Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 5 > SİZ, KİM İÇİN, HANGİSİSİNİZ?

Başlık tuhaf gelebilir. Hatta yazıyı okudukça daha da sıkıntı verici bir hâl alabilir.

Ancak bu soruyu herkesin kendisine sormasını ve cevapları üzerinde de ciddi düşünmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bu sorgulama, hayâti hâl muhasebelerinden bir tanesi olacaktır.

Bu soruya bulabileceğimiz ciddi ve samimi cevaplar, durduğumuz yeri fark edebilmemiz için büyük önem taşımaktadır.

Bir Müslüman olarak; insan-insan ilişkilerini tasnif etsek, kabaca ortaya şöyle bir liste çıkar.

Düşman
Beşer
Arkadaş
Akraba

Kardeş
Dost
Refik.

Bunları kısaca tarif edersek;

Düşman; fıtratımıza ve fıtrattan gelen hukukumuza; bilerek ve isteyerek, saldıran ve kast edendir.

Asıl düşman; şeytan, onun öğretilerine tabi olmuşlar ve izinden gidenlerdir.

Beşer; insan potansiyeli ile doğmuş fakat henüz bu potansiyeli harekete geçirmeyi başaramamış; ancak bize düşmanlık ta etmeyenlerdir.

Arkadaş; fıtratına uygun yaşayan veya yaşamayanlardan; sathi ve kısmi münasebet ve paylaşım içerisinde olunan kişilerdir.

Akraba; farklı derecelerde kan bağı, ya da hukuki bağ ile yakınlık sahibi olunan kişilerdir.

Eş; kadınla, erkek arasında; birbirlerini tamamlayarak, sükun bulmaları için, karşılıklı rızaya dayalı tesis edilen ilişkidir.

Kardeşlik; aynı, anne ve baba ya da anne veya babadan olmaktan; ya da aynı dine mensup olmaktan dolayı oluşan hukukla gelişen bir ilişkidir.

Dostluk; sırrını paylaşıp, saklayabildiğin; hasbiliğe ulaşabildiğin, kardeşliğin ötesine geçmiş bir ilişkidir.

Refiklik; yol üstünde olanların, bütün hesaplardan sıyrılıp, saf hasbiliğe ulaştıkları; inancın, güvenin, anlayışın, paylaşımın, fedakarlığın zirve olduğu; yüzlerini aynı yöne çevirmiş, kalplerini aynı Rabbe bağlamış, tam teslim olmuş, serden geçmiş, Yâr'e dönmüş; aynı davaya inanmış ve adanmış, mahza doğruluk ve samimiyet içerisinde olanların; hedefe yürürken tesis ettikleri; yol arkadaşlığı, kardeşliği ve dostluğunun adıdır.

Bu kısa tariflerden çıkışla, başımızı, ellerimizin arasına alıp, bütün ciddiyet ve samimiyetimizle soralım;

Ben, kim için, hangisiyim?
Kim, benim için, hangisi?

Ciddiyet ve samimiyetle sormak derken kastımız; genellemenin, sadece lafın, gerçek olmayan beyanların, romantizmin dışında; hakiki bir hal farkındalığına ulaşmak niyet ve ciddiyeti ile sorup, cevap aramak iradesine vurgu yapmaktır.

Bu çerçevede düşmanlarınız var mı?
Potansiyel ya da reel olarak varsa; onlarla nasıl bir münasebet içerisindesiniz?

Beşeri münasebetlerinizin mahiyeti nedir?

Arkadaşlık, kardeşlik, akrabalık, eşlik ilişkilerinizin mahiyeti ve düzeyi nedir?

Dostluk düzeyinde ilişkide olduğunuz kimseler var mıdır? Varsa; bunu, diğer ilişkilerinizden farklı kılan unsurlar nelerdir?

Refik olmak ve bulmak potansiyeliniz ve ihtimaliniz var mı?

Bu soruları yadırgamayın, kendinize sorun ve cevaplarını bulmaya çalışın. Zira bu, durduğunuz yeri, bulunduğunuz hali fark etmenize yardımcı olacaktır.

Özellikle refik olmak potansiyelinizi kontrol edin.

Bunun için liyakat ve sadakat gerekmektedir.

Refiklik liyakatı;

Yolda ve yol ehli olmak; ehliyetine, emniyetine, şahsiyetine, ciddiyetine ve samimiyetine sahip olmakla tahakkuk eder.

Refiklik sadakatı ise;

Ahdine ve ahdine sadık olanlara sadık kalmayla gerçekleşir.

Refikliğin kusursuz örneği, refik-i alâdır.

Hz.Peygamberin, "refiklik düzeyine ulaşmış" ilişkilerinin örnekliği de, diğer bir ilham kaynağıdır.

Onların yol arkadaşlığı; ortak sempati, sosyolojik aidiyet, entellektüel mutabakat, sathi paylaşıma ya da çıkar birliğine dayanmıyordu.

Yola çıkarken, asgariden temel üç hususa sahiptiler.

Ahdine sadakat,
Bir nezirlerinin olması,
Ahdinden ve nezrinden vaz geçmemek, yerinden ayrılmamak, sözünden dönmemek.

Yani refiklik, adam gibi adamlar arasında tahakkuk ediyordu.

Nezri, malı olanlar, mallarını;
Canı olanlar, canlarını;
İkisi olanlar, ikisini de vermekten hiç tereddüt ve imtina etmediler.

Allah'ta bu samimiyet ve keyfiyete, rahmet ve ihsanlarını gönderdi.

Yola refik ile çıkılır.
Refik yoksa yol, yol yoksa refik te olmaz.

İşte bu nedenle, bu soruları sormak zorundayız ki, bilelim;

Yol var mı? Yolda mıyız? Yolun dışında mıyız? Refik var mı? Refik miyiz? Olabilmek ihtimalimiz var mı? Refik-i Alâ ile halimiz nicedir?


Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr