Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 4 > NASIL BİR MEYDAN OKUMA İLE KARŞI KARŞIYAYIZ? CEVABIMIZ NE OLMALIDIR?

NASIL BİR MEYDAN OKUMA İLE KARŞI KARŞIYAYIZ?

CEVABIMIZ NE OLMALIDIR?


İçindeki yaşadığımız dönemi, Dünyadaki makro kırılım ve derin kaos dönemlerinden birisi olarak ifadelendirmek mümkündür.


Zira kaos çıkarıp, bunu düzene çevirmek sürecini iyi yöneterek, yeni durumların ve dönemlerin efendisi olmak stratejisini iyi bilenler bile; bu kaosun çapını, derinliğini, istikametini, muhtemel ve topyekün etkilerini ve süreci nasıl yöneteceklerini bilemiyorlar.


Birkaç makro dönemdir farklı sahalarda “galibiyetini” ilan etmiş ve “mağlupların”, kendilerinin meydan okumalarına cevap verememek takatsızlığını, kendi lehine faydaya çevirebilmiş olan hegemonik güçler; şu anda henüz bütün boyutlarını kavrayamadıkları bir meydan okuma ile karşı karşıyalar.


Tepedeki hegemonik masanın bozulması ve henüz yenisinin kurulamaması; bu çerçevede finansal, organizasyonel, stratejik imkanları rahatça kullanamamaları; iç çatışmanın başlaması ve tarafların birbirlerini kolayca tasfiye edememesi; yeni bir konsolidasyonun gecikmesi gibi hususlar, maruz kalınan meydan okumaya başlangıç teşkil etmektedir.


Asıl konulardan bir tanesi, insan kalite ve kapasitesine, toplumların farkındalık düzeyine ilişkin potansiyel bir farklılık ihtimalinin doğmasıdır.


Bu doğuşa neden olan unsurların bir bölümünü kendilerinin üretmiş olmaları ve bunu kullanacakları küresel sistemin, aralarındaki çatışmalar nedeniyle tahrip olabilmesi ihtimali, başka yeni ihtimallerin doğmasına neden olabilir.


Ayrıca bu çatışmanın neticelenmesi ve yeni bir konsolidasyonun sağlanması için yeni ve güçlü aforizmalara da ihtiyaç vardır.


Bu durum, iki nedenden doğmaktadır.


Birincisi, hegemonik yapı, doğası gereği hakikat üzerine sistemleşip, çalışamamaktadır. Bu nedenle her dönemde “yeni hakikatler” imal etmek zorundadırlar. Bunların, insanlar, toplumlar, kurumlar nezdinde kabul ettirilebilmesi için de aforizmalara ihtiyaçları vardır.


İkincisi ise, şu anda eski aforizmaların iş göremeyecek durumda olmalarıdır.


Hegemonik yapının yumuşak karnı da burasıdır. Hiçbir imal edilmiş “hakikat” ve bunun tutundurulması için ortaya konulan aforizma; insanların, varlıkların, olguların, oluşların ve ilişkilerin doğalarını tarif eden orijinal hakikatın; bu hakikat çerçevesinde üretilmiş; veri, karar, davranış ve ilişkilerin yerini alamaz.


Bu nedenle hegemonik sistemler karşısında, insan doğasına uygun hayat inşa edecek, sistem oluşturacak hedeflere sahip olanların; tasarım ve güvenlik hususlarındaki temel dayanak noktaları; bu çerçevede üretilmiş veriler ve inşa olmuş insanlar olmalıdır.


Hegemonik yapının maruz kaldığı meydan okumaların sonucunda ortaya çıkan durumlardan bir tanesi de; bölgesel ve küresel konjonktürde, ortaya henüz nihai ve kalıcı sonuç için bir şey koyamadıkları ve tüm tarafların, ara dönem stratejileri geliştirmekte olduğudur.


Ara dönem stratejileri temelde iki parametre üzerinde gelişmektedir.


Bunlardan bir tanesi, kavga eden tarafların ve iltisaklarının beka tehlikesini bertaraf etmeleri ve bu dönemde olumsuz, sürpriz sonuçlarla karşı karşıya kalmamak, araya gelmemek çabalarıdır. Bu çabaların nihai hedefi mevcut pozisyonun muhafazası olabilir.


İkincisi ise yeni dönemde, mümkün olduğunca güçlü bir elle masaya oturmak ve yeni pozisyonları için avantaj elde etmek gayretleridir. Zira bu kaos halinin çok fazla sürdürülemeyeceği; mümkün olan kısa sürede bir konsolidasyonun sağlanması ve yeni hegemonik tepe organizasyonların yeniden tesis edilmesi gerekliliğine inanmaktadırlar.


Her ne olursa olsun, yeni dönemin, bazı yeni parametrelere sahip olması kaçınılmaz gözükmektedir.


İnsanların ve toplumların, önceki döneme nazaran, basitçe ve konvansiyonel yöntemlerle yönetilemeyeceği, manipüle edilemeyeceği öngörülmelidir.


Henüz bunun görülür emareleri yok denilse bile; bunu oluşturan parametrelerin ortaya çıkartabileceği potansiyellerden söz etmek mümkündür.


Bilgiye ulaşım kolaylığı, nispi özgürlük talepleri, derinlik ve anlam arayışları, özgüvenin artabilmesi ve önceki tekliflere isteksizlik ihtimalleri gibi temel insani hasletlerin ortaya çıkabilmek olasılığı, bu potansiyelleri dikkate almaya imkan sağlayabilir.


Bu parametrelerin ortaya çıkmaları için zemin hazırlayanlar; manipüle edip, istedikleri istikamette yönetebilecekleri bir insan tipolojisi oluşturmayı hedeflemişlerdi. Bu insan tekine doğrudan ulaşarak oluşturacakları etkilerle rekabet avantajı elde etmeyi umuyorlardı.


Bu parametrelerin, kontrol dışı etkilerini nötralize etmek, istenmeyen sonuçlar doğurmasını engellemek içinde; eğitim, kültür, iletişim, beslenme düzenleri vb. yoluyla tedbirler geliştirip; x,y,z gibi isimlerle ve kendiliğinden oluşmuş görüntüleri ile elverişli tipolojik tariflere uygun nesiller imal etmeye çalıştılar.


Başarılı olmadıkları söylenemez. Fakat, önceki dönemlerde bastırılmış temel insani hasletlerin ortaya çıkması avantajını; insanları, insan doğasına uygun veriler ile yüzleştirmek yöntemi ile değerlendiren bir çalışma ortaya çıkarsa, durum tersine dönebilir.


Bunların neticesi olarak; farkındalıksız, özgüvensizlik, manipülasyon ve korku yöntemleri ile konvansiyonel biçimde yönetilebilen insanların artık; bu biçimde yönetilemeyeceği ve başka taleplerinin olacağı ortaya çıkmıştır.


Yanısıra, devletler, toplumlar, kültürler, uluslararası, bölgesel ya da küresel ilişkiler alanların da rekabet ve işbirliği parametrelerinin de değişmekte olduğu ortadadır.


Bunun muhtemel sonucu; daha zeki, donanımlı, yüksek kapasiteli yöneticiler ve daha sofistike yönetim sistem ve süreçlerinin geliştirilmesi ihtimalidir.


Zira yönetim kavramının anlam ve kapsamında değişiklik olması mukadder gibi görülmektedir.


Elbette bu mecburiyet birçok alanda zorunlu değişiklikler oluşturacaktır. Küresel ilişkiler, siyaset, akademik dünya, iş hayatı, sosyal çalışmalar vb. sahalarda bu etkilerin sonuçlarını yakın sürelerde görmeye başlamamız sürpriz olmayacaktır.


Bu genel analiz çerçevesinde bizim için hayati ve stratejik öneme haiz bir soru sormak zorundayız.


İslam tarihi boyunca farklı kereler, faklı biçimlerde meydan okumalara maruz kalmış ve bir çoğundan olumsuz etkilenerek çıkmış; yakın tarihte ise bu meydan okumalardan kesin yenilgilerle çıkmış olan Müslümanlar; küresel ölçekte ve genele şamil ortaya çıkan bu yeni meydan okuma karşısında ne yapmalıdırlar?


Bu sorunun cevabını sadece;  Allah’ın hükümleri ile bir hayat inşa etmek arayışında olan Müslümanlar bulmak zorunda değillerdir.


Dünyadaki verili sisteme entegre biçimde varlıklarını sürdürürken; aynı zamanda kendini İslam’a nispet eden halklara sahip olan devletlerin de bu soruya cevap aramaları mecburidir.


Zira, gerek devlet yönetimlerinde, gerekse uluslararası ilişkilerde, dikkate almak ve hatta kullanmak zorunda olduklarını düşündükleri, İslam’a dair şeyler, onlar için aynı yaklaşımla elverişliliklerini sürdürebilecekler mi? Yoksa dezavantaj mı olacaktır? Ya da gerçek İslam’ın, fıtrata dayalı inşa edici vasfı, büyük bir rekabet gücü ve üstünlük fırsatı olabilir mi?


Yeni kaos ve kırılım dönemi böyle bir potansiyeli ortaya çıkartmakta mıdır? Müslümanlar için Dünya sahnesinde bir alan açılmakta mıdır?


Şii Jeopolitiği ilanihaye güçlü destek sağlayabilir mi?


Sünni yaklaşım, ne kadar süre toplumsal ve bölgesel siyasete destek vermeye devam edebilir?


İslamın bir bölümünü kadükleştirilip, bir bölümünün alabildiğince serbest bırakıldığı, “muhafazakar din” anlayışı ne kadar iş görür?


Sanki bundan sonraki süreçte; kovuklarından çıkıp, cesurca sormak ve isabetli cevaplar bulmak olmazsa olmazlar arasında olacaktır. 


Bunun için; kibirlerden, sadece, yetki kullananların ve ekiplerinin zihni kapasitelerinden ve diğer kısıtlayıcı sınırlar, ilkeler ve değerlerden, özgüvensizlik, korkaklık ve üretmeyen hesabilikten azade bir yaklaşım sergilemek icap etmektedir.


Buna müheyya zihinleri, değerleri, kapasiteleri ve potansiyelleri sürece dahil edebilecek adil, güvenli ve akıllı yöntemler geliştirmek gerekmektedir.


Bunlara ilişkin düşünceleri de, bundan sonraki yazılarda ele almayı planlıyoruz inşallah.

 


Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr