Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 1 > NEYİN PARÇASI OLDUĞUNU BİLMEK

NEYİN PARÇASI OLDUĞUNU BİLMEK

Konferansı veren profesör, yetmişli yaşlarda, sanki bütün eleklerden geçmiş te, ipek eleğin altına düşmüş hissi veren birisi idi.

Başlarken ayakta, sanki bütün izleyenlerin gözlerine tek tek bakıyormuşcasına; "neyin parçası olduğunun farkında olan var mı?" diye sordu.

Önce sorunun neye istinaden olduğunu kestiremedikleri için cevap vermekten çekindikleri için derin bir sessizlik oldu.

Sonra arkadan yüksek sesle birisi; "Fenerbahçe camiasına aitiz, gurur duyuyoruz " diye bağırdı.

Bu cevap diğerleri için bir açılış oldu.

" Türk Milleti'nin bir parçasıyım, büyük övünç içerisindeyim."
" İslam Ümmetine dahilim ve bu benim için büyük onur."
" Ak Partiliyim, gurur içerisindeyim. "
" Bende CHP'liyim, daha büyük övünç duyuyorum."
" Ben .... cemaatine mensubum, çok memnunum."

Gerisi bu minval üzere devam etti.

Profesör bir müddet sonra el işareti ile izleyicileri susturdu.

" Bunlar sorumun gerçek cevapları değil; mensubiyetler, aidiyetler ve bunların duyguları üzerinden tarifler yaptınız. Ancak neyin parçası olduğunu bilmek; içinde bulunduğumuz halin mahiyetine; mevcut hale ve geleceğe olan etkilerine; özünüz ve çevrenizle olan ilişkiler ve bunların etkisine vb. Hususlara ilişkin bir farkındalıktır.

Madem aidiyetler üzerinden başladınız, buradan yürüyelim.

Ait olduğunuz olgunun size verdiği duygu, fiili olana ulaşmak için başlangıç alınabilir.

Gururluyum, onurluyum, övünçlüyüm, sevinçliyim gibi duygular ifade edildi. Buradan, " neden" diye sormalıyız. Daha sonra "çünkü" diye başlayan açıklamalarla devam etmeliyiz.

Eğer "çünkülere" cevabınız varsa ve bu cevaplar sizi "tatmin" ediyorsa, farkındalık var demektir.

" İslam Ümmetine dahilim ve bu benim için büyük onurdur"; çünkü, deyip, bu onurun nedenini izah edebilmek durumunda, farkındalık söz konusu edilebilir.

Çünkü dedikten sonra üç alanda izahat gerekir.

Birincisi, İslam Ümmeti olmanın somut anlamı, çerçevesi, içerikleri, fonksiyonlarını, efradına cami olarak açıklamak gerekir.

İkincisi, bu anlam, içerik ve fonksiyonların; insanın fıtratına, temel hukuk ve adalete, üretim ve sürdürülebilirliğe, varlığın ve hayatın anlamına ve bu çerçevedeki hakikatin bütüncüllüğüne, temel neşet ve beslenme kaynağının güç ve sahihliğine, vb, uygunluğunu anlatabilmek gerekir.

Üçüncüsü ise sizin bu olgunun bir parçası olmanız keyfiyetine ilişkin konuşmak gerekir. Hangi bağlarla, ilişkilerle, bilinçle, rollerle, sorumlulukla, samimiyetle, görevle, pozisyonla vs. İrtibat ve iltisaklar içerisindesiniz?

Yani filan şeyin bir parçasıyım demekle, bir parçası olunmayabilir. Gururluyum demek gerçek bir gurur oluşturmayabilir. En önemlisi, bir parçasıyım deyince, neyin bir parçası olunduğunun tam farkında olunmayabilir.

Bu durum, aidiyetin; tüm içerik, icap ve kabullerinin; net bir farkındalık ve bilinç çerçevesinde, bilinip, inşa edilmemesi nedeniyle tahakkuk eder.

Zira aidiyetlerin büyük çoğunluğu; kültür, propaganda, ötekini taklit, duygusal aidiyet ihtiyacı, kitle psikolojisi vb. nedenlerle oluşmaktadır.

Türk Milletinin bir parçası, AKP veya CHP'lilik, filanca cemaatin mensubu olmak vb. hususları için de bu örnek üzerinden akıl yürütebiliriz.

"Neyin parçası olduğunun farkında olmak; mahiyet ve içerikler; nitelik ve kapsam; çok taraflı fiili etkiler ve bunların oluşturduğu hal ve sonuçlar, sorun çözebilmek, ihtiyaçları giderebilmek gücü üzerinden okunabildiği zaman anlaşılabilir.

Bunu yapabilmek için doğru bir usül belirlemek gerekmektedir.

Usülün temel hükümlerinden birisi "eksen değerdir." 

Yaşamınızı hangi temel değer etrafında inşa ediyor, yaşıyorsanız, eksen değer budur. Yani hayata ilişkin, herşeyi etkileyen, en değerli husustur.

Mesela benim için eksen değer, hayatın varlık nedenine uygun yaşanmasıdır. Yani eksen değer fıtratımdır.

Her ne duruma, etkiye, hale maruz kalmışsam; ilişki içerindeysem; burada, fıtratıma uygun oluş, hal, ilişki ve etki söz konusu mu diye bakarım.

Eksen değer görece olabilir. Ancak "neyin parçası olduğunu" bilebilmek, eksen değere göre olacaktır.

Bir diğer husus ise kendisi bir sistem olan insanın, diğer sistemlerle, yeni sistemler oluşturmaları; bu sistemlerin farklı alt ve üst sistemlerle birlikte çalışması; her sistemin, diğerlerini etkilemesi ve diğerlerinden etkilenmesi; her sistem, alt sistem, üst sistem, sistemler grubunun ürettiği sonuçlar olduğu ve bu sonuçların mahiyetine göre; hem tek tek sistemlere, hem sistem gruplarına ve en büyük sisteme etkisi olmasıdır.

Neyin parçası olduğunuzu bilmek, nasıl bir sistem olmanıza, hangi sistemlerle, hangi mahiyette ilişki içerisinde olup, hangi mahiyette etkiler üretip, hangi mahiyette etkilere maruz kalmanızla ilişkilidir.

Başka bir hükümde, "neyin parçası olduğunu bilmenin" anlamını, sistem ve mekanizmasını ve ilgili parametreleri bilmek meselesidir.

Birşeyin parçası olmak; içerisinde bulunduğunuz sistemi; sistemin neyi, nasıl ürettiği; hangi etkilere ve sonuçlara maruz kalıp, bırakması açısından önemlidir.

Bunun ilk parametresi; sizin ve sizinde ilişki içerisinde, birlikte ürettiğiniz sistemin temel varlık nedeni ve bu nedenden üretilmiş amaç ve hedeflerdir.

Bu husus dille ifade edilenle değil, fiille ortaya konulanlarla anlaşılır. Hedefler, politikalar, sistemler, uygulamalar, ilişkiler; hangi temel amacı, varlık nedenini gerçekleştirecek biçimde gerçekleştirilmiştir yada gerçekleştirilecektir; bunun esasına ilişkin anlaşılması lazımdır.

Şahsen ben bütün hususların insan fıtratı esas alınıp, fıtratın gerçekleşmesini mümkün kılacak biçimde gerçekleşip, gerçekleştirilmediğine bakarım.

Diğer bir parametre, bu amaç ve hedeflerin hangi ilkelerle gerçekleştirdiğidir.

Yine ben, herşeyin varoluş ilkelerine uygun ikincil hükümler yani ilkelerle belirlenmesi, tasarlanması, uygulanması; bütün politika, strateji ve planların buna göre yapılmasını önemser, buna göre tahlil ederim.

Bütün karar, davranış, politika, ilişki, strateji, sistem vs. sınırlarının tespit edilmesidir.

Benim tercihim, bunların, insan fıtratı sınırlarına özdeş olmasıdır.

Temel değerler, söz konusu olgunun, en değerli kabul ettiği şeyler, değerlerin sıralaması ve değerleri oluşturan yargılardır.

Benim değerler analizimde, insan ve fıtratı temel değerdir ve buna ilişkin olanlar, değerler sırasının en üstlerindedir.

Temel hukuk hükümleri.
İnsan fıtratındaki temel hukuk hükümleri, benim referans noktamı oluşturur.

İnsanın varlığını koruması, varlık özelliklerine (doğasına) uygun yaşayabilmesi, buna ilişkin karar ve davranış geliştirebilmesi, kaynaklarını bu çerçevede, bizatihi kullanabilmesi, özgürlük sınırının, fıtratı ile belirlenmesi gibi hususlar, bu konudaki bakış açımı oluşturur.

Ölçüler.
Sevgi, saygı, sorumluluk, tatmin, samimiyet, sadakat, meşruiyet, başarı, üretim, olumluluk, hukuk vb. konulardaki ölçüler çerçevesinde değerlendirme yapılmalıdır.

Kriterler, sistematik yada mekanizmalar, kök ilişkiler gibi hususlar, bu konunun diğer parametrelerini oluşturur.

Bunlara bakarken; adaletle, bütüncül, etkili, fonksiyonel ve hikmetle bakabilmekte usul hükümlerindendir.

Neyin parçası olduğunu bilebilmek, asgariden yukarıdaki perspektiften bir okumayı gerektirir.

Bu perspektiften, "neyin bir parçası olduğunu bilebilmek"; hangi sistemlerin, ilişkilerin, süreçlerin içerisinde olmak; doğrudan yada dolaylı taraf olmak ve desteklemekle ilgilidir.

Bu sistem, süreç ve ilişkilerin yaptıkları, ürettikleri; size, yakın-uzak çevrenize, diğer toplumlar, kurumlar ve insanlara ve dahi bütün varlık alemine yaptıkları etkilerden dolayı önemlidir.

Parçası olduğunuz olgunun, sistemin, unsurun ürettiği etki ve sonuçlardan sizde sorumlu olacaksınız.

Profesör bu noktada durdu ve sorusu olan varmı? Diye sordu.
Salondan ses çıkmadı.

Sorunun olmaması iki nedenle olabilir. Ya herşey anlaşılmıştır. Ya da anlaşılması için üzerinde biraz daha düşünülmesine ihtiyaç vardır. Bu nedenle daha fazla konuşulmasına gerek yoktur, dedi.

Belki de dünyanın en kısa ve baş ağrıtan konferansı sona erdi.


Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr