Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 2 > MEYDAN OKUMALAR VE YÜZLEŞMELER

MEYDAN OKUMALAR VE YÜZLEŞMELER

 
Bir başlangıç noktası belirlemek gerekirse, ilk büyük meydan okuma bindörtyüz yıl önce gerçekleşti.
 
Cahiliyet karşısında hakikatle,
Zulüm karşısında adaletle,
Bulaşık karşısında arı, duruyla,
Bir çok put karşısında tek ilahla,
Sığlık karşısında derinlikle,
Kölelik karşısında özgürlükle,
Acımasızlık karşısında merhametle,
Bedevilik karşısında medeniyetle,
Cesaretle, meveddetle, hikmetle,
Kurulu düzen karşısında bir Adamla.
 
Bu meydan okumanın yüzleşmesi sonucunda;
 
Müşriklerin bir bölümü İslamla,
Bazıları ölümle yüzleşti.
İnsanlar orijinal bir şahitlikle,
Topluluklar fıtrat eksenli bir hayatla,
İnsanlık, kıyamete kadar sürecek bir dinle,
Bu dini kabul edenler kulluk sorumluluğu ile,
Tam teslim olanlar itminanla,
Anlamla, adaletle, hakikatle,
Şeytanla savaşmak, fitneyi ortadan kaldırmak amacı ile,
İnsan olmanın anlamı ve yüksekliği ile,
Mensup oldukları dinin gücü ve etkisiyle yüzleştiler.
 
Daha sonra bu dinin mensupları meydan okumalarla yüzleşmeye başladılar.
 
 
Fitneyle, nifakla, ihanetle,
Ulaştıkları ve temas kurdukları bölgelerdeki din, öğreti ve kültürlerlerin,
Felsefelerin,
Kurulu sistemlerin,
Süreçlerin,
Düşmanların,
Bölgesel ve küresel koşulların,
Büyük etki ve dönüştürme süreçlerinin meydan okumaları ile yüzleştiler.
 
Devletler, imparatorluklar,
Fetihler ve iktidarlar,
Yenilgiler ve yıkılışlar ile yüzleştiler.
 
Bu yüzleşmelerden güç, iktidar, fetih, galibiyetler, dirilişler, devletler, imparatorluklar, medeniyetler çıktı.
 
Bu yüzleşmelerden, adı İslam olan bir çok farklı dinler çıktı.
 
Bu yüzleşmelerden yenilgiler çıktı.
 
Bu yüzleşmelerden kaymalar, tefessühler, başkalaşmalar çıktı.
 
Bu yüzleşmelerden sevinçler ve hüzünler çıktı.
 
Bizim için en önemli olan bugünkü halimizdir.
 
Zira bütün meydan okumaların ve yüzleşmelerin hasılaları, etkileri bugünkü halimizin oluşmasının müessir amillerin arasında önemli bir yer tutar.
 
Bu halde tarihi bütün meydan okumaları ve yüzleşmeleri; sebep, sonuç ilişkileri içerisinde, çok parametreli olarak okuyabilmek, halin sıhhatinin tespiti ve yeniden inşası için olmazsa olmazmıdır?
 
Şüphesiz bunu yapabilmek çok önemlidir. Ancak meydan okumalar karşısında husule gelen yüzleşmelerin anlamlarını, dinamiklerini ve etkilerini içselleştirip, yönetebilmek çok daha önemlidir.
 
Bunun usulünü bilmeden; hali ve süreci, hakikat ve hikmet çerçevesinde yönetemeden, karşı karşıya kalınan her meydan okuma ve yüzleşme acı ve ağır bedeller ödetir.
 
Bu, bazen haddi aşmanın, azgınlığın bedeli olarak, adalet babından tecelli eder. Bazende, doğru yola dönüş, rahmete kavuşmanın gereği; Rabb Mektebinin zor usulü olarak; rahmet ve ihsan babından tecelli eder.
 
Meydan okumalar ve yüzleşmelerin fıtratı, sistematiği, dinamikleri ve usulleri bilinmeden tarihin doğru okuması yapılamaz ve ortaya çıkacak olandan da yararlanılamaz.
 
Yukarıda söylediğimiz gibi, önemli olan bugündür.
 
Şeytanın yandaşları, ekolü, bağlıları, takipçileri ve muhipleri ile,
 
Bunların kurdukları devletler, kurumlar, organizasyonlar, sistemler,
 
Niyetleri, amaçları, hedefleri, planları ve uygulamaları,
 
Geliştirdikleri felsefeler, kültürler, bilgi türleri, disiplinler, mekanizmalar, stratejiler, teknolojiler,
 
Bizleri fiili, cari veya muhtemel etkiler ve risklere maruz bırakmaktadır. Bunlara herkes şahit olmaktadır.
 
Bunlar sahip olduğumuz bütün kaynak ve kıymetlerimizi tehdit etmektedir.
 
Yirmibirinci yüzyılda karşı karşıya kalınan bu meydan okuma; çok yönlülüğü, karmaşıklığı, etki ve tahrip gücü açısından, belki de tarih boyunca bilinenlerin en büyüğüdür.
 
Fakat size tüm ciddiyet ve samimiyetimle ifade ederim ki, maruz kaldığımız en büyük meydan okuma bu değildir.
 
Asıl büyük meydan okuma; insanımızın düşüncelerini, inançlarını, 
tutumlarını, kararlarını, davranışlarını ve duruşlarını etkileyebilmek ve hatta belirleyebilmek niyetleri ve çalışmalarıdır.
 
Tarihten bu yana gelen meydan okumaların olumsuz yüzleşmelerinin izdüşümleri, etkileri ve hasarları, bu niyet ve çabalar için motivasyon ve giriş kapısı olabilmektedir.
 
En büyük meydan okuma budur. Çünkü insan istenilen kıvama getirilebilirse, artık her türlü operasyona karşı açık ve dirençsiz duruma gelir.
 
Karşıt olarak, eğer bedel ödemeyi kabul ederse ve usulünü bilirse; insanlar ve toplumlar direnmeyi ve mücadeleyi sonuna kadar sürdürebilirler. Bu halde meydan okumaya esas hazırlık ve aksiyonların pek çoğu boşa çıkar. Kalanları içinde büyük mücadeleler yaşanır.
 
Yani bu durumda "değneksiz köyün köpekleri" gibi dolaşamazlar.
 
Eğer insan fıtrat kıvamında bir ahlak ve şahsiyete; perspektif ve yaşam çerçevesine; kalite ve kapasiteye; inanç ve kararlılığa sahip olursa; sadece direnmekle kalmaz, asıl kurucu unsur olarak pozisyonunu alır.
 
Kurucu özne olabilmek hem belirleyicilik, etkileyicilik ve liderlik açısından; hem de güvenlik, direniş, müdafaa ve mücadele açısından büyük avantaja sahip olmak demektir.
 
Çünkü "hak geldi, batıl zail oldu" gibi bir şah strateji söz konusudur.
 
Bir sisteme , doğru olan girerse, yanlış olan o sistemden çıkar. Özgül ağırlığı yüksek olan girerse, düşük olan sistemden çıkar.
 
Hak üzerinde durup, hakikat perspektifinden varlığı ve oluşları okuyabilen;
 
Herşeye fıtratı üzerinden yaklaşıp, müdahale edebilen;
 
Sırtını Hakka dayamış olan insanlar ve toplumlar; bütün meydan okumalara karşı büyük bir meydan okumanın mümessilidirler.
 
Ancak mevcut durumda; hak ve insanlık düşmanlarının meydan okuması karşısında yıkıcı yüzleşmelerle karşı karşıya kalınmıştır.
 
Din olgusunun, hayatı inşa eden, mahiyetini belirleyen bilgi türü olduğu ve hangi fonksiyonlara sahip olduğuna ilişkin net bir tasavvura sahip olunmaması;
 
Sahip oldukları dinin dünyaya ve hayata müdahale edip, etmeyeceği?
Hangi alanlara ve nasıl müdahale edeceği? hususlarındaki farkındalık yoksunluğu;
 
Mensubu oldukları dinden beklentilerinin neler olduğunun kapsamlı farkındalığına sahip olamamak;
 
Mensup oldukları dinin fıtratı ve potansiyelleri üzerinden hayallerinin ve tasavvurlarının olmaması.
 
Mensup oldukları dinin perspektifinden, insanlara ne teklif edeceklerini net olarak bilememek zaafları yıkıcı yüzleşmelerin çekirdek hususlarını ifade etmektedir.
 
Bu yıkıcı yüzleşmelerden, ikincil olumsuz yüzleşmeler doğdu.
 
Eksen ve perspektif kayması,
Algı, anlamak ve anlamlandırmak zaafları,
Nesneleşmek problemi,
Özgüven, özdeğer, özbilinç, özsaygı kayıpları,
Korku, kaygı, atalet problemleri,
Ahlak ve şahsiyet sorunları,
Birlik ve işbirliği oluşturamamak,
Akılcılık, çıkarcılık, ahlaksızlık sorunları,
Sevgisizlik, merhametsizlik, güvensizlik durumları,
Gaflet, dalalet, hıyanet ve ihanet potansiyelleri,
Gerçekler ve sorumluluklar karşısında; toplumsal şizofreniye varan kaçış ve saklanmak sendromu,
Üretimsiz, şükürsüz bir hayat biçimi.
 
İkincil yüzleşmelerin somut tezahürleri herkes tarafından açıkça görülmektedir.
 
Bunun en bariz örneklerinden birisi; karşı karşıya kaldıkları gerçek sorunları ve riskleri görmeyen, görmeyi reddeden; bunları giderici faaliyetler yerine, hiç bir etkisi olmayacak çalışmalar yapan; bu duruma da, "dava" adını takan şizofrenik bir durumdur.
 
Bir başkası ise; kendi perspektifinden özgün öneriler, yöntemler ve çözümler geliştirmek; sistemler kurmak; strateji, plan, proje ve süreçler geliştirmeye inanmayan;
Bu nedenle ötekilerin oluşturduklarının uygulayıcı nesnesi konumunu kabul etmek durumudur.
 
Aynı dine mensup olduklarını iddia edip; sürekli bölünüp, parçalanan; birbirlerini rakip ve düşman ilan edip, birbirleri ile çatışan topluluklar;
 
Kaynağı, düşüncesi, inancı, kararları ve davranışları; parçalanmış ve birbirleriyle çatışan zihinlerin ve gönülerin sahibi mütereddit insanların oluşturduğu toplumlar diğer dehşet verici örnekler olarak ifadelendirilebilir.
 
Birincil ve ikincil yüzleşme tezahürleri, asıl meydan okumayı ifade etmektedir. Çünkü bu kıvamdaki insanla, diğer meydan okumalara, dik olarak karşı koyabilmek mümkün gözükmemektedir.
 
Her ne durumda isek lütfen kendimizi dik duruma getirip; bütün akıl, vicdan, insaf, firaset, basiret ve sorumluluğunuzla tekrar düşünmeye başlamamız lazım.
 
Bu düşüncelerin ütopya, fantezi, önemsiz olduğunu yada gerçek olmadığını ifade edenlerin kendileri ile yüzleşmelerini tavsiye ediyorum.
 
Bu durumun, yenilgilerin travmaları sonucu ortaya çıkan "hale rıza"; özüne yabancılaşma; korkaklık, edilgenlik, sorumsuzluk ve meselesizliğin tezahürü olabilmesi ihtimalinin gözden geçirilmesi iktiza etmektedir.
 
Eğer meydan okumalara adamca karşı durulamazsa;
 
Zillet, esaret, yeni yenilgiler, hakikatten uzaklaşmak, Hakkın bizden yüz çevirmesi ve yardımsız bırakması, bu hayatta ve din gününde ağır bedeller gelebilir.
 
Tarih boyunca pek çok emanete sahip çıkamadık. Elde kalan emanetlerin sorumluluğunu iliklerimizde, kanımızda ve canımızda hissetmek deminde olmak zorundayız.
 
Asıl olarakta, meydan okumalar karşısındaki olumsuz yüzleşmelere ve durumlara maruz kalmamızın gerçek nedenleri üzerinde çok düşünmek mecburiyetine sahip olmamızdır.

Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr