Anasayfa > Yazılar > YAŞAMI İNŞA ETMEK

YAŞAMI İNŞA ETMEK

 

Her an bir duruma sahiptir. Her durum, bir davranışı geliştirir. Her davranış, yeni bir durum meydana getirir. Neredeyse sınırsız bu döngüden, insan yaşamı oluşur.

Durumlar, insan yaşamının oluşumunda; maddenin oluşumuna nispetle, moleküllere, atomlara ve hatta atom altı parçacıklara benzerler.

Durumların sürekli, dinamik ve devingen olarak gelişmesi, yaşamın sürekli inşa olduğu anlamına gelir.

Yaşamın inşasının iki boyutu vardır. Bunlardan bir tanesi insanın niyetleri, istekleri ve mahiyet belirlemekteki rolüdür. Diğeri ise davranışın yaratılmasıdır.

Bu durumda, süreklilik arz eden inşa sürecinde; insanın zorunlu olarak, her durum karşısında tutum ve davranışın mahiyetini belirlemesi; buna göre karar geliştirmesi ve davranış iradesi tahakkuk ettirmesi, sürekli ve kesintisizdir.

Bu mahiyetteki kararın ve iradenin, yokluktan, varlığa dönüştürülmesi yani davranışın yaratılması da sürekli ve kesintisizdir.

Yani yeryüzündeki yaşamın oluşturulması da, sürekli ve kesintisiz bir süreçtir.

Maddeye nispeten atomlara benzeyen davranışlar, hayatın her alanında, ölçeğinde, mertebesine ve anında vardırlar.

Her bir davranış, farklı mahiyetleri ile farklı durumları oluştururlar. Farklı durumlarda yaşamın bütün boyutlarını oluştururlar. Bunlar kurumları, sistemleri, ilişkileri, metaları, olguları ve bütün oluşları yani yaşamın kapsadığı bütün unsur, husus ve faktörleri oluştururlar.

Bu keyfiyette, inşa kavramını konuşurken; süreklilik arz etmesi; her an, alan, husus, ölçek, mertebe ve durumu kapsaması; farklı mahiyetleri ile farklı sonuçlar oluşturabilmesi çerçevesinde konuşmak gerekmektedir.

 

Ayrıca inşa kavramına nicelik ve nitelik açısından da yaklaşmak gerekmektedir.

Hâlihazırda zaten var olan bir yaşamın inşası ne demektir, nasıl olmaktadır? Sorusuna da bir cevap oluşturmak zaruridir.

Hayattaki değişimi ve dinamizmi zorunlu kılan unsurlardan bir tanesi; hayatın temel muharrikleri olan; sorunlar, ihtiyaçlar ve hedeflerin dinamik değişkenliğidir.

Durumlar, zorunlu olarak başka durumların doğmasına neden olmaktadırlar. Durumu oluşturan temel unsurlar ise; sorunların çözülmesi, ihtiyaçların giderilmesi ve hedeflerin gerçekleştirilmesidir.

Karşı durum bir sorun oluşturmuşsa, buna karşın sorunu çözebilecek bir durumun oluşturulması gerekmektedir.

Karşı durum yeni bir ihtiyaç ortaya çıkartmışsa, artık yeni durum, ihtiyacı giderecek biçimde oluşacaktır.

Bunların sınırsız olasılık ve kombinasyonları içerisinden, inşanın sürekliliği doğar.

Diğer husus ise nitelik açısındandır. Durumun mahiyetini belirleyen temel faktör davranışın mahiyetidir. Davranışın mahiyetini belirleyen ana unsur ise kök anlamlar ve temel hükümlerdir.

İnsan, karşılaştığı durumu, kök anlamlar çerçevesinde anlar ve anlamlandırır. Temel hükümler çerçevesinde bir davranış belirler.

Bu davranışın mahiyeti, yeni bir durumun mahiyetini belirler.

Yeni durum, karşıdaki unsurun kök anlamları ile anlamlandırılır ve temel hükümleri ile davranışa dönüştürülür. Böylece sınırsız döngü başlar.

O halde inşa bir yönden; sorun, ihtiyaç ve hedeflerin, nicel olarak; dinlerin de, nitel olarak belirlediği, neredeyse sonsuz davranış kombinasyonlarının oluşturduğu durumlar ile oluşur.

Bir durum karşısında muhatabın bu duruma ilişkin tutumunu; durumun, sorun oluşturması, ihtiyaç ortaya çıkartması ya da yeni bir hedef belirlenmesini gerektirmesi durumları, belirleyecektir.

Bunların temel nedeni ise iki biçimde tezahür ederler.

Eğer durum; muhatap olanın kök anlamları ve temel hükümleri çerçevesinde, tehdit oluşturuyorsa, sorun ve risk olarak algılanır.

Eğer durum, tehdit veya fırsat oluşturuyorsa fakat karşı durumun oluşturulması için eksiklikler ve zaaflar tespit edilmişse, ihtiyaçların varlığı biçiminde algılanır.

Durum, tehdit veya fırsat oluşturuyor fakat bunların gerçekleştirilmesi için yapılması gereken işler ve oluşturulması için gereken farklı durumların ihtiyacı biçiminde okunuyorsa, bu durum da hedefler olarak algılanacaktır.

 

Eğer duruma muhatap olan kişi ya da kurum; yaşamı orijinal doğasına uygun inşa edip, yaşamayı esas alan bir inanç ve pozisyonda ise;

Kıyas özneleri ve referansları; insanın orijinal doğasına uygun kök anlamlar ve temel hükümler olacaktır.

Durum, bu referanslara ilişkin tehdit ve fırsat algılamaları ile anlamlandırılacaktır. Bu çerçevede tutum belirlenecek ve davranış gerçekleştirilecektir.

Bu davranış sonrasında ortaya çıkacak yeni durum;

Hayatı, orijinal referanslara göre korumayı hedeflemektedir.

Durumun oluşturduğu tehdit ve fırsatlara göre eksik kalan hususların tamamlanmasını gerçekleştirmeye çalışmaktadır.

Yanlış yapılmış, yıpranmış, eksilmiş, etkisini kaybetmiş unsurların onarılması, değiştirilmesi, tamamlanması, yenilenmesi ihtiyaçlarını gidermektedir.

Bu ihtiyaçların giderilmesi için gerekli olan diğer ihtiyaçları da belirlemiş ve gidermeye çalışmaktadır.

Ya da durum; tehdit ve fırsatların oluşturduğu sorunların çözülmesi, risklerin yönetilmesi, ihtiyaçların giderilmesi; orijinal referansa uygun kriterlerin sağlanarak, yaşamın sürdürülebilmesi için güncel hedefler ortaya çıkartmaktadır.

 

Kısaca, orijinal referanslara göre yapılanmış bir yaşam; sahte anlam ve hükümlerin oluşturulduğu durumlarla yıpratılabilir, değiştirilebilir, bozulabilir. Bu bir “inşa” durumu değildir. Orijinal referanslara nispeten bir “imha” durumudur.

İnşa; imhanın önlenmesini; tahribatın ortadan kaldırılmasını, onarılmasını, yenilenmesini; buna yol açan durumların engellenmesini; bu durumları oluşturan alt yapı ve sistemlerin, iş yapamaz duruma gelmesini içeren süreçleri kapsamaktadır.

İnşa aynı zamanda; insan doğasına ve varlıkların doğasına ve hukukuna uygun bir hayatın inşası için gerekli olan hedeflerin belirlenmesi ve gerçekleştirilmesini de kapsar.

Bu hedeflerin gerçekleştirilmesi için gerekli olan ihtiyaçların giderilmesi, eksiklerin tamamlanması da kapsam dâhilindedir.

Aynı zamanda, hedeflerin gerçekleştirilmesi süreçlerini yok edilmesini hedefleyen, engelleyen, saptıran, geciktiren veya geciktirecek sorunların çözülmesi ve risklerin yönetilmesi de bu kapsamda ele alınmalıdır.

 

Yeniden bir tarif yaparsak; inşa, yaşamın oluşum sürecinde bir nitelik ve niteliğin adıdır.

İnşa; insanın doğası ve varlıkların hukuklarını oluşturan orijinal kök anlamlar ve temel hukuklar çerçevesinde; davranışlar geliştirip, durumlar oluşturarak; yaşamın sürekli yapılandırılması, korunması ve devam ettirilmesinin adıdır.

Sahte doğa ve hukuk normları çerçevesinde davranışlar geliştirip, durumlar oluşturarak, yaşama müdahale etmenin adı da, imhadır.

İnşa; yeniden oluşturmak, değiştirmek, onarmak, zenginleştirmek, yenilemek, orijinal haline getirmek, korumak vb. kavramlarının tamamını kapsamaktadır.

 

Devamlı davranış gelişmek zorunda olan insan, sürekli yeni durumlar oluşturmaktadır. Bu gayri iradi bir durumdur.

İnsanı sorumlu kılan husus, bu davranışı ve durumların mahiyeti ile ilgilidir.

Eğer davranış ve durumların mahiyeti, yaşamın bütünlüğünde; insan doğası ve varlıkların hukukuna uygun bir etki oluşturuyorsa, bu durumu yaşamı inşa eden bir süreci ifade ediyor demektir.

Eğer bu insanın davranışı ve oluşan durumlar yaşama; sahte ve imal edilmiş kök anlamlar ve temel hükümler çerçevesinde müdahale diyorsa, bu kere insan, yaşamı imha ediyor demektir.

İnsanın yaşamı inşa eden mi, yoksa imha eden mi tarafında olacağına, sahici olarak karar vermesi temel sorumluluklarındandır.

Bu kararı belirleyen temel unsur ise tercih ettiği din olacaktır.

 

Murat SAYIMLAR

KASIM 2017


Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr