Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 3 > NE KADAR VAKİT KAYBETMEK HAKKIMIZ VAR?
 

 NE KADAR VAKİT KAYBETMEK HAKKIMIZ VAR?

 

Eğer tercihlerimizin bir bedeli olmasaydı, belki sorun olmayacaktı.

 

Postmodernizmin, görecelik aforizması gerçek olsaydı, belki sorun olmayacaktı.

 

Yani hangi referans noktasında durup, hangi bakış açısıyla bakıyorsanız, gördüğünüz sizin görece doğrunuzdur. Bizim de, sizin görece doğrunuza saygı göstermemiz gerekir, aforizması.

 

Haydi biz saygı gösterelim de, işe yarar mı? Zira kazın ayağı farklı. Aforizmanın saklanan ayağında, göreceliğin bir de, ekseni olması gerekmektedir.

 

Aslında görecelik üç parametrelidir. Sabit eksen, bundan oluşmuş yatay ve dikey alanlar üzerinde bir referans noktası ve bakış açısı.

 

Buradan; asli, öncelikli göreceliğin, eksen göreceliği olduğu ortaya çıkmaktadır.

 

Eksenler, hayatı inşa eden karar ve davranışların inşasının zorunlu unsurları olan ve mahiyetlerini belirleyen temel hükümlerden oluşmaktadırlar. 

 

Temel hükümler; anlam ve inşa hükümleri olarak tasnif edilebilirler ve ancak mutlak otoriteler yani ilahlar tarafından vaz edilirler.

 

Buradan da; esas görecelik, “ilah göreceliğidir” sonucu çıkartılabilir.

 

Yani, referans noktamızı ve bakış açımızı belirleyen temel faktör; tercih ettiğimiz ilahın vaz ettiği temel hükümlerle yapılanmış yatay ve dikey alanlardır.

 

Allah’tan başka diğer ilah kabul edilenlerin yaratma kudretleri olmadığı için, yaratılış özellikleri (fıtrat-doğa) vaz etmek imkanları da yoktur. Bu nedenle temel hükümler diye ortaya koydukları herşey imal edilmişlerdir yani sahtedirler.

 

Allah’ın vaz ettiği fıtrat hükümlerinin dışında herhangi bir kaynaktan alınarak, benimsenen bakış açıları, fikirler ya da perspektifin ürünü olan karar ve tercihlerin mutlaka acı bedelleri olacaktır.

 

Zira hayatın yeryüzü boyutunda, insan dışındaki tüm yaratıklar, ister-istemez kendi fıtrat özellikleri çerçevesinde varlıklarını sürdürmektedirler.

 

Varlığın fıtrat özelliklerine mugayyir karar, davranış, ilişki ve sistemler; fıtratın bir bölümünü ya da tamamını olumsuz etkilerse; varlığın fıtrattan gelen temel hukukunu çiğnerse; o varlık(lar) da, sistemin geri kalanının fıtratına olumsuz etki yapar ve hukukuna saldırır. Bu durumda sistem bozulmaya-fitneye uğrar.

 

İster istemez fıtrat hükümlerine teslim olmuş hiçbir yaratık bunu yapamaz. Ancak, iradi karar ve davranış yetkisine sahip olan insan bunu gerçekleştirebilir.

 

İnsana, yeryüzü halifesi olarak verilmiş büyük imkan ve sorumluluk buradan gelmektedir.

 

Gelelim başlangıçtaki mevzuya. Hangi ilaha göre vaz edilmiş, görece eksenden oluşmuş alan üzerinde bulunduğumuz, bu nedenle büyük önem taşımaktadır.

 

Eğer Allah’ın vaz ettiği temel hükümlerden inşa olmuş bir yatay ve dikey alanda; hangi referans noktasında duruyor ve hangi bakış açısı ile bakıyorsak, tamamı meşrudur. Burada sadece şakile göreceliğinden bahsedilebilir.

 

Eğer referans noktamızı belirleyen düzlem hakkında emniyet içerisinde değilsek burada sorun var demektir.

 

Zira sahihliğinden emin olunmayan bir düzlemdeki referans noktası ve bakış açısı ile oluşturulan tutum, alınan karar ve ortaya çıkan davranışın; sistemleri bozmak, fitne çıkartmak ve hukukları çiğnemek gibi potansiyelleri vardır.

 

Çiğnenen hakların başında, Allah’ın, kulları üzerindeki hakkı vardır.

 

Ödenecek bedeller ise çok büyüktür. Varlık aleminin çiğnenen hukukunun bedeli; fitneye maruz kalan sistemin üreteceği yıkıcı sonuçlar; bütün çalışan sistemin bir parçası olan kendimizin maruz kalacağı risk ve sorunlar; din gününde verilecek hesap vs.

 

Herhangi bir referans noktasında durup, herhangi bir bakış açısıyla bakıyorsak, sahip olduğumuz görece pozisyon, fikir, tutum, karar, vb. saygıdeğer değildir. Eğer referans noktası, Allah’ın vaz ettiği temel hükümlerle inşa olmuş bir zemin üzerinde ise, tüm görecelikler hürmete şayan ve meşrudur.

 

Hakikati aramak sürekliliği ve hakikat üzerinde olmak emniyeti, en çok önemsenmesi gereken hususların başında gelmektedir.

 

Yoksa, bu keyfiyette olmayan, ben düzeyinde niyetlerle oluşmuş fikirlere saygı gösterilmesine ilişkin verilen kavganın bir kıymeti harbiyesi yoktur.

 

Zira sadece ve sahici olarak hükmünü icra eden ve etkin sonuçlarını üretebilen fıtrattır.

 

Kendi fıtratına uygun bir çerçeve içerisindeki bir referans noktasında durup, buradan oluşan bir bakış açısından neşet etmeyen tercihlerin bedeli olacağı muhakkaktır.

 

Hali gözden geçirip, sahih tercihler inşa etmek için ne kadar zaman kaybetmek imkanımız var? Dersiniz.

 


Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr