Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 1 > NE ZAMAN DOĞMAYI DÜŞÜNÜYORSUN?

NE ZAMAN DOĞMAYI DÜŞÜNÜYORSUN?

Çok sıkıntılı olduğum bir zamanda hissettim bu hali, herhalde.

Kaçacak, saklanacak bir kovuk ararken, kendimi çok huzurlu bir ortamda buldum.

Fakat, aman demeden bir tünele çekildiğimi hissettim.

Gayri iradi bir vakum etkisi fakat hiç hoşuma gitmedi.

Bir tünel fakat düz, pürüzsüz ve su gibi akıp gittiğin özellikte değildi.

Hey ne oluyor? Burası neresi? Diye bir haykırış.

Cevap yine kendimden geldi? Burası "durum anasının" rahmi ve doğum başladı.

Fakat ben bir kovuğa sığınmayı bunun için istemedim. Huzur için, güvenlik için istedim.

O öyle olmuyor diye cevapladım sorumu. Her durum yeni bir doğumu gerektirir. Bu işin fıtratıdır.

Durum anasının rahminde gelişirsin ve zamanı gelince bir karar ve amel olarak doğumun başlar. Eğer hal, döl tutup, tutum gelişmezse, düşük olur. Eğer zamanı gelince doğum başlamazsa, bu kere tutum ölür ve zehirler. Yani bir sürü mecburiyet.

Tamamda ben bu dar kanalda sıkıştım, boğuluyorum. İşte o anda sıkıntımın nedenini de anladım. Buda başka bir mecburiyet diye cevapladım sorumu.

Dikkat et kanal kat kat, boğum boğum. İşte bu katları açarsan, rahatlar, doğum için elverişli yol bulursun. 

Nasıl diye sordum? Her boğumu zorlayacaksın, düğüm çözer, kilit açar gibi gayret sarf edeceksin. Her kattan sonra başka bir kat gelecek ve sen doğana kadar buna devam edeceksin.

İlk boğuma bir hamle yaptım ve dünya başıma yıkıldı. Sanki başımın üstüne güneşi koymuşlar; bir taraftan ağırlığı, diğer taraftan sıcaklığı beni perişan etti. Böyle bir ağrı görülmüş şey değildi. Gayri ihtiyari büyük bir çığlık attım.

Bu nedir? Diye feryat ettim. Bu benim zihnimdir ve boğumları, düğümleri çözülmedikçe, zihnim açılmayacak, doğum olmayacak diye cevapladım.

Nefes almakta zorlanıp, boğulmak deminde yine sordum. Diğer boğum ve katların da benimle ilgisi var mı?

Kesinlikle her bir kat seninle ilgili bir mahiyete sahip. Her boğuma yüklendikçe; kalbinden, nefsinden, sevdiklerinden, zaaflarından, eksiklerinden, dostlarından, düşmanlarından, seni yönetenlerden, yaşadığın sistemden, zulme uğrayanlardan, yardım bekleyenlerden, acziyetinden velhasıl senden bir feryat gelecek ve sancı hissedeceksin. Sabreder, düğümü açarsan, doğuma giden yolu da açarsın. Yok zorlayıp, gayret göstermezsen, bu sancıları çekmeye devam edersin.

İşte burada çektiğim sıkıntıların sebebinin sadece dar kanalda sıkışmaktan olmadığını anladım. Aynı zamanda kanalı genişletmek için açmak zorunda olduğum her kat ve düğüm de sancı ve sıkıntılarımın başka bir sebebi imiş.

Bu iş nereye varacak? Diye sordum.

Her kat açıldıkça, her düğüm çözüldükçe, biraz daha rahatlayacak, doğuma biraz daha yaklaşacaksın. Doğum olunca çok rahatlatıp, ferahlayacaksın.

Ancak....

Gözlerimi kapattım ve çok zor aldığım nefesimi tuttum.

Ancak her doğum seni başka bir duruma düşürecektir.

Her durum da başka bir doğumun için hamilelik demektir.

Hayat; anlar, durumlar, yüklenmek ve yeniden doğumların sayısız döngüsü olarakta tarif edilebilir.

Kaçış yok. Senin saklanmak için girdiğin kovuk, yeni bir halin ana rahmidir. Ya düşük yapar, hali öldürürsün. Ya zamanında doğmaz, zehirler, kendini ve hali öldürürsün. Ya kanala düşünce daralıp, boğulma hissedersin. Bu durumda sabır ve gayretle düğümleri ve katları açar ve her seferinde ferahlar ve doğuma biraz daha yaklaşırsın. Ya gayret göstermez büyük bir sancılar içerisinde, boğulur ölürsün. Ya da sonunda doğar, sıkıntı ve sancılarını unutur, büyük rahatlık ve tatmine ulaşırsın.

Bu arada bütün bu durum çok tuhaf göründü, bana.

Dar bir kanala sıkışmış, boğulur bir durumda, büyük sancılar çektiğimi hissediyordum.

Bir taraftan soruyor, diğer taraftan da kendim cevaplıyordum.

Dahası, hepsinin cevaplarını bildiğim soruları, soruyordum.

Soruları sorup, doğru şekilde cevapladığımı da, darlık ve sancılar içerisinde gerçekleştirdiğimi görüyordum.

Son bir soru dedim; ben delimiyim?

Elhamdulillah diye cevapladım.
 


Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr