Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 2 > UYGUN BİR KALDIRAÇ

UYGUN BİR KALDIRAÇ

Arşimet; "bana uygun bir kaldıraç verin Dünyayı yerinden oynatayım" demiştir.

Geçenlerde sevgi ve saygı duyduğum bir kardeşimde buna benzer bir şey söylemiş; Amerikan menşeli bir makaleden mülhem böyle bir kaldıraç bulabilmek ihtimali üzerinde düşündüğünü ifade etmişti. Elbette kardeşimizin niyeti, sorunlarımızı çözebilecek, özne olarak hayatı inşa edebilecek bir kıvamı elde edebilmek için, insanları harekete geçirebilmek, süreçleri tetikleyebilmek amacına matuftur.

Bu hususta iki temel soru sormak iktiza etmektedir.

Birincisi, böyle bir kaldıraç üzerinde düşünmeye ihtiyaç var mıdır?

İkincisi ise, böyle bir kaldıraç bulabilmek imkanı var mıdır?

Kesinlikle böyle bir kaldıraç üzerinde düşünmek gerekmektedir. Zira hayatı tahrip edip, fitne çıkartanların bir kaldıracı vardır. Buna karşı duracak ve hayatı inşa etmek niyetine sahip olanlarında kaldıraçları olmak zorundadırlar.

Tarihte nice az toplulukların, çok topluluklara galebe çalabilmelerinin temel esprilerinden birisi, böyle bir kaldıraca sahip olmalarıdır.

Hz.Peygamberin kurulu, güçlü düzenler karşısında direnerek; tamamıyla özgün biçimde, parça ve bütünüyle bir hayat inşa edebilmesi ve bunu sadece yirmiüç senede yapabilmesi, elinde güçlü bir kaldıraçının olduğunun delilidir.

Kaldıraç ne işe yarar?

Sistemlere, süreçlere, işlere, ilişkilere müdahale edilebilecek kritik bir nokta belirlenip, burada, uygun bir usul ve araçla müdahalede bulunulursa; sistemi, süreci, işi ve ilişkiyi istenilen istikamette; kolay, etkin, verimli ve bütüncül olarak hareket ettirip, yönetebilmek; değiştirip, yeniden inşa etmek imkanı elde edilebilir.

Bu kritik nokta ve buradan müdahale edilmeyi mümkün kılacak usul ve araç, kaldıraçtır.

Hayatın özgün olarak inşasında kullanılacak olan kaldıraç; hayatın parça-bütün ve aralarındaki ilişkileri; sebep ve sonuçları, bütünüyle ve en güçlü biçimde etkileyecek mahiyette olmak zorundadır.

Örneğin metallere, söylediğimiz biçimde bir müdahalede bulunabilmek için kaldıraç etkisi; atomik düzeyden, uygun müdahalede bulunabilmenin yöntemini bilerek gerçekleştirilebilir. Yani atomik düzeyden bir kaldıraçla müdahale ile metalleri istediğiniz biçimde işleyebilir, kullanabilirsiniz.

Eğer atomaltı düzeyden bir kaldıraçla müdahale imkanı elde edilebilirse bu kere atomik boyut ve tüm üst mertebelerde istenilen tasarruf gücü elde edilebilir.

İstenilen sonucun genişliği, derinliği, çeşitliliği, etki gücü, sürdürülebilirliği ve kalıcılığına göre, kaldıraç noktasının derinliği farklılaşacaktır.

Hayatın bütün genişliliği, derinliği, çeşitliliği göz önüne alınınca, bunun kaldıracı en derinlerde aranmalıdır.

Allah'ın yeryüzünde yarattığı sabiteler vardır. Bunlar hiçbir durumda değiştirilemezler ve varlık alemini kökten, en derinden etkilerler.

Bunlardan bir tanesi, yeryüzündeki herşeyin bir sistem olması ve yeryüzündeki yaratılmışlar aleminin sistemler sistemi olarak işlemesidir.

Allah, makro ve mikrodaki bütün sistemleri bir varlık nedenine sahip olması gerçeği ile yaratmıştır.

Bu sistemler varlık nedenlerini gerçekleştirecek özkaynaklara sahiptirler. Varlıklarını devam ettirirken bu kaynaklarını sarf ederler. Sarf ettikleri kaynaklar, varlığın devamını sağlamayacak, geri döndürülemez başka kaynaklara dönüşür. Buna entropi ismi verilir.

Örneğin, insan yaklaşık yirmi yıllık zaman kaynağını sarf ederek üniversite bitirir ve formasyon kazanır. Bu formasyon hiçbir şekilde tekrar yirmi yıllık bir süreye döndürülemez.

Eğer sistem kapalı durumda varlığını devam ettirirse entropisi artar ve varlığını devam ettirebileceği özkaynağı kalmaz. Bu durumda varlığı sona erer.

Bu nedenle zorunlu olarak açık sisteme geçmek ve diğer sistemlerle değiş tokuş yapmak zorundadırlar.

Kendi entropisi, diğer bir sistemin varlık kaynağıdır yada başka bir sistemin entropisi kendisinin varlık kaynağıdır.

Bu sebepten dolayı bütün sistemler birbirleriyle bağlantılı ve bütün olarak çalışırlar.

Bütün olarak çalışan sistemlerden birisinin ortaya koyduğu bir etki, bütün sistemleri etkilemektedir.

Allah'ın yarattığı sabitelerden biriside; her sistemin bir fıtratı olmasıdır.

Sistemin fıtratının ilk ve en önemli unsuru,"anlamıdır." Yani o sistemin varlık nedeni, ne işe yaradığı, fonksiyonu ve amacını belirleyen parametre.

Fıtratın diğer unsurları ise bu anlamı gerçekleştirmek için gerekli olan parametrelerdir. Çalışma mekanizması, ilkeleri, sınırları, ölçüleri, hukuku, değerleri vb. unsurlar.

İşte yeryüzü hayatına en güçlü, derin, bütüncül ve etkili müdahale edebilmek için kaldıraç "fıtrattır".

Yeryüzünü ve içindekileri bozmak, ifsad etmek, köleleştirilmek, sömürmek için de; inşa etmek, özgürleştirmek, adalet ve barışı sağlamak için de kaldıraç fıtrattır.

Düşünelim; insanların düşünce, inanç, karar ve davranış sistemleri ile oynayarak; onları tepkisiz, itirazsız, farkındalıksız, tüketici ve gönüllü köle hale getirip, varlıklarını yok eden; bütün kaynak ve potansiyellerini ve hayatlarını istedikleri istikamette kullanabilenler; üstelik bunu küresel ölçekte becerebilenler, bunu nasıl gerçekleştirebilmektedirler?

Aldatabildikleri insanlara tek tek ulaşıp, tehdit ve teklif edebilmek imkanları mı vardır? Elbette hayır, bunlar küçük bir azınlıktırlar. Fakat kullandıkları kaldıraçın etki gücü bunu yapabilmelerini sağlamaktadır.

Bunlar fıtratın kaldıraç gücünü olumsuz biçimde kullanarak bu etkileri oluşturmaktadır.

Örneğin, herhangi bir sistemin sahici anlamını, sahte bir anlamla değiştirip, bunada insanları inandırsalar ne olur?

"Su, zehirli ve asitli bir maddedir. Eğer içerseniz, banyo yaparsanız yada bitki sularsanız; değdiği yeri yakar ve sizi zehirler" gibi sahte bir anlam üretseler ve insanları inandırsalar ne olur? Elbette yeryüzünde hayat sona erer.

Böyle bir şeye inandıramayacaklarını mı düşünüyorsunuz? O halde insanları ne kadar çok sahte anlama inandırdıkları ve bunlar üzerinden sistemler ve süreçler geliştirdiklerini bir düşünün.

Aynı kaldıraç; hakikat peşinde olanlar, inananlar, namuslular içinde benzer sonuçlar üretmektedir.

İkisi arasındaki fark, namusluların, bütün sistemlerin fıtratlarını, yaratıldığı gibi kabul edip, buna uygun karar ve davranış geliştirmesidir.

Sistemler içinde bir sistem olan insanoğlu, bulunduğu konumda, kendi fıtratına uygun her ne yaparsa, sistemler bütün işlediği için, bu davranış sistemi olumlu etkileyecek ve sistemi inşa edecektir.

Bunun daha organize, topluca, yaygın ve sürekli olması ise etkinin gücünü arttıracaktır.

Ayrıca insan fıtratına uygun her karar ve davranış, yıkıcı ve bozucu davranışların etkisini giderecektir. Zira hak gelince batıl zail olur. Sisteme, özgül ağırlığı yüksek olan girince, düşük olan sistemden çıkar. Bu, hakikat peşinde olanlar için şah stratejidir.

Bir kaldıraç sahibi olmanın yada böyle bir kaldıracın varlığını bilmenin önemi; umutsuzluk, çaresizlik, acizlik, korkaklık, bilmezlik psikolojisine ilaç gibidir.

İdeal politik deyip, Allah'ın emrettiklerinin bu koşullarda gerçekleştiremeyeceğine gerekçe oluşturanlara ufuk oluşmaktadır.

Ne yapacağız? Nasıl yapacağız? Sorularına cevap teşkil etmektedir.

Bu stratejinin nasılını detaylıca anlamak ve nasıl uygulanacağını öğrenmekte, hayatını dava kıvamında yaşamak arzusunda olanlar için anın vacibi olarak tahakkuk etmektedir.


Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr