Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 2 > SİVİL TOPLUMUN KURUCU AKLI

SİVİL TOPLUMUN KURUCU AKLI

Sivil toplumun kurucu aklı var mı?

Bu soruya cevap verebilmek için kurucu aklın ne olduğuna ve ne işe yaradığına ilişkin fikir sahibi olmak lazım şarttır.

Bir düşünce sistemi, yönetim sistemi ya da topyekün hayat sistemini kurabilmek için öncelikle; bir dinin anlam ve inşa hükümleri ile bir doktrin geliştirilir.

Halihazır durum bu doktrin perspektifden okunur ve anlamlandırılır.

Ortaya çıkan verilerle bir yeniden inşa stratejisi geliştirilir ve planlanır.

Daha sonra bunun alt yapısı ve gereklilikleri tespit edilir ve hazırlanır.

Nihayetinde sürecin uygulaması başlar ve buna vaziyet edilir.

Günümüzde bu süreçler devletlerin riyasetinde ve kontrolünde gerçekleştirilmektedir.

Devlet yönetim sistemi dışında kalan sivil topluma bir alan ayrılmakta ve adeta burada "oynaması" öngörülmektedir.

Sivil toplumun da bunu kabul etmesi durumunda ortaya büyük bir tüketim durumu çıkmaktadır.

Eğer mevcut sürece ilişkin doktrinin hüküm kökleri, sivil toplumun bir bölümünün bile olsa temel inançları ile uyuşmuyorsa; bu bölüm kendince meşru görmediği bir sistemde yaşamak ve huzursuz olmak durumu ile karşı karşıya kalacaktır.

Bu durumun o sistemde sosyolojik, sosyopsikolojik, ekonomik ve hatta güvenlik açısından karşılıkları doğar.

Eğer bu konu devlet tarafından bir şekilde halledilmişse bu kere sivil toplumun sınırlı ve kontrollü bir toplumsal katılımına izin veren bir rejim olması durumu ortaya çıkar.

Bu durumda da sivil toplumun sahip olduğu üretim potansiyelinin büyük bir kısmının israf edilmesi ve bunun bedelleri söz konusu olacaktır.

Sivil toplumun, devlet karşısında edilgen, nesne ve ezik tavrı bütün bu sonuçların doğmasındaki önemli nedenlerden birisidir.

Anadolu Ahilerinin keyfiyetini ve sürecini, folklorik değil de, analitik okuyabilenler; sivil toplumun hangi potansiyellere sahip olduğunu ve ortaya çıkartabilecekleri sonuçları çok net göreceklerdir.

Bu algı düzeyine ve pozisyona sahip olabilmek kurucu; bir perspektife, akla ve insanlara sahip olabilmekle mümkün olabilir.

Kuruluş sürecinin zorunlu pek çok katmanından sadece en sığ ve etkisiz olanında, hedefsiz gevezeliklerle, kurucu pozisyon kazanılamaz.

Sivil toplum kendi içlerindeki kurucu akıl potansiyeline sahip olanları dinlemez, sahip çıkmaz ve imkan sağlamazlarsa; bunlar ya kendi kovuklarına girip bir şey yapmaz duruma gelirler; ya da bunların farkına varan zeki mihraklarca devşirilirler.

Müslümanlar; kurucu sürecin zorunlu üç mertebesini olan;

Kitabın, kitapla okunması,
Hayatın, kitapla okunması,
Hayatın, kitapla inşa edilmesi,

Safhalarını anlamaz, bilmez ve gerçekleştiremezlerse, kurucu olabilmek vasfını elde edemezler.


Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr