Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 6 > ŞAHİTLİK EDECEK ADAMLAR ARANIYOR
ŞAHİTLİK EDECEK ADAMLAR ARANIYOR 
 
Hayır ben aramıyorum.
 
Devlet, kurumlar, cemaatlar ve olmayan ümmet de aramıyor.
 
İnsanlar arıyor, bütün insanlık.
 
Derininde, derununda, şuuraltında arıyor. Bilinçli zihne, iradeye, su üstüne çıkmış bir arayış değil, fakat insanlar şahitlik edecek adamlar arıyorlar.
 
Zira fıtratları alttan tazyik yapıyor ve "bu böyle olmaz" diyor, sezgisel olarak.
 
Ama ne olmalıdır? ve nasıl olmalıdır? söyleyemiyorlar.
 
Biliyorlar ki, yüzleri; bunu söyleyebilecek istikamete, perspektife dönük değil.
 
Bunu da bilinç düzeyinde değil, sezgisel olarak biliyorlar. Zira meşgul oldukları ile ihtiyaçları arasında açı farkından dolayı, vicdanları alttan tazyik yapıyor. 
 
Akletmenin, hakikati aramanın ne olduğuna ilişkin kesin bir bilgi sahibi olamamaktan söyleyemiyorlar. 
 
Bunu, bilinç düzeyinde fark etmiş olmaktan dolayı değil, temiz akıl alttan tazyik yaptığı için oluşan zihni rahatsızlıktan dolayı hissediyorlar.
 
İnşa olmamış, ham benlik; her şeyi kendi filtresinden görüp; her şeye bu açıdan talip olduğu ve her şeyi aleyhinde görmeye meyilli olduğu; bizatihi hakikatin talibi olamadığı için, şahitlik edecek adamlara ihtiyaç duyuyorlar. Zira itminana ermek gibi fıtri bir mecburiyet alttan tazyik yapıyor. 
 
Zira bu dayanılmaz ihtiyaçlar ve gizli talep karşısında; bilgi düzeyinden anlayıp, fark ederek, inanacak; bu inançla tasarlayıp, yeniden inşa edecek; bunu ahlak ve karaktere dönüştürüp, insanlığa şahitlik edecek bir vasfın, kıvamın, demin yoksunluğunu çektikleri için, şahitlik edecek adamlar arıyorlar.
 
Bu adamları bulabilir, görebilirlerse; bunların şahitliği ile; bakıp da, göremediklerini, görebileceklerini; okuyup da, anlamadıklarını, anlayabileceklerini; arayıp da, bulamadıklarını, bulabileceklerini hissediyorlar, derinlerinde.
 
Şahitlik edecek adamların, rablaşmaya çalışmayıp, Rabbaniler olmaya davet edeceklerini biliyorlar.
 
Bunların; derin ve temiz akıla; şirk bulaşmamış imana; takva, dirayet ve hidayete; liyakat, sadakat, firaset, basiret ve hikmete sahip; ahde vefa gösteren; bir adakları, adandıkları davaları olan; sabit kadem; tam teslim olmuş, samimiler olduklarını biliyorlar ve onların şahitliğini arıyorlar.
 
Kendilerini, alttan ateşin kızdırdığı bir tava içindeki mısırlar gibi hissediyorlar. Patlayamazlarsa yanacaklarını biliyorlar fakat patlayabilmek için, önden bir kaç tanesinin patlamasını bekliyorlar.
 
Bir de, insanların düşmanları, şahitlik edebilecek adamları arıyorlar. Fakat onlar, bilinçli bir süreçle; şehirleri, vadileri, denizleri, tepeleri tarayan radarlarla arıyorlar. 

Copyright 2020 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr