Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 4 > ÜÇ YÜZ DOKUZ SENE SONA ERERKEN 309

ÜÇ YÜZ DOKUZ SENE SONA ERERKEN

309

 

Şehrin öbür ucundan koşarak gelen adam müjdeyi verdi; "yola çıkmışlar."

 

"Haberlerini nasıl alacağız?" diye sordular.

"Bekleyelim" dedi adam, "Allah bir yol gösterecektir."

Hüdhüd tarafından şehrin meydanına bir mektup bırakıldı.

Mektupta; " üç yüz dokuz sene doldu. Onlar pisliğe bulaşmadılar. Uyandılar ve yola çıktılar " diye yazıyordu.

Sonra hüdhüd belli aralıklarla mektup bırakarak haber getirmeye devam etti.

Bir mektubunda; " nehrin kenarında üç aydır yürüyorlar. Hiçbiri, bir yudum bile içmediler. Allah'ın gönderdikleri ile yetiniyor ve sabrediyorlar. Sizdeniz diyenlerin bile ikram ettikleri buz gibi nehir suyu onları aldatamadı."

" Bugün deniz yarıldı ve içinden geçtiler. Karşı yakadaki şehir putlarına ve put şehirlere dönüp, bakmadılar bile."

Mektuplar devam ediyor.

" Geçtikleri şehirdeki, göz bağcı illüzyonistleri nasıl alt edeceklerini öğrendiler. Bilgilerini ve aletlerini de getiriyorlar. "

" Bir şehirde kuşatıldılar ve fırınlara atıldılar. Hepsi de bu fırınlardan, pişerek çıktılar. "

Bir mektupta;

" Bugün karıncalar vadisinden geçtiler. Bütün karıncalar işlerini bırakmış, onlara uğurlama töreni düzenlemişlerdi. İki sıra halinde dizilmişler, geçenler için hep birlikte dua ediyorlardı."

" Gemi yapan ihtiyara rast geldiler. Allah'ın selamı üzerine olsun, biz gidiyoruz, inşallah gemiye gerek kalmayacak " dediler.

" Mağaradan çok az kişi çıktılar. Ancak yürüdükçe onlara katılan yiğitler var. Bir bardak su kadardılar. Su gözesi, dere, ırmak oldular. Çoğala çoğala geliyorlar. "

" Önlerini büyük bir ordu kesti fakat anında beş bin melek yardıma geldi."

Şehirde heyecan ve hazırlık başladı.

Kimileri girişte onları karşılarken, söyleyecekleri dünyanın en sevinçli bestesi üzerinde çalışıyorlardı.

Kimileri bulut olmuş, yağıp, katılacakları nehri bekliyorlardı.

Kimileri de, bu mektuplarda anlatılanları saçma hikayeler olarak görüyor; dedikodu ve tezvirat seansları düzenliyorlardı.

Evlerimiz açık ve korumasız, yalanından daha zeki bahaneler üretmek için çalışma yapanlar vardı.

Bu olanları, lafazanlıklarına ve boş sözlerine malzeme yapıp; hayatı israf ederek, bunları da destan diye basıp satanlar ve bunları alıp okuyanlar da hala çoğunluğu oluşturuyorlardı.

Bir de, siper kazıp, pusu atan ve bu pusularda yatanlar vardı.

Hüdhüdün bıraktığı en son mektupta;

" Onları görenler hala korkuyorlar. Onlar da kararlılıkla, sabırla yürüyorlar, yaklaştılar. Bazen rüzgar onları bir aylık mesafeye taşıyor; bazen artık hiç yürümeyeceklermiş gibi bir sabırla, günlerce hareketsiz duruyorlar." diye yazıyordu.

Maide.54 - "Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki; Allah onları sever, onlar da Allah'ı severler. Onlar mü'minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü ve onurludurlar. Allah yolunda cihad ederler. (Bu yolda) hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. İşte bu, Allah'ın bir lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir."


Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr