Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 4 > ÖLÇÜ
ÖLÇÜ
Olduğumuzun, yaptığımızın, inandığımızın; ayarı, miyari, birimi, göstergesine ölçü denilir.
Bir şeyin ölçüsü, o şeyin, iddia edilen şey olup olmadığını, saflığını, fıtratına uygun olup olmadığını gösterir.
Bu nedenle her şey için bir ölçü vardır.
Örneğin bize göre "adamlığın" ölçüsü üçtür:
-Birincisi, Allah'a verilen ahdin gereğini yerine getirmektir.
Bu cümleden olmak üzere verdiği bütün sözleri yerine getirmek: gizli, açık bütün ahitlerine sadakat göstermektir.
-İkincisi, bu çerçevede bir adağının, davasının olmasıdır.
-Üçüncüsü ise bu sözünü, duruşunu, halini ve pozisyonunu hiç değiştirmemektir.
Adamlığı tarif eden bu temel ölçüleri de tarif eden ölçüler vardır.
Allah'a verilen ahdin iki ölçüsü vardır.
Yalnız O'na kulluk etmek,
Yalnız O'ndan yardım istemek.
Bir nezrin ve davanın olmasının ölçüleri vardır.
Bir Müslümanın davası varlık nedenini gerçekleştirecek bir hayat yaşamasıdır. Bu da ancak Allah'a kulluk ederek ve O'nun razı etmeye çalışarak olur.
Nezrinin, adağının olması da, Allah'ın, onda yarattığı şakilesi ve verdiği kaynaklarla mütenasiptir.
Sözünü, halini, duruşunu değiştirmemek, hangi koşulda olursa olsun gözünü, gönlünü bunlardan çekmemek, başkalarına bakmamak, hiç bir rüzgarda savrulmamak demektir.
Yalnız Allah'a kulluk etmenin ölçüleri; hayatı ve durumları, Allah'ın gönderdiği anlam hükümleri ile okuyup, anlamak ve anlamlandırmak; karar ve davranışları da, Allah'ın hükümleri çerçevesinde alıp, gerçekleştirmektir.
Bu ölçü, Dünyayı yöneten, üniversite tercihi yapan, evlenen, boşanan, iş yapan ya da hiçbir şey yapmayan için de geçerlidir.
Yalnız O'ndan yardım istemek; her an, her durumda ve her şey için; mülkün ve hükmün sahibi O olduğu; Ondan başka güç ve kuvvet sahibi olmadığı için; sadece O'ndan istemek, beklemek ve ummak demektir.
Elbette bu durum; Allah'ın rahmetinden, fazlından, ihsanindan; başkaları vasıtasıyla gönderdiği iyilikleri, yardımları kabul etmemek, onlarla işbirliği yapmamak anlamına gelmez.
Varlık gayesini tahakkuk ettirecek bir hayat yaşamasının ölçüleri;
Bir taraftan fıtratını öğrenip, bilmesi; diğer taraftan, güncelinin, fıtrata ne kadar uygun olduğunun, hangi noktalarda ayrıldığının farkında olmasıdır.
Hiçbir rüzgarda savrulmamak; davasına karşı oluşacak, açık ve gizli, hiçbir teklif ve tehdite boyun eğmemek, her durumda Allah'a sığınıp, tevekkül etmektir.
Bu böyle devam eder, gider.
Bir hale ilişkin ölçüleri bilmek ve bu ölçüleri gerçekleştirilmesine gayret etmek samimiyet ifadesidir.
Bu örnektekine uygun biçimde ifadelendirirsek, adam olmak; adam olmak zannına sahip olmak, iddia etmek, başkalarının övgülerine mazhar olmakla tezahür edecek bir olgu değildir.
Adamlığı tahakkuk ettirecek ölçüleri, bütün mertebelerinde öğrenmek, uygulamak ve ahlakına sahip olmakla gerçekleşir.
Adamlık olgusu gibi bütün olgu, oluş ve ilişkilerde, doğru ölçüler içerisinde bilgi, davranış ve hale sahip olmak zorunluluktur.
Mesela, Kitabın dışındaki kaynaklardan; algı ve anlam hükümleri alarak, kararlar geliştirip, eylemler sergilemek; yalnız Allah'a kul olmanın ölçüsü değildir.
Bunu yapanlar hangi gerekçeleri ortaya koysalar da, adamlığın tahakkuk ettiğini iddia edemezler.
Hiçbir somut amacı ve hedefi olmadan, mazeretsiz yerinde oturanlar, bir davalarının olduğunu söyleyemezler, zira bu ölçüler, şaşkınlık ve meselesizliğin ölçüleridir.
Her; korku, menfaat ve kandırıcı süreçlerin teklifleri karşısında; paraya, makama, güce, nefsin zaaflarına ve korkularına teslim olanlar; Allah'ın vaadlerini, ucuz bahalara satanlar; sözlerine sadık olduklarını, hallerini ve durumlarını değiştirmediklerini iddia edemezler. Zira bunlar hafifliğin, dönekliğin ve savrulmanın ölçüleridir.
Bunların sebebi de, "adamlığın" onlar için, bir üst halin ölçüsü olmamasıdır.

Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr