Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 1 > PASİF BİLGİ TÜKETİCİLİĞİ

PASİF BİLGİ TÜKETİCİLİĞİ

Sürekli konuşmak, hedefsiz okumak, yazmak; İslam'ın ve hatta objektif olarak dinin fıtratına ne kadar uygundur?

Büyük bir iştahla ve sanki tek amel bunlarmış, bilgi ile oynamakmış gibi davranan toplulukların sorması gereken mecburi bir sorudur.

Dinin fıtratına göre alanı hayat, öznesi insandır.

İnsanla, hayat arasındaki temel olgu, insanın, hayata davranışları/amelleri ile müdahalede bulunmasıdır.

Yani temel olgu davranış/ameldir. Bilginin elde edilmesi, amelin gerçekleşmesinin bir fonksiyonudur.

Bu fonksiyon tek başına bir anlam ifade etmez, bir döngü bütünü içerisindeki anlamlıdır.

Bilgi, tasavvura yani öznel anlama; tasavvur, davranışa-amele dönüşmelidir. Amel konsolide olup hale yani ahlak ve şahsiyete dönmelidir. Nihayetinde paylaşılmalıdır.

Zorunlu döngü; biliş-bilgi, buluş-tasavvur, yapabiliş-amel, oluş-hal ve sunuş-paylaşım döngüsüdür.

Dinin temel fonksiyonu da, davranışın fıtratını-mahiyetini belirlemesidir. Davranışın fıtratı-mahiyeti ise hayatın mahiyetini belirler.

İslamın fıtratında belirlenmiş varlık nedeni;

Öncelikle hilafet yani Allah tarafından yeryüzüne iradi müdahale imkanı ve yetkisi verilmesidir. Bu sadece davranış/amel ile gerçekleşir. İnsanın, hayatı boyunca sürekli ve mecburi olarak amel işlemesi biçiminde tezahür eder.

Sonra ahsenü amel gelir. Bu, zorunlu ve sürekli gerçekleştirilen davranışın; yaşanılan an ve durumlarda; en doğru, güzel, meşru, isabetli ve öncelikli olanlar çerçevesinde ve en doğru biçimde gerçekleştirilmesidir.

Ahsenü amel günceldir. Bir yönüyle fıtrata, diğer yönüyle fıtrat perspektifinde hale; en uygun olanları, en güzel biçimde yapmaktır.

Özgün perspektiften belirlenen; sorunların çözülmesi, ihtiyaçların giderilmesi, hedeflerin gerçekleştirilmesini kapsar.

Bunlar da ancak Allah'a kulluk etmekle mümkün olur.

Yani tek mutlak otorite olarak Allah'ı kabul edip, karar ve davranışın fıtratına ilişkin tüm anlam ve temel hükümleri Allah'tan almak demektir.

Bu varlık nedeninin gerçekleşmesi için belirlenmiş kök amaç; fitne yeryüzünden kalkıp; hayatın mahiyetini belirleyen bütün hükümlerin, insan fıtratını belirleyen hükümler olması ; hayatın mahiyetinin, insan fıtratına özdeş olması; tüm sistem, eylem, ilişki, oluş ve olguların da, insanın fıtratını gerçekleştirmesine imkan sağlayacak biçim ve nitelikte olmasını gerçekleştirene kadar savaşmaktır.

Bu amacın gerçekleşmesi için;
Adam gibi adamlar olmak,
Her türlü mücadeleyi vermek,
İnanıp, ameli salih işlemek,
Hakkı ve sabrı tavsiye etmek,
İyiliği emredip, kötülükten sakındırmak,
Adaleti tesis edip, gözetmek,
Hak üzere olup, hakka davet etmek,
İyilik yapmak,
İşbirliği yapmak, yardımlaşmak,
Şükredici olmak,
Merhametli ve hikmetli olmak,
Kul insan, cemaat ve ümmet formlarında örgütlü olmak vb. Alt amaçları tahakkuk ettirmek gerekmektedir.

Faydalı, gerekli, zorunlu demeksizin, bilgiye dair faaliyetleri, büyük çoğunlukla "asıl eylem olarak" icra eden bir topluluk;

Acaba, kendi perspektifinden bir hayat ve durum okuması yapamamakta mıdır?

Acaba, özgün hayat tasavvuru çerçevesinde; kendisini, ailesini, çocuklarını, toplumu, ülkesini, halini ve geleceğini, dinini ve davasını tehdit eden sorun ve risklere sahip değil midir?

Bunları çözmek için mücadele etmek zorunda değil midir?

Özgün perspektifleri ile belirledikleri ve gidermek zorunda oldukları ihtiyaçları yok mudur?

Özgün perspektifleri ile tespit ettikleri ve gerçekleştirmek zorunda oldukları hedefleri yok mudur?

Fitne yeryüzünden tamamiyle kalkmış mıdır?

Bütün sistemler, olgular, oluşlar ve ilişkiler, insan fıtratına uygun hale gelmiş midir?

Bütün bunları;
Hayatın ve fıtratların farkında olmadan;
Sadece konuşarak ve pasif bilgi tüketicisi olarak gerçekleştirmek mümkün müdür?

YOKSA...

 


Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr