Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 5 > SUNAK TAŞININ BAŞINDA AĞLAMAK

SUNAK TAŞININ BAŞINDA AĞLAMAK

Gençler, sunaklara gitmeye ikna edilmiş ve hatta başka çare bırakılmamış gençler.

Her yaştan ve her dinden gençler, sunak taşına başlarını koyuyorlar ve kurban ediliyorlardı.

Babaları ağlamıyordu, çünkü gençlerin halini bilmiyor ve anlamıyordu.

Onlar, evlatlarına, sunaklardan daha cazip, meşru zeminler, atmosferler hazırlamamışlardı .

Onlar için de, sunak cazibesi kolaylık sağlıyor, gençler için çaba göstermeye gerek bırakmadan, kendi hayatları ile meşgul olmalarına imkan tanıyordu.

O gençler için gökten koç ta inmiyordu. Çünkü onlar Allah'a adanmamışlardı.

Fakat onlar mazlumdular.

Hatta o sunakların müteahhitliğini babaları yapmıştı. O işi alabilmek için de evlatlarını rüşvet vermişlerdi.

Artık babalar ağlamıyordu. Zira onlar, gençler sunakta kurban olurken; rezidansların kirasını topluyor; otoyollarda, lüks arabaları ile güvenli yolculuğun keyfini yaşıyorlar, güç peşinde koşuyor, çok muhim işleri ile meşgul oluyorlardı.

Bir ara birileri, sunakların hakikatı üzerinde konuşmaya, yazıp, çizmeye başladılar.

Resmi raporlara yansımadı, istatiklerde görülmedi. Fakat bundan sonra, artık neredeyse her evden, sunaklara kurban gittiği fark edildi.

Önceleri bu durum, başkalarının çocuklarının başına geldikçe, babaları biraz rahatsız etmişti. Fakat kendi çocuklarına sıra gelip, onların çocukları sunaklara doğru giderken, telâşlanmışlar; çocuk, başını taşa uzatırken, biraz da ağlamışlardı.

Artık ağlamıyorlar. Çünkü alıştılar, aciz ve çaresiz olduklarına kanaat getirdiler ve rahatladılar.

Bunlar Rabbın kullarıdır, emanetleridir; fıtratlarını tanıyıp, tatmin olsunlar, güçlensinler ve sunak kurbanı olmasınlar diyemediler.

Bu gençlere, hakikat aynaları ile donanmış meydanlar yapıp ta, bu aynalardan; görsünler, bilsinler, yüzleşsinler, yetişsinler ve kurtulsunlar diyemediler.

Zira kazara, kendilerinin de bu aynalara bakıp, yüzleşme tehlikesi, ödlerini koparttı.

Madem acizdiler, bu halde, hiç olmazsa, yapabilecekleri kadarını yapmak "sorumluluğunu" yerine getirmeye niyetlendiler.

Gençler sunaklarda kurban olurken, onlarda "başka sunaklarda" kendilerini kurban ettiler!

Sonra kendi sunaklarını inşa edip, sunak inşa eden başkalarına destek oldular.

Fakat sunakların başında ağlamaktan vaz geçtiler.

Öbür babalar da, mazlum-zalimlik rollerini kabul ettiler.

Sadece bir avuç adamın içleri kan ağlamaya, gözleri yaş dökmeye devam ediyor.

Ya Rabbi, bu yaşlar, samimiyetimizin şahiti olsun ve rahmetinle bize yol ver, ihsanlarını gönder diye dua ediyorlar.

Umuyorlar ki bir gün, bu gençlere; kendilerini bilecekleri ve bulacakları; vasatlar, zeminler, atmosferler ve imkanlar sağlayabilirler.

Gençleri kınamayın. Acıyın, ağlayın, üzülün, saygı, merhamet ve sorumluluk duyun. Zira bunların hepsi, acizliklerin ve emanete hıyanetin kurbanı olan mazlumlardır.

 
 

Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr