk etmemesi;

Yani sahip olunan bütün imkan ve potansiyellerin farkına varıp, yerli yerinde kullanılıp;

Şeytanla savaşı ciddiye alabilmenin lazım şartı;

Allah’ın, din kavramının fıtratının anlaşılması için vaz ettiği anlam hükümleri çerçevesinde bir anlayış geliştirmek;

Bu dinin, insana vaz ettiği varlık nedenlerini de; tüm amaç ve hedeflerin menşei ve kaynağı olarak bilmektir.

Allahu alem.


Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr