Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 2 > SIRATIMIZDAN GEÇERKEN

SIRATIMIZDAN GEÇERKEN

Hayatımızın cehennemlerinden geçerken köprülere ihtiyacımız olduğu şüphesizdir. Zira hayatın bu boyutunda cennetten ve cehennemden misaller içerisinde yaşamaktayız.

Bu köprülerin sırat misül olması da kuşkusuzdur. Zira bir aşamaya kadar; kıldan ince, kılıçtan keskin bir zeminde, cehenneme düşmek riski korkusuna haiz bir teenniyle yürümek icap eder.

Hakikate mugayyir bir zeminin üstünden, hakikate ulaşmaya çalışanlar, illaki sıratın üstünden geçmek zorundadırlar.

"Ben cehennemi" üzerindeki sırat üzerinden geçilebilirse, ancak "biz vadisine" ulaşılabilir.

Zulüm çukurlarından, adalet tepelerine ulaşmak için de mutlaka sırat üstüne çıkılacaktır.

Kıldan ince, kılıçtan keskin bir ipin üzerinde, patlayan bir volkandan akan lavların üzerinden geçip, karşı yakaya ulaşabilmenin zorluğunu hayal etmeyi teklif ediyorum.

Bu ipin üzerinde yürürken farklı yönlerden çok sert rüzgarlar esecektir.

Köprünün iki tarafından sürekli ipi sallamaya çalışanlar olacaktır.

Gök kararıp, yıldırımlar ipi teğet geçerek düşecektir.

Akbabalar, çaylaklar; gözlere, kulaklara, dillere hamle yapacaklardır.

Bütün ufuklarda, dikkati dağıtan ve hatta korkutan görüntüler, değişken biçimde, zihinleri ve gönülleri etkilemeye çalışacaklardır.

Yani bu atmosferde, koşullarda ve haldeki köprüden geçmek, babayiğit işidir.

Daha zoru ise bu tabloları olanca canlılığı ve etkileyiciliği ile ufkumuza ve tahayyülümüze tasallut edenlerin başarılı olduğu durumda oluşan korkuların tesiridir.

Bu tesir büyük kitleleri cehennemlerden geçip, cennetlere ulaşmayı talep etmekten vazgeçirmektedir. Yani şuyuu, vukuundan beter bir yönteme maruz bırakılmaktadırlar.

Sırata çıkmaya cesaret edenler, geçilecek cehennemlerin yakıcılığını; ulaşılacak cennetlerin itminan potansiyelini; hisseden, farkeden ve hatta bilen kimselerdir ki; cennetlere ulaşmak için talep geliştirmek, sırata çıkmak için cesur olmaktan başka yolları olmaz.

Bu talep bir kere gelişip, cesaret ortaya çıkarsa ve sırata çıkılırsa; yolun hakikati anlaşılmaya başlanır.

Vazgeçilmez, durulmaz ve dönülmezse; buralardan büyük hızla geçmenin hali, ahlakı ve şahsiyeti oluşur.

Talep edip, cesaret gösteremeyenler ise; kısa anın, sahte güvenlik duygusu ile oyalanırken; üstünde bulundukları zeminin, üstlerinde bulunan atmosferin büyük bir hızla; cehennemin misali değil de, hakikisine doğru kaydıklarını fark edemeyebilirler.

Hayatın, hakikatin, zamanın, hallerin sahibinin söylediklerine itimat; kendisine güven; bu cehennemlerden geçmek için yeterli imkanı sağlayacaktır.

Hakikat peşinde koşanlar için sıratlara çıkmak yolun mecburiyetlerindendir. Belki kaybedecek vakitte kalmamıştır.

Romantik ya da muhayyel oyalanmalar, halin hakikatinin yerini asla tutmayacaktır.


Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr