Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 2 > MÜŞTERİSİ OLMAYAN ÜRÜNLER DÜKKANINDAN KELEPİR ÇUVALDIZ

MÜŞTERİSİ OLMAYAN ÜRÜNLER DÜKKANINDAN KELEPİR ÇUVALDIZ

Tatlı esintili, aydınlık bir bahar gününde, park romantizmi yaşamayı deniyordum.

Salkım söğütlerin altındaki bir bank’a oturdum, yapay göldeki ördekleri seyrediyordum.

Hemen sağımda, bitişik konulmuş banklardan birisinde oturan adam dikkatimi çekti. Bundan sonra park ziyareti romantizm vasfını kaybetti.

Adamı bir müddet, belli etmeden izledikten sonra kesin kararımı verdim. Kesinlikle KKK’dan bu adam.

Ha, KKK’nın ne olduğunu söylemeyi unuttum; “Kafası Kırıklar Kulübü”.

Bu keşif rasyonel nedenlerden daha çok büyük oranda sezgisel bir tespite dayanıyordu. Sezgisellikte muhtemelen hafif bir özdeşleşmeden kaynaklanıyordu.

Gerçi bazı gözlemlerin de katkısı olmadı değil.

Mesela oldukça sık aralıklarla adamın yanındaki bank’a birileri oturuyordu. Adam da vakit geçirmeden hamlesini yapıyordu.

Bitişik iki banktan birisine oturmayı tercih etmesi boşuna değildi. Avına pusu kurmuş örümcek gibi stratejik bir pozisyon belirlemişti.

Bir müddet sonra sadece gözlem yetmedi, merak galip geldi ve yanı boşaldığı bir anda adamın yanındaki bank’a oturdum.

Selam verecektim fakat adamın “avına” nasıl yaklaştığını görmek için öylece oturdum.

“Selamünaleyküm delikanlı” diyerek yaklaşmaya başladı.

“Ve aleyküm selam”

“Sana kelepir bir çuvaldız vereyim mi?”

Adamım benim, yanılmadım, kesin KKK’dan. İçim biraz daha ısındı.

“Ne yapacağım ki çuvaldızı?”

“Anlamaya, hatırlamaya, uyanmaya başlamak için elverişli bir araçtır.”

Tereddütümü görünce hamleyi yeniledi; “çuvaldız büyük gelir diye gözün korktuysa, iğneyle de başlayabilirsin. İğne beleş, benden.”

“Sen necisin? Ne iş yaparsın?”

“ Bir dükkanım var, alıcısı olmayan ürünler satarım.”

“Çuvaldızdan, iğneden başka neyin var?”

“Hakikat hatırlatmaları. Çoğunun ambalajı açılmamış, bir azı da müstamel.”

“Neden alıcısı çok olan değil de, yok olan ürünler satıyorsun?”

“Alıcısı çok olan ürünler satanları gözledim bir müddet. Daha sonra alıcının da, satıcının da perişan olduğunu gördüm.”

“Senin ürünlerinin alıcısı yoksa kime satacaksın, dükkan nasıl açık kalacak?”

“Atalarımızın farklı şekilde söylediği bir söz vardır; “gören satıcının, gören alıcısı olur”. Dükkanı dert etme malların sahibi, kimin satacağına, kimin alacağına karar verir. Sen satmaya talip ol, her durumda senin payını da verir. Bu sebeple önemli olan dükkanın daim açık kalması ve seninde teklif etmeye devam etmendir.”

“Neden senin ürünlerin müşterisi çok az?”

“ Bu ürünlerin kadr-ü kıymetini bilmek ve talip olabilmenin ön şartları vardır.”

“Öncelikle sıradanlığı kabul etmeyen, belirli bir asalet düzeyini zorunlu koşan bir statü ister.”

“Sonra; bilen, bulan, yapabilen, olan ve paylaşan özelliklere sahip olmayı mecbur kılar. İnsanların çoğu olmak yerine ölmeyi tercih ettikleri için müşteri olamazlar.”

“Bir başka koşulsa, bu dükkana kölelerin girememesi, sadece özgürlere hizmet vermesidir.”

“Başka ne var? senin dükkanda.”

“Ondan önce söyleyeceğim başka bir şey var. Dirilten ürünler satarız, faydasız, anlamsız birleyen bulamazsın bu dükkanda.Herşeyin helal ve temiz olanını satarız. Hakikisini, organik olanını, fıtratı bozulmamış olanını.”

“İlim, hikmet, onur, tevazu, akıl, cesaret, paylaşım, mücadele, azim, öznelik, farkındalık, adalet, merhamet, şahsiyet, ciddiyet, samimiyet, teslimiyet ve buna benzer şeyler.”

KKK’ya müracat etmekle ne kadar isabetli bir şey yaptığımı daha iyi hissettim ve kabul için heyecanım biraz daha arttı.

Bu hikayeyi anlattığım bir arkadaşım; “neden bu hallerin sahibi hep kafası kırıklar olsun? diye sormuştu. Bu tarif sizin koyduğunuz normlara göre yapılmıştır. Bizde sizin normal dediklerinizin hidayetine dua ediyoruz.

Adamın yanından ayrılırken, promosyon olarak verdiği iğnenin acısını derin olarak hissettim. Hadi bakalım, çuvaldıza müşteri olupta, alışverişe başlama.


Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr