Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 5 > SAHİCİLİK

SAHİCİLİK

Yazılacak yüzlerce yazı kafamın içerisinde fener alayı yapıyor, fakat bir tanesini bile yazmayı canım istemiyor ve elim gitmiyor.

Hallerimizin hakikatlerini, incitmeden hatırlatmak için, farklı başlıklar, üsluplar ve tarzlar deniyorum.

Derdimiz; birlikte okuyabilmek, anlayabilmek, sahici insanlar, müminler, müslümanlar olmak ve sahici işler yapabilmek mücadelesi için işbirliği potansiyelleri oluşturabilmek.

Sahicilik bence, hayatımızdaki en önemli ve tesirli hali tarif eden bir kavram. Benim de canımı yakıp, elimi-kolumu oynattırmayan işte bu hal.

Bir gençle karşılaşıp; hayata ilişkin hedefsizliğini, kafa ve gönül karışıklığını, mutsuzluğunu, çaresizliğini, bunalım ve depresyonlarını görünce; buna dair etkili bir şeyi kapsamayan toplantılar, sivil toplum faaliyetlerimiz, falanca şeylere ilişkin hazırladığımız raporlar, "altında bizim de adımız var" panelleri ve sempozyumları bana hiç sahici gibi görülmüyor.

Birbirlerine sükun vermeyen eşler; emanetlerine, fıtratlarının hukukuna uygun sahip çıkamayan ebeveynler; "huzur evlerine" mahkum edilmiş anne-babalar; umutlarımız olmak vasıflarını kazanamayan göz nurlarımız ortada iken ve durum git-gide daha da vahimleşirken;

Aile ve evlilik diskurlarımız; " İstanbul Sözleşmesi cihadlarımız "; aile politikaları ve çalışmaları, bana hiç sahici gibi görülmüyor.

Çocuklarımızın ve büyüklerin; fıtratını, şakilesini, yaşam gayesini, varlık nedenini, hayat tasavvurunu, varlığın doğasını, iyiyi ve kötüyü, dostu ve düşmanı, neyi, nasıl yapacağını öğrenmeden ve esas değerlerini bilemeden;

Kişiliğinin, özegüveninin, amaç ve hedeflerinin inşasına ilişkin bir özgürlük ve formasyona sahip olamadan;

Kimbilir kimin, hangi hedeflerinin nesnesi yapmak için, eğitim diye verilen "şeyler" bana hiç sahici gibi görülmüyor.

Hakikatin kitabını okuduğunu, Hz.Peygamberin şahitliğini idrak ettiklerini iddia edip te;

Adaletin hakikatine, kulluğun gerçeğine, dinin fıtratına, hakikatin ahlakına sahip olmak hakikatını aramayı baş dava yapmayanların; Allah'ın taraftarı olmak iddiaları da bana hiç sahici gibi görülmüyor.

İçinde bulunduğumuz durum; karşı karşıya kaldığımız en yakıcı sorunlar; öncelikli ihtiyaçlar; ilişkilerimizin ve duruşumuzun sahihliği;

Okuduğumuzu iddia ettiğimiz kitap perspektifinden okunup; doğrulanmıyorsa veya tespit edilmiyorsa; halimiz bana hiç sahici gibi görülmüyor.

Birbirlerini sevmeyen, birbirlerine güvenmeyen, destek olup, yardımlaşmayan ve işbirliği yapmayan; bencilliğin zirve, güzel ahlakın dip yaptığı; kimsenin derdinin, kimsenin umurunda olmadığı bir demde;
Dostluk, kardeşlik ve ümmet retoriği bana hiç sahici gibi görülmüyor.

Şeytanla savaşın hiç ciddiye alınmadığı, hatta böyle bir olguya dahi inanılmadığı bir atmosferde; "mücadele" nutukları bana hiç sahici gibi görülmüyor.

Gerçekte hayatın, doğumla-ölüm arasında tasavvur edildiği bir anlayışta; ahirete ve Allah'a kavuşmayı ummak zannı da, bana hiç sahici gibi görülmüyor.

Hevayı ilah edinmekle, sadece Allah'ı ilah edinmenin hakikatlerini, kesin olarak bilememek ve bazen de şaşırmak hali ile
Allah'a verilen ahdin gereğini yerine getirebilmek iddiasının uyumu, bana hiç sahici gibi görülmüyor.

Halden bu kadar emin olup ta, hali, hakikati referans alıp, muhasebe etmekten sakınmak hali ile mukayeseli samimiyet, bana hiç sahici gibi görülmüyor.

İşte bu sahici durumlar karşısında söylediğimiz sözler, yazdığımız yazılar da bana hiç sahici gibi görülmüyor.

Fakat "şu anda, bundan başka bir şey elimizden gelmiyor" inancı ile yapmaya ve yazmaya devam ediyoruz.

Eğer bu inanç sahici ise Allah'ın lütuf ve yardımları gelecektir ve daha sahici işler yapabilmek imkânı olacaktır, inşallah.

Fakat sahici değilse, o zaman, daha ağır imtihanlara maruz kalmayı beklemek lazım, hafazanallah.


Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr