Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 5 > MÜHİM BİR İHTİMAL HESABI
MÜHİM BİR İHTİMAL HESABI
 
Bu akşam ezanına kadar yaşama ihtimalimiz yüzde kaçtır?
 
İçimizden kaç kişi, bu akşam ezanını dinleyemeyecek?
 
Ürpermedik, yazıdır, ne söylese yeridir diye düşündük fakat içimizden de; "Allah bilir" dedik.
 
Elhak doğrudur, sadece Allah bilir. Biz ne zaman ve nasıl olacağını bilmediğimiz bir sona doğru gidiyoruz.
 
Fakat bu soruya cevap olarak desek ki; "akşam ezanını işitmek ihtimalimiz yarı yarıyadır; ya işitiriz, ya işitemeyiz."
 
Bu da doğrudur. Ezanlar okunmaya başlamadan, emri hak vaki olmuşsa, biz bu akşam ezanını dinleyemeyeceğiz.
 
Eğer bu akşam ezanını dinlemişsek, bizim için, yarının akşam ezanını işitmek olasılığı olan yüzde elli ihtimal için saniye ilerlemeye başlamış demektir. 
 
Bu durum, bizim dinleyemeyeceğimiz bir akşam ezanına kadar devam edecektir.
 
Diğer yüzde elli ihtimal tahakkuk ettiği an; büyük bir heyecan, merak, endişe, korku ve umutla; göz burada kapanacak ve bundan farklı bir âlemde tekrar açılacaktır. Burada ölüp, farklı bir âlemde tekrar doğacağız. 
 
Şüphe ve zan bitecek, yaķîn hasıl olacaktır. 
 
Bir fırsat daha lutfedilse; talebi geri çevrilecektir.
 
Yaķîn sadece; ölümle yüzleşme, ölümü tadma, yaşadığımızdan başka bir boyutun ve hayatın var olduğuna dair olmayacaktır.
 
Burada henüz, akşam ezanını dinleyebilecek saniyelere sahipken, sahip olduğumuz; zanlara, şüphelere, inançsızlıkara, yanlış inanç ve tercihlere, kafayı öbür tarafa çevirdiğimiz ya da kuma gördüğümüz durumlara, umursamadıklarımıza, aldandıklarımıza, önemsemediklerimize, az bir bahaya sattıklarımıza, saklandığımız kovuklara, hevanın rızası için yapıp ta, Allah rızası için zannettiklerimize dair de olacaktır. 
 
Kendimizi; dokunulmaz, ayrıcalıklı, önemli, güvenli, güçlü, rahat, mutlu, farklı ve özel hissettiren; servetlerin, güçlerin, ilişkilerin, pozisyonların, standartların; artık bir hükmünün olmadığını, bir işe yaramadığını; şeksiz, şüphesiz göreceğiz.
 
Kitabı referans alıp, sürekli muhasebe altında tutmadığımız ve yeniden inşa etmediğimiz tercihlerimizin, ne kadarının zanna dayalı olduğunu yakinen müşahade edeceğiz.
 
Kitabı; tertil üzere, kendimizi ve halimizi esas almadan, muttaki olmadan okuduğumuzda, hidayet doğmadığına, tereddütsüz şahit olacağız. 
 
Amel-i salih zannıyla yaptığımız pek çok işin; Kitabın perspektifinden okununca ortaya çıkacak olan hedefleri tahakkuk ettirmek, sorunları çözmek ve ihtiyaçları gidermek için olmadığını, mutlak bir fark edişle, fark edeceğiz.
 
Hevayı razı etmekle, Allah'ı razı etmeyi birbirine karıştırıp; ben'imize, nefsimize ne kadar çok takılıp; hayata, kararlarımıza ve ilişkilerimize onun filtresinden baktığımız durumları müşahade edip, hayretler içerisinde olacağız.
 
Şükredici olmamanın bizi, şeytan karşısında nasıl zayıf ve mağlup duruma düşürdüğünü, sarahaten göreceğiz.
 
Kitabı "okuyup, savunurken" bile, hidayetin neden tahakkuk etmediğini? Orada yazılanlardan farklı hükümlerle yapılandırılmış bir hayatın içerisinde yaşayıp ta, kendimizi hakikat çerçevesinde zannettiğimizi, yaķîn penceresinden göreceğiz. 
 
Allah'ın, fark etmemiz için gönderdiği kaynakları, vesileleri, imtihanları; halimizden eminlik zannıyla görmeyip, dinlemediğimizi; zorunlu olarak görüp, dinleyeceğiz.
 
Allah'a tam teslimiyetin künhüne vakıf olmaya, rızasına ulaşmaya ve rahmetini celbetmek için izhar edilmesi gerekli olan samimiyete ilişkin hayati mecburiyet, acı bir şekilde anlaşılacak.
 
Karşılaşmamız muhtemel olan bu durumları, tefekkür etmeden, bir kalemde önemsememenin kesin sonuçları, zanna mahal bırakmayan bir yakin içerisinde önümüze çıkacaktır, Allah-u alem. 
 
Eğer bu yazıyı okuyorsak, bu akşam ezanını dinleyebilmek ihtimalimiz olan yüzde elli fırsatına henüz sahibiz demektir.
 
Elimizdeki tek fırsatta budur.

Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr