Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 3 > YALIN OKUYABİLMEK

YALIN OKUYABİLMEK

Hayat ve ona dair herşey, insanların anlayış, kavrayış, algı düzeyleri ile izafi biçimde, yalın olarak okunmak ve anlaşılmak potansiyeline sahiptir.

Her insan, bu anlamda “dördüncü derece” otoritedir.

Kendi kuşatamadığı hususlarda, yararlandığı, destek aldığı, yer yer tabi olduğu bir, “üçüncü otorite” mertebesi vardır.

Bu mertebenin İslam’da karşılığı; “sizden olan emir sahipleridir.”

Bu mertebe, hayatın inşasında, fitneyle ve şeytanla mücadele de gerekli uzmanlık hususlarında; farklı düzey ve alanlardaki yetkinliği ve liyakatı ifade etmektedir.

Bu hususta, Müslümanlarca ana vurgu; “sizden olan”adır.

Hayatın anlaşılması, anlamlandırılması, anlatılması; bunlarla bir yaşam kurulması; bu sürecin önündeki dış ve iç engellerin ortadan kaldırılması; kaynak geliştirilmesi ve yönetilmesi; güncel ve genel olarak perspektif geliştirilmesi süreçlerinde, ilk ve orijinal örneklik teşkil etmek ise “ ikincil otoriteliği” tarif eder.

Bunun İslam’da karşılığı, Hz.Peygamberdir.

Varlığın, oluşların, olguların ve ilişkilerin fıtratları ya da yaratılış özelliklerini belirleyen ve bunlar üzerine yaratan otorite ise “birincil otoritedir.”

Bu mertebedeki otoritenin özel ismi ilahtır.

Bunun İslam’daki karşılığı Allah’tır.

Yaratmayan fakat sahte fıtrat/ yaratılış özellikleri imal edenler, sahte ilahlardır.

Fıtratı yaratıp, bu özelliklere göre varlığı yaratan; varlığın devamı için gerekli her hususu deruhte eden ve sonrasının da sahibi olan tek ilah Allah olduğu için; mü’minler, Allah’tan başkasının ilahlığını kabul etmezler.

Allah, varlığın fıtratlarına uygun, bütüncül ve kusursuz çalışan bir sistem yaratmıştır.

Tek istisna olarak insana, bu sisteme iradi müdahale imkanı tanımıştır.

Karar ve davranışları ile bu müdahaleyi gerçekleştiren insana da din olarak, kendisinin fıtrat özelliklerini göndermiştir.

Yani insan kendi fıtratına/yaratılış özelliklerine göre; durumları okuyup, karar ve davranışlar geliştirirse, fıtratına uygun süregelen hayatı bozmaz, varlığın hukukuna olumsuz müdahale etmez ve varlık nedenini gerçekleştirmiş olur.

İnsanların hayatı okumak, anlamlandırmak, karar verip, davranış sergilemesini; karar ve davranışın mahiyetini ve ortaya çıkacak durumların, sonuçların, sistem ve süreçlerin niteliğini belirleyen bilgi; “dini bilgidir.”

Dinin temel fonksiyonu; karar ve davranışların ve bunların ortaya çıkarttığı hayatın ve hayata ilişkin her şeyin mahiyetini, niteliğini belirlemesidir.

Birincil otorite yani ilah; insanların durumu okuyup, anlamlandıracakları; “anlam hükümlerini”;
Karar verip, davranış sergileyecekleri; “inşa hükümlerini” vaz eder.

Bunlar “birincil hükümlerdir.”

Bunlar; varlığın, oluşların, olguların, ilişkilerin yaratılış özellikleridir. Bu nedenle sadece Yaratan tarafından vaz edilebilirler.

İkincil otorite olarak Hz.Peygamber’de, Kitap’ta yazılı misyonu ve yetkileri dairesinde hükümler vaz eder. Bu hükümler, yaratılış özellikleri yani birincil hükümler çerçevesinde ve kendi misyonunu ifa edebileceği mahiyete sahiptir.

Bunlar ikincil hükümlerdir.

İkincil hükümler, birincil hükümlerden farklı mahiyettedir ve kesinlikle birincil hükümler çerçevesinde üretilmiştir.

Allah’ın Hükümleri yani birincil hükümlerle; Hz.Peygamber’in Hükümleri yani ikincil hükümler arasında karışıklık oluşturmak, rekabet ihdas etmek, mahiyet farklılıklarını bilmemek; ikisinin arasını ayırd etmek veya herhangi birisini kadük bırakmak; bunun üzerinden kavga çıkartmak, insanların kafasını karıştırmak; velev ki; iyi niyetlerle ya da “dava adına” yapılsın;

Ya cehaletten, ya hamakattan ya da ihanetten yapılmaktadır.

“Sizden olan emir sahipleri” yani üçüncül otoriteler, Müslümanlara göre; Allah’ın kitapla gönderdikleri anlam ve inşa hükümleri ile Hz.Peygamber’in şahitliği çerçevesinde görev ifa etmek yetisine sahip olanlardır.

Bu çerçevenin perspektifinden oluşmuş bir doktrin dahilinde halleri okur ve anlamlandırırlar. Daha sonra bu anlama uygun tutumu, karar ve davranışı, aynı çerçevede belirlerler ve gereğini yerine getirirler.

Genel olarak yukarıda ifade edilen hususiyetlerle mukayyed olarak; şakilelerine yani onları farklı kılan özelliklere uygun sorumluluk alanlarında liyakat kesbederler.

Bu kıvamdaki üçüncül otoriteler; gerek özel hayatlarında, gerekse çevreye ilişkin sorumluluklarında; okuma, karar, davranış ve ilişkilerinde; ahlak ve şahsiyetlerinde; samimiyet, ciddiyet ve sadakat gösterdikleri nispette “sizden olan emir sahipleri” vasfını kazanıp, sürdürebilirler.

Üçüncül otoriteleri izlemek, onlardan destek almak, işbirliği yapmak ve yetki verebilmek için mutlaka; Allah’tan başlayan hiyerarşiyi; çelişkisiz, tavizsiz ve bütüncül olarak izlediklerinden emin olmak lazımdır. Aksi takdirde “sizden” nitelemesi sakıt olur.

Zira üçüncül otoritelerin vaziyet ettiği her süreç ve sistem; belirlenen politikalar; alınan kararlar ve davranışların temellerinde anlam ve inşa hükümleri vardır. Eğer bunlar kesintisiz, çelişkisiz ve bütüncül olarak Allah’ın hükümlerinden alınıyorsa; bunlar çerçevesinde halleri okumak, karar ve davranışları gerçekleştirmek liyakatına; hiçbir koşulda dönmemek sadakatine sahipseler; “sizden olan emir sahipleri” vasıflarına da sahiptirler.

Hayatın asıl öznesi olan bizler; “Allah’ın Kulu” olmak hasebiyle; bu hiyerarşik sisteme uygun bir çerçeve içerisinde, temel sorumluluğumuzu üstlenmek zorundayız.

Üretilen anlamlar, kurulan sistemler, karar ve davranışlar, fıtri hiyerarşinin dışında üretilmişse ve bizde bunu kabul etmişsek; hayat sürecimizde ve Allah nezdinde bedelini ödeyecek olan biz olacağız.

Zira dördüncül otorite olarak, Allah’ın, yaratılıştan verdiği kaynakların farkında olup, yerli yerinde kullanmak cehdi ve Allah’a teslim olmak gayreti ile yani şükredici olarak; varlık gayemizden gelen sorumluluklarımızı üstlenmek mecburiyetine sahibiz.

Hak, yetki ve sorumlulukların kayıtsız şartsız devri, nefse hoş gelse de, bu hiyerarşinin birincil hükümlerine uygun değildir.


Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr