Anasayfa > Öteki Yazılar > Kapı Aralığından 1 > YÜZLEŞME YAHUT YÜZSÜZLEŞME
YÜZLEŞME YAHUT YÜZSÜZLEŞME 
                         - BİR-
 
Yüzleşme, içinde bulunulan halin, karşı karşıya kalınan durumun, sorunların, ihtiyaçların, hedeflerin, tercihlerin, ilişkilerin, karar ve davranışların;
 
Sahih bir referans çerçevesi esas alınarak;
 
Sahihlik, sıhhat, meşruluk, yetkinlik, kemal, bütüncüllük, adalet, üretim vb. kavramlar çerçevesinde;
 
Gözden geçirilmesi, yeniden okunması, muhasebe edilmesi, mukayese edilmesi gibi bir eylemi ifade eder.
 
Sahih referanslar, yüzleşme öznesinin kabul ettiği; varlık nedeni, kök amaçlar, değerler, ilkeler, sınırlar, ölçüler, kriterler, kurallar, ilişkiler, temel hukuk, stratejiler, yöntemler vb. hususlardan oluşmaktadır.
 
Bu safhada iki temel yüzleşme söz konusudur.
 
Birincisi, durumun, referanslara uygunluğu alanındadır.
 
İkincisi ise referansların, hakikate uygunluğu yönündedir.
 
Yüzleşme bilinçle, isteyerek veya istem dışı, mecburiyetle gerçekleşebilir.
 
Yüzleşmeler sonucunda, o ana kadar farkında olunmayan bilgiler, duygular, tasavvurlar ortaya çıkabilir.
 
Hatta bunların pek çoğu ancak yüzleşilen durum karşısında ortaya çıkarlar.
 
Yüzleşme sonucunda elde edilen yeni bilgiler, duygular, tasavvurlar, farkındalıklar; yeni karar ve davranışları oluşturabilirler.
 
Yeni karar ve davranışlar; 
 
Yüzleşme öncesi çözülemeyen bazı sorunların çözülmesini sağlayabilir.
 
Doğru, isabetli, yetkin, etkin, üretken, yeterli olmayan, bazı karar ve davranışların kemaline vesile olabilir.
 
Kemal babından, bulunulan hal, konum ve mertebeden daha ötelerine geçmeyi tetikleyebilir.
 
Yeni ufuklar açabilir.
 
Tıkanıpta, açılamayan sistem ve süreçlerin sorunlarını gidermek için fırsat oluşturabilir.
 
Yüzleşme, yaşamın doğasında en etkili okuma, anlama, eğitim, değişim ve gelişim yöntemlerinden birisidir.
 
Yüzleşme, Rabb Mektebi'nin en önemli usullerinin başında gelenlerdendir.
 
Çoğu zaman yüzleşmeler, farklı çaplarda kaoslar sonucunda oluşur. Kaoslar mevcut düşünüş, inanış, davranış, ilişki biçimlerini, kalıplarını, sistemlerini dağıtır. İşte bu noktada yeni, sahih ve etkili olan bilginin ortaya çıkmak ihtimali belirir. Daha sonra kaos, doğası gereği yeniden düzene kavuşur. Fakat yeni düzen, yeni bilgi ile kurulacağı için bu durum değişim yada gelişim tarzında tahakkuk eder.
 
Yüzleşme mevcut hal içinde olanlardan farklı durum, mahiyet, kişi, düzey, nicelik, koşul, tarz, biçim vb. ile karşı karşıya gelerek oluşur.
 
Bazen bilerek ve planlı şekilde yapılır. Bazende zorunlu olarak.
 
Bunlar, olumlu ve olumsuz; zor, kolay; soyut, somut; avantaj veya risk taşıyan unsur ve hususlar olabilirler.
 
Eğer insanlar, kurumlar, toplumlar; bozulmaya uğruyorlarsa, tıkanmışlarsa, gelişemiyorlarsa; bilinçli yüzleşme süreçleri ile yeniden okuyup, öğrenerek durumlarını düzeltip, geliştirme imkanı yakalayabilirler.
 
Eğer bunu yapmazlarsa, bu kere zorunlu yüzleşme süreci başlar. Bu süreç genellikle, musibetler, sorunlar, sıkıntılar, acılar vb. bedeli olan olgularla gerçekleşir.
 
" Nus ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdirden anlamayanın hakkı kötektir" sözü bu tür yüzleşmenin sistematiğini özetler.
 
Fakat olay burada bitmez; " kötekten anlamayanın hakkı helaktir" biçiminde devam eder.
 
Bu fazda artık yüzleşme, yüzsüzleşmeye evrilmektedir.
 
Yüzsüzleşme bir kaç anlam ve sonuç üzerinden tarif edilebilir.
 
Haddi tecavüz edip, bunda ısrar etmek, bu anlamlardan birisidir.
 
Haddi yani sınırları belirleyen referans çerçeve kapsamındaki hususlar üzerinden yüzleşilir.
 
Karar ve davranışlar, ilişkiler eğer referans çerçevedeki varlık nedenini ve anlamları gerçekleştirmiyorsa; amaçlar ve hedefler, kök amaçlara uygun belirlenmiyorsa; belirlenen değerler, bu çerçevedeki değer yargılarına uygun değilse; hukuk kaideleri, buradaki temel hukuk hükümlerinden çıkarılmamışsa; tüm sistem, süreç ve ilişki prensipleri, bu çerçevedeki ilkelerden mülhem değilse; ölçüler, kriterler ve kurallar bu çerçeveye uygun belirlenmemişse; temeli oluşturan hükümlerde değiştirme, bulaştırma, ekleme, çıkartma ve bütüncül olarak uygulamamak varsa; bu durumlarda haddi tecavüz vardır.
 
Eğer bu hal sürekli muhasebe ve düzeltmeye tabi tutulmuyorsa ve devamında ısrar ediliyorsa; buna yüzsüzleşme denilebilir.
 
Hak edilmeyenleri talep etmek başka bir yüzsüzleşme nedeni olarak ifade edilebilir.
 
Hak etmek; bir yönden hukuka ilişkin, diğer yöndende gayret ve liyakatle ilgilidir.
 
Bu yüzsüzler; ya zulmederler, ya da nankörleşirler. Her durumda ve ölçekte kendilerine ve çevreye zarar verirler.
 
Yüz; zat, öz, mahiyet ve dolaylı bir şekilde şahsiyet anlamında kullanılabilir.
 
Eğer gerçek ve tüzel kişiliklerin zatını, özünü oluşturan özellikler; orijinal doğalarından yani hakikatten uzaklaşmaya, farklılaşmaya başlamışsa, yüzsüzleşmede başlamış demektir.
 
Bu tür yüzsüzleşme; bizatihiliğini yitirme, öz ve mayanın bozulması, mahiyet değişmesi, şahsiyet kaybı gibi tezahürlere sahip olabilir.
 
Bu anlamda yüzsüzleşmenin bedeli, bir yönden bizatihi yani zata yöneliktir. Diğer yandan bu zatın etkileyebildiği bütün kişi, kurum, süreç, ilişki, sistem, süreç vb. hukukuna ilişkindir.
 
Her iki durumda da, fıtrattan ayrılmanın bütün bedelleri ödenir.
 
4.47 - Ey kendilerine kitap verilenler! Birtakım yüzleri silip de tersine çevirmeden, yahut cumartesi halkını  lânetlediğimiz gibi onları lânetlemeden, yanınızda bulunanı doğrulayıcı olarak indirdiğimiz bu kitaba (Kur’an’a) iman edin. Allah’ın emri mutlaka yerine gelecektir.
 
Ayetin kapsamındaki yüzsüzleşme ise hakikate tuzak kurup, kaynağından yüz çevirenlerin ödeyeceği bedel olarak görülmektedir. Keyfiyetini bilmediğimiz bir biçimde yüzsüzleştirilme operasyonuna maruz bırakılacaklardır.
 
3.77 - Şüphesiz, Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa değişenler var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur. Allah, kıyamet günü onlarla konuşmayacak, onların yüzlerine bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır.
 
Yüzsüzleşmenin bir başka tezahürü ise, ahirette Allah'ın bakacağı bir yüzün kalmaması, adam yerine konulmamadır.
 
Bu gruptaki yüzsüzler, Allah'a verdikleri ahde vefa göstermeyenlerdir. Bunları tanımak zor değildir. Çünkü bütün gizli ve açık sözlere, sözleşmelere sadakatin temelinde, Allah'a verilen ahde sadakat vardır. Eğer zatına ve çevresine verdiği sözlere ve yaptığı sözleşmelere sadık olmayan birisi görülürse; onda yüzsüzleşme temayülü var demektir. Bu da ahirette bakılacak bir yüze sahip olunmaması bedelini ödetir.
 
Esasında zorunlu unsurlar olan yüzleşme yada yüzsüzleşme; mahiyetleri, sebepleri, süreçleri ve sonuçları itibarıyla bilinmek ve önemsenmek zorundadır.
 
Bu nedenle, hayata ilişkin örneklerle bu hususun üzerinde düşünmeyi sürdürmek gerekmektedir.
 
 
 
 
 
 

Copyright 2019 - İnşa Enstitüsü

netnet.com.tr