Anasayfa > Yazılar > TATMİN-BÜTÜNCÜL TATMİN-3-

TATMİN-BÜTÜNCÜL TATMİN-3-

 

BİRİNCİ LİSTE

Ne aradığını bilmemek

Nerede bulacağını bilmemek

Aradığını bulamamak

Anlamsızlık

Boşluk

Eksiklik

Huzursuzluk

Kaygı

Korku

Endişe

Çatışma durumları

Tedirginlik

Güvensizlik

Değersizlik

Belirsizlik

Kararsızlık

Bulanıklık

Düzensizlik

Karmaşa

Güçsüzlük

Sonuçsuzluk

Adaletsizlik

Umutsuzluk

Enerjisizlik

İradesizlik

Bilgisizlik

Verimsizlik

Tüketmek ve tükenmek

Çelişkiler içinde olmak

Acı

Istırap

Karanlık içinde kalmak

Görememek, anlamamak, anlamlandıramamak

Kölelik ya da esaret

Tüketici bağımlılık

Çaresizlik

Zayıflık

Çöküş

Sorunların kuşatması altında olmak

Hatalarla çevrelenmiş olmak

Sıkışmışlık

İnançsızlık

İsteksizlik

Yalnızlık

Parçalanmışlık

Motivasyonsuzluk .

Şimdi gözlerinizi kapatıp, yukarıdaki duygu ve durumların içerisinde olduğunuzu hayal etmenizi istiyorum.

Bunu lütfen yapın, belki de çok önemli bir yüzleşmeye ve farkındalık oluşumuna katkı sağlayabilecek çalışma olacaktır.

Şimdi iç dünyanıza dönmenizi istiyorum.

Neler hissediyorsunuz?

İçiniz daralıp, göğsünüz sıkıştı mı?

Listenin ne kadarını hayal edebildiniz?

 

Bir şey daha yapmanızı istiyorum. Lütfen bir kalem alın ve bu listeden sizin sahip olmak istediklerinizi işaretleyin.

 

Bu çalışmayı bir kerede ailenizi esas alarak yapın. Yani ailenizle empati kurarak,  bu duygu ve durumları; aile ve aile ilişkileri bağlamında test edin. Ailenizin bunlardan hangilerini tercih edeceklerini işaretleyin.

Şirketinizle, yaşadığınız toplumla, Cumhurbaşkanı’nızla ve ABD Başkanı ile empati yaparak tekrarlayın.

 

Elbette bunların tamamını yapmayacağınızı biliyorum. Hatta listeyi hızla bir kere okuyunca, içinizi bir sıkıntı kaplamış olacağını tahmin ediyorum. Hayal kurma aşamasını da deneyenlerin çok fazla madde üzerinde bunu yapamadıkları da ortadadır.

Aile, şirket, devlet ve diğer ölçeklerde düşünüldüğünde de durum farklı çıkmayacaktır.

Kısaca ne siz, ne aileniz, ne kurumsal olarak şirketiniz ve devlet, ne de topyekûn toplum; yukarıdaki maddelerden hiç birisini istemeyecek, talep etmeyecek ve bunlardan kaçınmak için ellerinden geleni yapacaklardır.

Elbette burada şu haklı soru sorulabilir.

Mutlaka; ne insanlar, ne kurumlar ne de toplumlar bu durumlarda olmayı istemeyeceklerdir de; neden bu durumları oluşturan işler yapmakta, ilişkiler geliştirmektedirler? Bu büyük bir çelişki değil midir?

Bu önemli bir sorudur ve bu çalışma içerisinde bu soruya bir cevap bulacağız.

 

Şimdi yeni bir liste vereceğim ve yukarıdaki çalışmaları bir kerede bu liste üzerinde yapmanızı rica edeceğim.

Endişelenmeyin bu kere sıkıcı ve bunaltıcı olmayacak.

 

İKİNCİ LİSTE

Anlamların oluşması

Boşluk kalmaması

Huzur

Mutluluk

Dinginlik

Başarı

Üretim durumu

Güven

Saygı

Saygınlık

Değerlilik

Denge durumu

Bütünlük

Çelişkisizlik

Çatışmasızlık

Güçlülük

Etkililik

Düzen

Kararlılık

Ümit

Ne aradığını bilmek

Nasıl bulacağını bilmek

Aradığını bulmak

Ne yapacağını bilmek

Nasıl yapacağını bilmek

Bunları yapabilmek

Yükseliş

Yüksek inanç durumu

Yüksek motivasyon

İsteklilik

Sevinç

Adalet

Verimlilik

Süreklilik

Sevgi

Merhamet

Yüksek enerji

Güçlü irade

Ferahlık

Özgürlük

Özgünlük

Memnuniyet.

 

Bu listedeki duygu ve durumlara; kendinizi muhatap kıldığınız zaman, hangi duygulara sahip oldunuz?

Listede tercih edip, istemeyeceğiniz bir madde var mı?

İnsanlar, aileler, şirketler, devletler, vs. bunlardan hangilerini tercih etmezler?

 

HATIRLATMA, FARKINDALIK, ÖNERİ VERİLERİ

Düşüncelerinizi, duygularınızı, birikimlerinizi yok sayarak veya küçümseyerek bu çalışmayı yapmanızı istemiyorum.

Bu çalışma, hatırlamak esaslı bir başlangıçtır.

Bu çalışma, bir farkındalık inşasının ön aşamasıdır.

Bu çalışma, üzerine bina edilecek bir fikir ve öneri çerçevesinin ön verilerini oluşturma çalışmasıdır.

 

ASLA!.....

Elbette her birimiz bunların farkındayız. İlk listeden hiçbir maddeyi istemeyiz ve ikinci listeden bütün maddeleri arzularız.

Bunun iki istisnası var gibi görülebilir.

 

Bunlardan bir tanesi rahatsız, anormal, patolojik insanlardır. Bunlar acıyı talep edebilirler. Ancak burada bile; bir mazoşist acıyı talep ederken aslında gerçekte ne istemektedir? Diye sorarsak, cevap aynı olacaktır. Yani bu yazı sonunda birlikte geliştireceğimiz cevap.

İstenmeyen maddeleri içeren listedekileri yapan veya istenen maddelerin olduğu listedekileri engelleyen; sayılamayacak sayıda davranış, iş, proje, eylem ve bunları yapan insanların ve kurumların varlığını nasıl açıklayabiliriz? Sorusu ise diğer istisnayı gösterebilir.

Bu hususun nedenini, bu bölümün sonuna kadar anlayacağımızdan eminim. Ancak bu aşamada, şunu ifade edebiliriz. Bunları yapan insan ve kurumlar, aslında ne istemektedirler?

Örneklersek; haksız bir savaşla pek çok insanın ölümüne neden olan bir komutan, kendi iç dünyasında, çatışmasızlık istememekte midir? Ya da gerçekte ne istemektedir? Eğer bu komutan ikinci listede olanları tercih ediyorsa, bu kere neden birinci listedeki durumların oluşması için çalışmaktadır?

Başka bir örnekte de şunlar söylenebilir.

Huzur isteyen bir adam, neden sürekli huzursuzluk çıkartabilmektedir?

Var gibi görülen iki istisna ile ilgili kesin düşüncelerin oluşması için biraz zaman isteyerek devam edelim.

 

Bütün insanlar, aileler, şirketler, diğer kurumlar, devletler vs. doğaları gereği olarak birinci listedeki durum ve duygulara sahip olmayı, bunlarla karşı karşıya kalmayı istemezler. Bunlardan şiddetle kaçınırlar. Bunların içerisinde olmamak için sürekli çaba gösterirler.

 

DAİMA!....

Aynı şekilde ikinci listedekilere ulaşmak ve bu durumlara sahip olmak ta, bütün karar, çaba ve uğraşılarının temelini oluşturur.

 

VE TATMİN

Birinci listedekilerden kaçınmak ve ikinci listedekilere sahip olmak bir durumu ifade eder.

Bu duruma “tatmin” ismi verilir.

 

Başka bir biçimde ifade edersek;

Tatmin; birinci listede bulunan ve bu tabiata sahip olan bütün duygu durumlardan kurtulup; ikinci listede bulanan ve aynı doğaya sahip olan, durum ve duygulara sahip olmanın ismidir.

 

TATMİN, KÖK AMAÇTIR.

İnsanlar, toplumlar, kurumlar ve bütün sistemler; her ne planlıyor, kararlaştırıyor ve yapıyorlarsa, aslında tatmine ulaşmak için yapmaktadırlar.

Yemek yiyen, okuyan, çalışan, dövüşen, yardım eden, zulüm edenler, vs. gerçekte tatmine ulaşmak için bunları yapmaktadır.

 

Bu durum; düşünce, inanç ya da tercihlerle ilgili olmayıp; insanların ve sistemlerin doğasından gelen, zorunlu ve değiştirilemez sabitelerden birisidir.

 

Başlangıçtan bu yana izah etmeye çalıştığımız ters piramit sisteminin bütün unsurları, kök amacı yani tatmini gerçekleştirmek için zorunlu olan sistemin, ara unsurları veya araçlarıdır.

 

BUNLAR TATMİN İÇİN YAPILIR

Ters piramidin en üst düzeyinde bulunan pratik veya uygulama alanında yapılan bütün işler, gerçekte tatmine ulaşmak için yapılmaktadır.

Siz üniversiteyi ne için bitirdiniz?

Vereceğiniz her cevap için; bunu aslında ne için istiyorum? Diye sorarsanız, en sonunda “tatmine kavuşmak” için cevabına ulaşacaksınız.

Bunu farklı işler için tekrarlarsanız ulaşacağınız cevap hep aynı olacaktır.

Konunun iyi anlaşılabilmesi için en etkili soru şu olacaktır.

 

İSTİSNASIZ

Acaba bunun bir istisnası var mıdır? Yeryüzünde herhangi bir insan veya sistemin yaptığı, bir tane iş var mıdır ki; aslında ne için yapılmak isteniyor sorularının sonucunda; cevap, “tatmine ulaşmak” çıkmasın.

Eğer bir istisna bulunabilirse, bunun insanların ve sistemlerin doğasından gelen zorunlu bir sabite olduğuna inanmayabiliriz. Ancak hiçbir istisna olmaksızın, bütün cevaplar aynı çıkıyorsa; artık buna zorunlu bir sabite dememiz mümkün olabilecektir.

 

BUNLAR DA TATMİN İÇİN GERÇEKLEŞTİRİLİR

Hedefler, ihtiyaçlar ve sorunlar düzlemi de, tatmine ulaştıracak olan sistemin zorunlu bir bölümüdür.

 

HEDEFLER VE TATMİN

Bu hususta iki şey söylememiz mümkündür.

Birincisi; hedeflerin, mutlaka tatmine ulaştıracak amaçları gerçekleştirir biçimde belirlenmesinin zorunluluğudur. Eğer bu ilişki sistematiği içerisinde hedef belirlenmezse; belirlenecek hedeflerin ve yapılacak olan işlerin, tatmine ulaştıracak amaçları gerçekleştirmesi mümkün olmayacaktır.

Her durumda tatmine ulaşmak mecburiyetinde olan; kök istekleri ve arayışları bu olan insan ve sistemler; tatmine ulaştıracak amaçları gerçekleştirmeyen hedefler için çalışmaları ve kaynaklarını sarf etmeleri durumunda; tatminden uzaklaşacaklardır.

Tatmin içerisinde olmayan insanlar ve sistemler; ikinci liste içerisinde ve bu doğaya uygun durumlara sahip olacakları için; nelerle karşılaşabileceklerini? Ve ne bedeller ödeyeceklerini? Düşünmenizi rica ediyorum.

 

HEDEFLERİN BELİRLENMESİNDE İKİ GÖRECELİK FAKTÖRÜ VARDIR.

Bunlardan bir tanesi; insanların ve sistemlerin genel doğalarından kaynaklanan, ortak ve mecburi sabite; yani, tatminin, kök amaç olması faktörüdür.

Bu faktör nedeniyle, bütün insanlar ve sistemler; görece olarak tercih edilip, kullanılabilecek, neredeyse sınırsız sayıda yol ve yöntem içerisinde; genel doğaya uygun ve kök hedefe ulaştırabilecek, yol ve yöntem unsurlarını tercih etmek mecburiyetleridir. Aksi durumda, kök nedeni gerçekleştirmek imkânları kaybolacaktır. Bunun oluşturacağı bütün olumsuz durumlar ve ağır bedellerle karşı karşıya kalacaklardır.

 

İkinci görecelik alanı ise;

Kök amacın ve bu amaca ulaştırabilecek yöntem ve yolların doğasına uygun düşünüp, davranabilmeye; yani, tatmine ulaşmaya karar vermiş olan insan ve sistemler için söz konusu olan görecelik alanıdır.

Bu alanı belirleyen temel unsurlar;

Bütün insanların sahip oldukları kaynaklar, mizaçlar, karakter ve yaklaşım biçimleri gibi hususlar nedeniyle; sahip oldukları görev, pozisyon ve rollerin; alanı, büyüklüğü, farklılığı olarak ifadelendirilebilir.

Yukarıdaki hususla, hem bütün insanlara ve hem de insanların farklı durumlarına göre farklılık göstereceği için; insanların hedeflerinin de farklı olması söz konusu olacaktır.

 

İHTİYAÇLAR VE TATMİN

Aynı düzlemdeki” ihtiyaçlar” faktörü de, hedeflere göre farklılıklar gösterecektir.

Bu nedenle “genel ihtiyaç” veya “herkesin ihtiyacı” kavramları, ancak genel zorunluluklar için söz konusu edilebilir. Örneğin yaşamak için beslenmek, herkes için sabit bir unsurdur. Ancak ne miktarda veya nasıl beslenileceği hususu genel geçer değil, görecedir.

İhtiyaçlar konusunda söylenecek en önemli hususlardan birisi de, ihtiyaç tanımı ile ilgilidir.

İHTİYAÇ MI? ARZU MU?

İhtiyaçlar, arzular ve isteklerle karıştırılmamalıdır. İnsanların varlıklarını devam ettirebilmeleri için mutlaka arzu ve isteklere sahip olmaları gereklidir. Doğası gereği bunlar sınırsızdır. Ancak, insanların hedefleri ve onları özgün kılan hususlar çerçevesinde, arzu ve istekler, ihtiyaca dönüşürler.

Örneğin kimisi için bir uçak sahibi olmak arzu iken, bir başkası için ihtiyaç olabilir.

Bu nedenle, bütün insanlar ve kurumlar; ihtiyaçlarını, özgün amaçları ve hedefleri çerçevesinde belirlemeleri durumunda, isabetli davranmış olacaklardır. Aksi durumda; gerçekte, kendi hedeflerini gerçekleştirmeye yaramayacak olan isteklerini, ihtiyaç olarak görüp, kaynaklarını gereksiz yere tüketmiş olacaklardır.

 

BU HUSUSTA ÜÇ NOKTAYA DAHA DEĞİNİP, BİTİRELİM.

Birincisi, ihtiyaçların görece olması ve özgün hedeflerin gerçekleştirilmesi için özgün olarak belirlenmesinin önemidir.

İkincisi, yukarıda anlatılan; arzu, istek ve ihtiyaç arasındaki ilişki ve bunun içerisinde bulunduğu “insan davranış mekanizmasının” bilinmesinin, yaşamsal bir öneme sahip olmasıdır.

Üçüncüsü ise; Adam Smith’in kulağının çınlatılmasıdır! “Kaynaklar sınırlı ve ihtiyaçlar sınırsızdır” fikrine inanan, insanların ve sistemlerin, zorunlu olarak pay kapmak ve paylaşım kavgası içerisine girmesidir. Oysa işin gerçeğinde “arzular sınırsız ve ihtiyaçlar sınırlıdır.” Üstelik ihtiyaçlar tasarlanabilir bir özellik taşımaktadır. Yani, “sınırlı kaynak ve sınırsız ihtiyaç yalanı” üzerinden kavga etmeye gerek yoktur.

Üstelik koskoca bir pratik süreç bu yanlışla oluşturulan sistem ve davranışların; insanları ve sistemleri tatmine götürmediğini; tüketici, çatışmacı, anlamsız ve düzensiz sonuçlar doğurduğunu ortaya çıkartmıştır.

 

SORUNLAR VE TATMİN

Gelelim son faktör olan sorunlara.

Sorunlar, doğru bir çerçevede, ancak; yöntem, uygulama veya yönetim hatalarından ortaya çıkabilirler. Bunların da; doğru sürecin doğası içerisinde olduğu düşünülüp; en az miktarda ortaya çıkacağı biçimde; risk planlaması, sistem, süreç ve ilişki yönetimi gibi faktörlerle elimine edilmesi mümkündür.

Bu hususta önemli olan; tatmine götürmeyecek hedeflerin, kararların, yöntemlerin, ilişkilerin ve süreçlerin ortaya çıkarttığı sorunlardır.

Birincisinde, sorun çözülünce, amaca ulaşılması imkânı söz konusudur. Çözülemezse; gecikmeler, kısmi sıkıntılar veya nitelik problemleri doğabilir.

Fakat ikincisinde; sorun bizatihi amacı gerçekleştirememenin nedenleri arasında olacaktır.  Bu çerçevede, eğer sorunlar tespit edilip, çözülebilirse; ancak, kök amacı gerçekleştirebilecek yola girilmiş olunacaktır.

Çözülemezse; kök amacı gerçekleştirmeyecek yol ve yöntemlerle; kaynaklar tüketilecek, tatminsizlik artacak; süreç bütün yıkıcı ve tüketici etkisini ortaya koyacaktır.

 

Bu düzlemdeki her üç unsurun temel işlevi, kök nedene yani, tatmine götürecek amaçların gerçekleştirilmesi için araç olabilmektir.

 

BURADA BİR SORU DAHA SORALIM;

Eğer ihtiyaçlar, hedeflerin gerçekleştirilmesi için tespit edilmeyip te, arzular çerçevesinde kalırsa ne olur?

Kök amaca ulaştıracak, amaçların gerçekleşmesi için, gerekli olan hedeflere hizmet etmesi gerekli olan ihtiyaçlar; eğer bunu sağlayamazlarsa, yani arzular düzeyinde kalırlarsa; artık bunların kendileri amaç olmaya başlarlar.

Arzular, amaç olursa; kök amacı gerçekleştirecek sistem, burada kesintiye uğrar. Amaçların gerçekleşmesi için yapılacak harcanacak kaynaklar, artık arzuların yerine getirilmesi için sarf edilmeye başlanır.

Bu durumda, kök amacı gerçekleştirmek yani tatmine ulaşmak için var olan sistem, kendi fonksiyonunu yerine getiremeyecektir. Sistem takıldığı yerden kurtulana kadar, enerjisini kendi içerisinde tüketecektir. Bu durum tatminsizlik durumunun kökleşmesini ve yanı sıra bütün problem ve bedellerini önümüze koyacaktır.

 

YA TATMİN, YA SORUN

Tatmine götürecek yol ve yöntemlerin dışında belirlenen karar ve davranış mekanizmalarına sahip olan insanlar ve sistemler; çok doğurgan, kuşatıcı ve azgın bir sorun bataklığında boğuşmak zorundadırlar. Bu durum, kaynakların büyük kısmının, sorunlara ayrılmasını zorunlu kılar. Sonuçta kök nedenin gerçekleşmesi için zorunlu olan kaynaklar, burada tüketilmiş olur. Böylece ortaya, tatminsizlik ve yıkıcı sonuçlar çıkacaktır.

 

YIKICI KÜLTÜR

Sorunlar tarafından kuşatılan, insanların ve toplumların, genel olarak bir acziyet, eleştiri ve yargılama kültürü geliştirdikleri görülmektedir. Bunlar ya; eleştirip, suçlama ya da; acziyet ve acındırma ile bir kaçış yöntemi geliştirmişlerdir. Bu yöntemle, gerçeklerden kaçmaya çalışırlar. Yanı sıra, diğerleri üzerinde oluşturdukları baskılarla, haksız edinimler elde etmeye çabalarlar.

Bu kategoride bulunan insanlar, görünürde süreçlerini yürütüyor ve başarılı oluyorlar gibi algılansalar da; hatta böyle bir kültür ve ekol oluşmuş olsa da; insanın doğası dışında hiçbir şey yapmaması gereken insan; gerçekte, bu yol yöntemle, tatminden uzaklaşarak, tatminsizliğin bedellerini ödemekte ve ödetmektedir.

 

TATMİNE BİR ADIM - AMAÇLAR

Kök amaçların bir üstündeki düzlemde ise “amaçlar” faktörü işlev görmektedir.

Amaçlar, hedeflerden farklı olarak, tatmini oluşturan büyük, makro hususları kapsamaktadır.

Bunlar hayatın bütününü ilgilendiren amaçları, sistemleri, ilişkileri, görev, rolleri, değerleri, ilkeleri, sınırları ve anlamları içermektedir.

Yaşamın kök hedefini, yani “tatmini” elde edebilmek için ulaşılması gerekenler; makro amaçlar, inşa edilmesi gereken sistemler, kurulması gereken ilişkiler, yüklenilmesi ve yerine getirilmesi gereken büyük ve özgün görevler, sahip olunması gereken pozisyon ve roller; bunların insan doğasına uygun biçimde gerçekleştirilmesini mümkün kılacak; değer yargıları, ilkeler, anlam cümleleri ve sınırlara ilişkin doğru sistem; amaçlar düzleminin makro konularını kapsamaktadır.

Amaçlar düzlemi, kök amacın gerçekleşebilmesi veya tatminsizlik durumuna düşmeyi belirleyen en derin düzlemdir. Bu düzlemdeki doğru bilgi, inanç, tercih, karar, eylem ve ilişkiler; bunun üzerindeki düzlemlerin işleyişini doğrudan belirleyip kontrol etmektedir. Bu nedenle amaçlar düzlemindeki küçük eksiklik, hata ve sapmalar; yukarıya doğru büyük olumsuz etkiler oluşturmak gücüne sahiptir.

İnsanın kök amacını yani tatmini sağlayan büyük amaçlar konusu, somut ve detaylı olarak, bu yazının  ilerleyen bölümlerinde ele alınmaktadır.

Yeri gelmişken bir hususun altını çizmemiz gerekmektedir.

 

Murat SAYIMLAR

OCAK 2018                                                                                                                               DEVAM EDECEK


Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr