Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 3 > YUNUS’U KIZDIRAN ŞEY NEYDİ? -1-

YUNUS’U KIZDIRAN ŞEY NEYDİ? -1-

Sohbet bitmiş sıra soru faslına gelmişti. İzin isteyen hanım kıza söz verdi.

“Hocam; Hz.Yunus’u kızdırıp, kavmini terk etmesine neden olan şey neydi?”

Hoca; “Ben size Yunus İbrahimi’yi kızdırdırıp, ülkesinden ayrılmasına sebep olan hususu anlatayım.”

Yunus İbrahimi, Balkanlar’ın en zor coğrafyalarından birisinde, namahrem eli değmemiş toprakları olan bir vadideki köylerden birisinde yaşıyordu.

Ailesi çiftçilik yapıyordu ve büyük arazilere sahiptirler.

Yunus, üniversitede, ziraat fakültesinde okudu.

Bulundukları bölge, Osmanlı zamanında fetihlerin muallak taşı mahiyetinde bir yerdi.

Genç nüfusu fazla, insanlar zeki idi. Ancak büyük göç verme belasından muzdariptiler. Bu hızla gitse yirmi otuz senede bölge Müslümansız kalmak tehlikesi ile karşı karşıyaydı.

Yunus, üniversite sıralarında sohbetlere katılırdı.

Kendisi, bilmem kaçıncı kuşak dedesinden miras, derviş meşrep bir insandı.

Giyemeyeceğinden fazlasını almaz, yiyemeyeceğinden fazlasını biriktirmez, harcayacağı yeri belli olmayan parası olmazdı. Yani hafif yaşardı.

Bu huyu dolayısıyla, kullanamayacağı bilgiye de talip olmazdı. Bir başka anlatımla, bilgiyi mutlaka hayatını inşa etmek için elde etmeye çalışırdı.

Katıldığı sohbette bir keresinde; “helal ve temiz olanlardan yeyin” hükmü okundu. Yunus; “helal açıkta, temiz olan nedir?” Diye sormuştu.

Fıtratına aykırı bir unsur ve usul olmadan yetiştirilmiş, insan fıtratına uygun biçimde hazırlanıp, pişirilmiş ürünlerdir” diye cevap almıştı.

Bu bilgi Yunus’un iş tercihini belirlemişti.

Köyleri, toprakları organik sertifikalı bir bölgede olduğu için zorluk çekmedi. Okul bitiminde, organik ürünler yetiştirdiği ve bunları insan fıtratına uygun biçimde işlediği bir çiftlik kurdu.

Yunus’un hayatındaki kırılım noktaları, sizin sorduğunuz gibi soruları, ya bilgi sahiplerine ya da kendine sorduğu ve buna derinlemesine cevap bulabildiği demlere denk gelir.

Bir sohbette;

73.3 - (Gecenin) Yarısı kadar. Ya da ondan biraz eksilt.

73.4 - Veya üzerine ilave et. Ve Kur'an'ı tertil üzere oku.

Ayetleri okundu. Yunus yine sordu; “tertil üzere ne demektir?” 

Ağır ağır, sindire sindire, düşüne düşüne, bir düzen içinde, kendini, halleri esas alıp, okudukları üzerinden anlayıp, anlamlandırmak çabası ile okumak.

Bu Yunus için yeni bir kırılım noktası demekti. Zira bundan sonra Kitab’ı böyle okumaya başladı.

“Yaratan Rabbi’nin adıyla oku” ayetini tertil üzere okuyunca başka bir kırılım noktasıyla daha yüzleşti.

Bu süreç, neyi, nasıl, nereden, ne kadar ve hangi usulle okuması, anlaması, anlamlandırması ve yapması gerektiği hususunda bir perspektifi inşa etti, Yunus da zaten bilgiyi, hayatı inşa etmek için elde etmeye çalışan bir mizaca sahipti.

Bu nedenle önce Kitaptan mülhem tasavvurlara, sonra bunlara uygun davranışlara sahip olmaya başladı. Bunların samimi ve istikrarlı tekrarları ile haller ortaya çıkmaya başladı.

Bu süreçte Yunus çoğunlukla çiftlikte, kendine dönük bir hayat geçirdi. Ancak küpün dışına sızdırma demi gelince, artık insanlarla paylaşmak zorunlu oldu.

Şehre daha sık inip, arkadaşlarla muhabbeti sıklaştırmaya başladı.

Kazandığı perspektif, yeni, kapsamlı ve derin bir bakış açısı ve yaklaşım oluşturmuştu.

İnsanları, durumları, ilişkileri, faaliyetleri, sebepleri, sonuçları, dini, sistemi velhasıl herşeyi bir başka okuyor, anlıyor ve anlamlandırıyordu.

Herşey artık çok farklıydı.


Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr